Psikofarma »

Eylül 26, 2016 – 11:07 pm | 40.534 Kez Görüntülendi

Epilepsi Nedir? Epilepsi İlaçları Nelerdir?

Epilepsi nedir?

Epilepsi normal nörolojik işlevleri bozan tekrarlayıcı nöbetlerin …

Read the full story »
Antidepresan İlaçlar

Antidepresan İlaçlar »»» Depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlardır. kimyasal yapılarına ya da etki düzeneklerine göre sınıflandırılırlar.

Antimanik İlaçlar

Antimanik İlaçlar »»» Zihin Dengeleyiciler Depakene Depakote sprinkles Lamictal (lamatrogine) Lithium (lithium carbonate) Eskalith Lithobid

Antipsikotik İlaçlar

Antipsikotik İlaçlar»»» Şizofrenideki düşünce bozukluğu, hallüsinasyonlar ve delüzyonlar gibi gürültülü psikoz belirtilerini giderir ve nüksü önlerler

Anksiyolitik İlaçlar

Anksiyolitik Sedatif Hipnotik ilaçlar »»» anksiyete tedavisinde kullanılan ilaçlardır. Diğer bir deyişle kaygı ve korku gidericiler olarak da adlandırılırlar

Antiepileptik İlaçlar

Antiepileptik ilaçlar »»» Epilepsinin yanı sıra epileptik olmayan nöbetlerin tedavisinde de kullanılılan ilaçlar Fenitoin Karbamazepin Barbitüratlar

Home » ilaç, ilaçlar, Psikofarmakolojik Yazılar

Uyuşturucu Maddeler (Psikotrop)

Submitted by on Temmuz 2, 2009 – 7:28 pm | 106.126 Kez Görüntülendi

UYUŞTURUCU () MADDELER

En genel tanımı ile uyuşturucu maddeler; kullanan kişide merkezi sinir sistemini etkileyerek, uzun süreli kullanımlarda bağımlılık oluşturan maddelerdir. Gerçekte uyuşturucu kavramı yasal kısıtlılığı olan maddelerin (psikotrop maddeler) bir alt gurubunu tanımlamaktadır ancak yaygın olarak bu tür maddeler için uyuşturucu terimi kullanıldığından burada da bu şekilde kullanılacaktır. Uyuşturucu maddeler yalnızca kullanan kişiyi etkilemekle kalmayıp, o kişi veya kişilerin içinde bulunduğu toplumun düzenini de etkilediği için bu maddelerin yasal olarak kontrol altına alınması gereği ortaya çıkmıştır.

İnsanların çok eski çağlarda bazı bitkileri uyuşturucu ve uyarıcı etkisinden yararlanmak amacıyla kullandıkları bilinmektedir. Bu kullanım günümüzde de sürmektedir, ancak son yüzyıldır sentetik organik kimyadaki hızlı gelişmeden dolayı bu durum değişik bir boyut kazanmıştır. Sentetik olarak üretilen uyuşturucular nedeniyle, uyuşturucu kullanımı açısından günümüzde, insanlık tarihinde daha önce olduğundan çok daha ciddi sorunlar ortaya çıkmıştır. Bu da ulusal ve uluslararası kurumsal etkinliklerin; uyuşturucuların kötüye kullanılmalarını durdurmak yada en azından kısıtlamak ve böylece bireyler üzerideki; dolayısıyla toplumun büyük kesimlerindeki zararlı etkilerini önlemek için çalışmalarına yol açmıştır.

“Uyuşturucu Madde” () ve psikotrop kelimeleri akli faaliyeti ve ruhsal durumu etkileyen bir dizi maddeleri kapsar.

Bazı uyuşturucu maddeler, bu faaliyeti yavaşlatırlar (merkezi sinir sistemini uyuşturan ). Sonuç olarak bu maddeler ağrı dindirmek için (, ), sinirsel heyecanı bastırmak veya sinirsel bozuklukları sınırlamak için () veya endişe gidermek için () kullanılan faydalı, tıbbi uyuşturuculardır.

Diğer uyuşturucular, akli faaliyetleri zıt yönde etkilerler. Mesela bunlar heyecan halleri meydana getirirler. Bu sebeple bu maddelerin tembih edici etkileri olduğu söylenir. Bunlar tedavi gayeleri ile sadece zihni faaliyetin temerküzü (canlandırılması) ve faaliyetlerin arttırılması gerektiği zaman (açlık hissini giderici maddelerle aşırı şişmanlığın tedavisi) kullanılırlar.

Akli faaliyet üzerindeki kuvvetli etkilerine rağmen bazı maddeler vardır ki, bunların hiç bir tıbbi kullanımı yoktur veya çok sınırlı kullanımı mevcuttur. Bunlar “halisinojen” maddelerdir, yani hayaller ve evhamlar meydana getirmede kullanılan maddelerdir. Bu maddelerin arasında Hint Keneviri de yer almaktadır.

Bireysel etkenlerin yanında toplumsal ve ekonomik nedenlerinde büyük rol oynadığı ilaç bağımlılığının, özellikle gelişmiş ülkelerde yaygın olduğu görülmektedir. Ülkemizde ise ilaç suiistimali geçmişte oldukça düşük düzeyde ve sadece afyon, esrar, öksürük ilacı ve barbitüratlarla sınırlı iken, son yıllarda Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlerde özellikle uyku ilaçları ve trankilizanları tıbbi amaçlar dışında da kullananların sayısı artmıştır. Bu durum küçük kasaba ve köylerde dahi yaygınlaşmaktadır.

1986 yılı Ocak ayında yapılan “Uyuşturucu ve psikotrop ilaç düzenlemeleri” konulu toplantıda Türkiye’de bu tür ilaçların kullanımındaki artışın 1975 – 1980 yılları arasında yüzde yüz olduğu, son beş yılda (1980 -1985) ise bu artışın yüzde dört yüze çıktığı belirtilmektedir. Bu nedenle santral sinir sistemi üzerinde etkili olan, suiistimal edilen ilaçların ve bu ilaçlar yanında bulunabilecek maddelerin analizleri Forensik (adli) ilaç laboratuarlarında, özellikle Kriminal Polis Laboratuarlarında ayrı bir önem taşımaktadır.

Bu ilaçların analizleri, renk ve gravimetrik spektrofotometrik, spektrofluorometrik, polarografik, radioimmunoassay kağıt kromatografisi, ince tabaka kromatografisi, yüksek basınçlı sıvı kromatografisi ve gaz kromatografisi gibi çeşitli yöntemlerle yapılmaktadır.

İlaçların tıbbi indikasyon (gereklilik) dışında kullanılması ve özellikle hekimin gerek göstermediği durumlarda kişinin kendi inisiyatifi veya yetkisiz kişilerin tavsiyesi üzerine kullanılması ilaç suiistimali veya tıbbi olmayan ilaç kullanılışı diye adlandırılır. Bu ilaç suiistimalinin geniş anlamda tanımıdır. Bu tanıma göre bütün ilaçlar için suiistimal söz konusudur. Böylece antibiyotiklerin, vitaminlerin, antiasit ilaçların, glukortikoidlerin, nonsteroidal antiinflamatuvar ilaçların suiistimalinden söz edilebilir. İlaç suiistimali (ilacın kötüye kullanılması) ile ilacın kötü kullanılması farklı şeylerdir. Yanlış ilaç kullanılması, onu doğru olarak kullanması gereken kimselerin ya hekimlerin veya hekimin kontrolü altındaki hastaların ilacı yanlış indikasyonda, çok kısa veya uzun bir süre kullanmaları gibi durumları veya benzer durumları kapsar.

Bazı psikotrop (diğer adıyla psikoaktif) ilaçlar kişide bağımlılık yaptıkları için, yukarıdaki tanımda olduğu gibi indikasyon (gereklilik) dışında, devamlı yada periyodik olarak uzun süre (bazen yaşam boyunca) ve ekseriya giderek artan dozlarda kullanılırlar. Bağımlılık yapma potansiyeli olan ilaçların çoğu tıpta hastalıkların tedavisi ve diğer amaçla kontrolü şeklinde kullanıldığında bu ilacın suiistimali anlamına gelmez. Bağımlılık yapan ilaçlardan bazıları (LSD ve benzeri ve esrar gibi) tedavi amacıyla kullanılmadıklarından, her zaman suiistimal edilirler. İlaca bağımlılık bazen sadece psişik bağımlılık şeklinde olabilir, fakat tek başına fiziksel bağımlılık gelişmez. Fiziksel bağımlılık gelişmişse beraberinde psişik bağımlılık ta gelişmiştir.

Bazı Tarifler

Kötü Kullanım (suiistimal) : Bir ilaç yada maddenin tedavi dışı amaçla ve tedavi kuralları dışında kullanılması.

Alışkanlık (İtiyat) : Doğal yada sentetik ilaç yada sentetik maddeyi sürekli kullanma isteği, psişik bağımlılık.

(İptila) : Doğal yada sentetik maddelerin sıklıkla kullanılmasına bağlı zaman zaman yada sürekli olan bir zehirlenme olayıdır. Maddenin alınması önüne geçilmez bir gereksinim ve zorunluluktur. Direnç artımı vardır. Bu yüzden kullanılması gereken miktarlar giderek artar. Kullanılmadığında yoksunluk belirtileri ortaya çıkar. Hem psişik hem de fiziksel bağımlılık oluşmuştur. Her ne şekilde olursa olsun maddenin elde edilmesi yönüne gidilir. Zararlı etkileri hem kişiyi, hem de toplumu yıkar.
Yoksunluk Belirtileri : Tutku yapan madde alındığı zaman kaybolan bir dizi psişik nörovejatatif ve fizik klinik belirtiler topluluğudur.

Direnç Artımı (tahammül, tolerans) : Doğal yada sentetik bir maddenin sık tekrarlanan kullanımından sonra o maddeye uyum ve dayanıklılık kazanılmasıdır. Böylece aynı miktarda kullanıma karşı farmakodinamik etkinin giderek azalması, farmakodonamik etkiyi belirli bir düzeyde tutmak için maddenin miktarının giderek arttırılması zorunluluğudur.

Direnç Aktarımı : Bir maddeye olan bağımlılıkta ortaya çıkan direncin o maddeye benzeyen bir diğerinde de oluşması. Mesele alkoloitlerde anesteziklere, trankilizanlara, barbituratlara karşı görülen dayanıklılık yada az etkilenme.

: Bileşimlerinde azot, karbon, hidrojen bulunduran ve çoğunlukla bitki hücrelerinde rastlanan acı lezzetli bazik özellikli organik bileşiklere denir. Bazılarının bileşimlerinde oksijen de bulunur. Bu bakımdan alkaloitler, bileşimlerinde oksijen bulunduran ve bulundurmayanlar olmak üzere ikiye ayrılırlar. alkaloitler zehirli olduklarından insan ve hayvanlar için tehlikelidirler. Ancak bu maddeler dozajları ayarlanarak, tıpta tedavi amaçlı olarak kullanılmaktadır. , kodein, papaverin, nikotin, , , , , , , alkaloitlerden bazılarıdır. Çay yapraklarında ve kahve tohumlarında kafein alkaloiti, kınakına ağacı kabuklarında kinin, karabüken tohumlarında strikninin, baldıran tohumlarında koniin, güzelavratotu yaprak ve meyvelerinde atropin, Erythroxylum coca yapraklarında , kurtboğaz bitkisinin rizom veya köklerinde akonitin alkaloitleri bulunmaktadır.

Bağımlılık Etkisi :

Uyuşturucu maddelerin kişide oluşturduğu bağımlılık genel olarak iki türdür. Bunlar;

– Psikolojik bağımlılık,

– Fiziksel bağımlılıktır.

Psikolojik Bağımlılık :

Zararlı etkileri bilindiği ve görüldüğü halde bir maddeye karşı ileri bir istek gereksinim duyulması. Fakat direnç artımı ve yoksunluk belirtileri gelişmemesi. Bu durum, kişinin uyuşturucu madde kullanarak; bas kılardan kurtulmak, dünyayı toz pembe görmek istemesi şeklinde ortaya çıkar. Bağımlılık sonrasında da uyuşturucu bulamadığı zaman kişi, hayatın kendisine zindan olacağı, mahvolacağı duygusuna kapılır. Uyuşturucu kullandıktan sonra her sorunun üzerinden geleceğini sanır. Kullanılan uyuşturucuların türüne bağlı olarak psikolojik bağımlılık yapma etkisi değişir.

Fiziksel Bağımlılık :

Hücrelerin normal fonksiyonlarını sürdürebilmeleri için o maddeye ihtiyaç duyulması, madde kullanıldığında ortaya psişik ve fizik belirtilerden oluşan karmaşık bir klinik tablo çıkması. Vücudun uyuşturucu maddeyi istemesidir. Uyuşturucu kullanılmadığında fiziksel tepkiler başlar. Bunlar kullanılan uyuşturucunun türüne bağlı olarak değişmekle birlikte, genel olarak; uykusuzluk, esneme, burun ve gözlerin akması, terleme, ürperme, titreme, adalelerde kasılma, sırtta ve bacaklarda şiddetli adale ağrıları, kusma, ishal, nefes alma hızının artması, tansiyon ve hararette artış gibi belirtilerdir.

psişik bağımlılık, bağımlılık durumu psişik alana kısıtlıdır. Kişide keyif almak ve ilaç yokluğunda yapacağı psişik huzursuzluğu önlemek için, engellenmesi zor bir ilaç arama ve onu tekrar kullanma davranışı olmuştur. Bazı ilaçlar sadece psişik tipte bağımlılık oluştururlar. Fiziksel bağımlılık, ilacın etkilediği nöron sisteminde veya sistemlerinde ilaca karşı adaptasyon gelişmesi sonucu ortaya çıkan yeni bir homeostaz (denge) veya nörohimorel (sinirsel) denge durumudur. Fiziksel bağımlılık yapan ilaçlar genellikle SSS’ni eksite eden (uyaran) ve iştahı kesen ilaçların kesilmesi ise SSS depresyonu belirtileri (uzun sureli uyuma, uyuşukluk ve yorgunluk gibi) ve hiperfalji (aşırı yemek yeme) ile karakterize bir yoksunluk sendromu oluşturur.

İlaç kullanmaya başlama ile fiziksel bağımlılığın gelişmesi arasında geçen süre ilaç gruplarına göre değişir. Mesela narkotik analjeziklere karşı çabuk fiziksel bağımlılık oluştuğu halde, alkole karşı geç oluşur.

Uyuşturucu Maddelerin Sınıflandırılması

Uyuşturucu maddeler elde ediliş şekillerine göre; doğal, yarı sentetik ve sentetik olarak sınıflandırılabildikleri gibi; daha çok kullanıldığında oluşturdukları etkilere göre de sınıflandırılırlar. Buna göre başlıca dört ana grupta toplanabilirler.

– Depresanlar (uyuşturucular),

– Stimulanlar (uyarıcılar),

,

– Halisunojenler (hayal gördürücüler).

Bunların dışında, merkezi sinir sistemini etkileyerek bağımlılık yapabilme özelliği olan ve bu amaçlarla kullanımları da söz konusu olan tolüen, ksilen, gibi bazı kimyasal maddeler de ayrı bir gurup olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak bunların üretim amaçları farklı ve kullanımları fazla yoğun olmadığından burada ayrı bir gurup olarak dikkate alınmamışlardır.

1. Depresanlar (Uyuşturucular) :

Bu guruptaki maddeler merkezi sinir sistemini etkileyerek genel olarak kişide uykululuk ve uyuşukluk hali oluştururlar. Bunlar da iki alt guruba ayrılabilirler.

Sedatifler (yatıştırıcılar): Heyecan giderici ve sakinlik verici özellikleri vardır. Vücutta bir gevşeme oluşturur, dinlenmeyi sağlarlar. Uykuya sebep olmayabilirler.

Hipnotikler (uyutucular): Uykusuzluğu gidermek, uyumayı sağlamak amacıyla kullanılırlar.

Depresanlar gurubunda sentetik olarak üretilen çok sayıda madde vardır. Bunlar arasında suç bilimcisiyle ilgili olanlar:

– Barbituratlar (Barbital, fenobarbital…)

(…)

– Disübstutiye kuinizalonlar (…)

– Piperidinedion türevleri (glutethimide, methylpyralon)

ve glikollerin karbamik asit esterleri (, …) dir.

Bu maddelerin uzun süreli yüksek dozlarda kullanımları alışkanlık oluşturmakta ve bağımlılığa yol açmaktadır. Oluşturdukları etkiler açısından bu guruptaki maddelere benzeyen ve ağrı kesici olarak kullanılan afyon kökenli maddeler ve diğer bazı ağrı kesiciler de bu guruba sokulabilir olmakla birlikte, bir çok literatürde narkotikler olarak ayrı gurupta incelenmektedir.

Barbituratlar :

Bazı argo isimleri = , sarı kabuklar, , , , , , , , , , , , , , , , sarı ceketler.

Barbiturat bağımlılığı barbiturat ve diğer uyku ilaçlarının kullanılması sonucu meydana gelebildiği gibi trankilizan ilaçlar ile de oluşabilir. Barbituratlardan bağımlılık yapma potansiyeli olanlar, kısa süreli etkili olanlardır. Uzun süre etkili olanlar (Fenobarbital gibi) bağımlılık yapma potansiyeli düşüktür. 2500 den fazla barbiturik asit türevi sentezlenmiştir. Bunlardan yaklaşık 15 tanesinin tıbbi kullanımı vardır. Küçük dozlarda sinirleri teskin edici ve daha büyük dozlarda ağız yoluyla alındığında 20 – 60 dakika uyutma etkisi vardır. Eğer dozaj arttırılırsa uyuma ve koma ve karmaşık kardiovasküler komplikasyonlar sonucu ölüm de meydana gelebilir. Veterinerler fenobarbital’ı anestezi ve acısız öldürme amaçlarıyla kullanırlar.

Barbiturat tipi bağımlılığın başlıca özellikleri şunlardır.

a- Psişik bağımlılık ilacın türüne göre değişen derecelerde olur, ekseriya belirgin derecededir.

b- Güçlü fiziksel bağımlılık gelişir.

c- Tolerans gelişir, alkole olan toleranstan daha fazla, fakat morfine olan toleranstan daha az derecededir.

Alkol (Etil Alkol, Etanol) :

Keyif verici olarak kullanılır. Saf halde renksiz, kokusuz ve uçucudur. 78 0C’de kaynar. Alkol meyve ve tahılda mevcut karbonhidratların fermantasyonu esnasında meydana gelir. İçki olarak fermantasyon sıvılarının destilasyonu ile elde edilen alkol kullanılır. Birada % 1 – 6, şaraplarda % 7 – 12, konyak, viski, rom, rakı, votkada % 45 – 50 oranında alkol bulunur. Memleketimizde alkol tüketimi kişi başına yarım litre, Fransa’da 7, İtalya’da 11,23, Belçika’da 9, İngiltere’de 4, Norveç’te 1 litredir.

Alkol bünyesel ve sosyal bir zehirdir. Birçok memleketlerde cinayetlerin % 50’sinde, alkol rol oynamaktadır. Suçlu çocukların % 76’sının ana veya babalarının alkolik oldukları tespit edilmiştir. Trafik kazaları % 10 – 45 oranında alkol tesiri altında meydana gelmektedir. Zührevi hastalıkların yayılmasında, fuhuş ve ırza geçme suçlarında alkol mühim rol oynar.

Kanunlarımıza göre alkol alınması, otomobil kullananlara ve görev sırasında seçim zamanı yasaktır. Alkol alan kişi umumun rahatını bozacak olursa cezalandırılır. İki defa alkol sebebiyle suç işleyen kanunen alkole itiyat edinmiş sayılır. 6 aydan az olmamak üzere hapsedilir. İtiyadı İptila, bağımlılık derecesine vardıranlar akıl hastanelerinde tedavi edilir. Sarhoşluk nedeniyle suç işleyenlerin ceza sorumluluğu tamdır. Ancak sarhoşluk, tedavi amacıyla veya şahsın kendi iradesi, istemi dışında meydana gelmişse ceza sorumluluğu yoktur. Ağız, solunum ve damar yoluyla alınabilir. Organlarda bir kısım alkol yakılır. Akciğer ve böbreklerden % 1 – 5 alkol yanmadan dışarıya atılır. Kandaki alkol miktarı, alınışından itibaren yarım ile bir saat sonra en yüksek oranı bulur. Öldürücü doz 150 – 200 gram alkol veya buna tekabül eden miktarda içki (mesele 300 – 400 cc. rakı) bir defada veya çok kısa bir sürede alınırsa insanı öldürür.

Alkol bağımlılığı birçok bakımdan Barbiturat tipi bağımlılığa benzer; bu nedenle, bazı kaynaklarda alkol-Barbiturat tipi bağımlılık diye tek bir tip ayırt edilebilir. Alkol, Barbituratlar ve diğer uyku ilaçları ve trankilizan ilaçlar arasında çapraz bağımlılık ve çapraz tolerans ilişkisi vardır Alkol batı kültüründe çeşitli vesilelerle sık kullanılan bir maddedir. Bu kullanış şekillerinde genellikle bağımlılık söz konusu değildir. Topluca kabul edilen alkol kullanılışı ile bağımlılık arasındaki sınır oldukça izafidir.

Başlangıç döneminden sonra bağımlı diğer bazı dönemlerden geçerek sonunda, içme özlemini kontrol edemez hale gelir, kısır döngüye girer ve obsesif şekilde içmeye başlar.

psişik bağımlılık değişik derecededir. Orta derecede bir özlemden önüne geçilmeyen bir özleme kadar değişebilir. Fiziksel bağımlılık geç olarak ve alınan miktar bir hayli fazlalaştıktan sonra ortaya çıkar.

Kloral Hidrat :

En eski uyuşturuculardan olan kloral hidrat ilk defa 1862′ de sentezlenmiştir. Barbituratlardan sonra en çok kullanılan depresanlardandır. Girişken, hafif buruk kokulu, tereyağı tadındadır. Depresan etkisi bağımlılık ve toleransa neden olur ve alkolünki ile mukayese edilebilir. Yan etkileri delirium tremens’e (davranış bozuklukları) benzer. Kloral hidrat sıvıdır. Şurup ve yumuşak jelatin kapsüller halinde piyasaya sürülmüştür. Kloral hidrat’ın alkollü içkilerle karıştırılması zehir etkisi gösterir. Bir sokak uyuşturucusu (street drug) değildir. Başlıca suiistimal edenler yaşlı yetişkinlerdir.

2. Stimulanlar (uyarıcılar) :

Uyarıcılar kullanan kişiye zindelik verir, uykuyu önler. Başlıca örnekleri amfetaminler ve kokaindir. Amfetaminler uyku önleyici etkileri yanında, iştah kesici olmaları nedeniyle zayıflama amacıyla kullanılırlar. Açlık giderici ilaçları kullananların belli bir zaman sonra dozu arttırmalarının nedeni açlık hissini giderici amfetaminlerin stimulan etkisi ve gelişen bağımlılıktır.

Kokain (benzometilekgonin) :

Bazı argo isimleri = Yaprak, kar, kakakola, dinamit, kırıntı, sürüt topu, kız, neşeli toz, neşe pudrası, cennet tozu, pirinç unu, beyaz, beyaz kız, altın toz, cin, şans tozu, gök tozu, cennet.

Kokain tıpta yüzeysel lokal anestezik olarak kullanılan bir ilaçtır. Sistematik (parenteral) uygulandığında sempatik sinir sistemini etkiler. Kokain tipi bağımlılık ile amfetamin tipi bağımlılık birbirine bir çok yönden benzer.

Kokain bir alkaloittir ve Güney Amerika’nın And dağları bölgesinde yetişen Erythroxylon coca bitkisinin yapraklarından elde edilir. Halk tarafından sönmüş kireçle karıştırılıp çiğnemek suretiyle kullanılır. Psikostimulan etkisiyle ofori (aşırı neşe) yapar, yorgunluğa, efora, soğuğa, açlığa ve uykusuzluğa dayanıklılığı arttırır. Bu kullanış şekli ile vücuda kokain girişi sınırlı olduğundan, sosyal ve kişisel zarara yol açmaz. Söz konusu kişiler kokaini sigara şeklinde kullanırlar.

Kokain elde edilmesi pahalı olduğu için zengin kişiler tarafından kullanılır. Ofori etkisi diğer psikoaktif ilaçlardan (eroin dahil) daha kuvvetlidir. Saf kokain enfiye şeklinde buruna çekilip alındığında belirgin ve kısa süreli ofori (aşırı neşe) hali meydana getirir, lokal anesteziklerin özelliklerini taşır. Sinir liflerinde impulsların iletimini ve dağılımını bloke eder. Canlılık, huzursuzluk, fiziksel ve ruhsal gücü arttırıcı, yorgunluk hissini azaltıcı etkisi vardır. Kokain bağımlılığında, amfetamin bağımlılığında olduğu gibi paranoid nitelikte psikotik belirtiler, agresif (düşmanca, saldırgan) ve antisosyal davranış mevcuttur. Kuvvetli psişik bağımlılık yapar. Tolerans ve fiziksel bağımlılık görülmez. Yoksunluk sendromu söz konusu değildir. Enjeksiyon yolu ile kullanıldığında şiddetli seksüel zevk verir. Yüksek dozlarda felç yapar.

Bağımlılık kazanmamış kişilerde 1-2 gram öldürücü etki gösterir. Akut (ani) zehirlenme belirtileri çok kısa zamanda ortaya çıkar. Ölüm 2-3 dakika içinde oluşabilir. Huzursuzluk, sinirlilik, aşırı konuşkanlık, depresyon, konfüzyon (şuur bulanıklığı), boğazda kuruma, baş dönmesi, halusinasyon başlıca belirtilerdir. Aşırı refleks, kendinden geçme, kan basıncında yükselme, düzensiz solunumdan sonra depresyon safhası görülür. MSS (Merkezi Sinir Sistemi) depresyonu adale felci, solunum ve dolaşım yetersizliği ve bilinç kaybına yol açar. Huzursuzluk, paranoya (şüpheci), şiddet hareketleri, halusinasyonlar sıktır. Kokain bağımlılığı olan kişi, bu şiddet hareketlerini yatıştırmak için eroin veya trankilizan kullanma gereksinimi duyar.

Krak ise kokain hidroklorür’ün sodyum bikarbonat(NaHCO3) ile muamele edilerek baz haline getirilmiş şeklidir. Ucuz bulunabildiği için kullanımı son zamanlarda özellikle ABD’nde süratle yayılma eğilimi göstermektedir. Özellikle siyah kadınlar arasında yaygınlaştığı ve bağımlılarını fuhşa sürüklediği bildirmektedir. Kokain gibi kullanılır. Bağımlılığın anneden çocuklarına da geçtiği iddia edilmektedir.

Amfetaminler :

Bazı argo isimleri= Kuvvet hapları, yassı haplar, dirilticiler, göz açıcı, göz kapağı çıkarıcıları, ortak pilotlar, kamyon şoförleri, şeftaliler, güller, kalpler, araba tekerlekleri, beyazlar, sahilci, atlı karıncalar, ayak topları, yeşilimsiler, portakallar, başı dumanlı fasulyeler.

Amfetaminler, santral sinir sisteminde bazı alıcıları etkileyerek ofori yapan, uykusuzluk, yorgunluk ve açlığa karşı dayanıklılığı artıran ve iştahı azaltan psikostimulan ilaçlardır. Yarışmalarda atletlere doping yapmak için en sık kullanılan maddeler amfetaminlerdir. Bu durumda atlet yorgunluk hissetmediğinden kendi fiziki gücünün sınırları dışına çıkabilecek gücü duyar. Bu da aşırı yorulma ve bazı atmosfer şartları (sıcak vb.) ile birleşince ölümle sonuçlanabilir.

Damardan enjeksiyon uygulaması amfetaminlerin bütün suiistimal tiplerinin en tehlikeli şeklidir. Bu tür suiistimaller ekseriya psikoz (ruhsal bunalım)’la sonuçlanır.

Ağız yoluyla kullanımlarda çok çabuk absorbe olurlar. Böbrek, akciğer ve beyinde toplanırlar. Merkezi sinir sistemine olan etkileri 30 dakika içinde başlar ve birkaç saat sürer. Atılımları ağız yoluyla alınmadan itibaren 3 saat içinde başlar ve 4 – 7 gün devam edebilir. Bazik idrarda (pH=8’de) amfetaminin ancak % 5’i değişmeden 48 saatte atıldığı halde, asidik idrarda aynı süre içinde % 60’ının değişmeden atıldığı tespit edilmiştir. Bazik idrarla atılımın yavaşlaması doping amacı ile amfetamin kullanan sporcuların başvurduğu bir yoldur. Amfetaminle birlikte veya daha önce aldıkları Sodyum bikarbonat (NaHCO3) ile idrar pH’ını bazik yaparak doping yaptıklarını maskelemektedirler.

Amfetaminlerin bağımlılık yapmasına beyinde dopeminerjik etkinliği artırmalarının rol oynadığı ileri sürülmektedir. Amfetaminler, dopaminerjik sistem üzerindeki etkileri bakımından kokaine benzerler. Bu iki tür ilacın yaptığı bağımlılığın özellikleri de birbirine yakından benzer. Psişik bağımlılık değişik derecededir. Bazen çok şiddetli olabilir. Psişik ve fiziksel bağımlılık görülür. Tolerans kısa zamanda gelişir. Bırakıldığı zaman yoksunluk belirtileri ortaya çıkar. Depresyon, uyku hali ve letarji (uyuklama), şiddetli mide karın krampları görülür. Kişi uyumasına rağmen kabusla uyanır, kulak ve görmeye bağlı halusinasyonlar, intihara teşebbüs de görülebilir.

Amfetaminler’de akut (ani) zehirlenmenin belirtileri, konfüzyon (şuur bulanıklığı), sinirlilik, huzursuzluk, aşırı aktif refleksler ve titremeler şeklindedir. Çok şiddetli zehirlenmelerde çıldırma veya panik, kendisine zarar verme ve halusinasyonlar görülür. Ölümden önce yüksek ateş ve şok dikkati çeker. Aşırı dozda alınması ile taşikardi (kalp çarpıntısı), yüksek tansiyon, baş ağrısı, ateş basması, terleme ve şiddetli göğüs ağrısı da görülür. Bağımlılık kazanan kişilerde çevresini tahrip eden ve antisosyal davranışlar belirgindir.

Metamfetamin :

Bazı argo isimleri = Sürüt, , ,

Tütün :

Sigara içme ve diğer şekillerde yapılan tütün dumanı inhalasyonu zamanla psişik ve fiziksel öğeleri olan bir bağımlılık oluşturur. Tütün içenlerde, duman içinde bağımlılık oluşturan en önemli etkenin nikotin olduğu kabul edilmektedir. Nikotin gerek SSS’ni ve gerekse periferik otonomik sinir sistemini etkiler. Pekiştirici etkisinin beyinde nerede ve ne şekilde olduğu bilinmemektedir. Psişik bağımlılık oldukça güçlüdür. Kullanmaktan vazgeçenlerde yeniden başlama oranı oldukça yüksektir. Kısmi bir tolerans ve fiziksel bağımlılık oluşur. Nikotin çok zehirli bir Alkaloit olup 40-60 mg.’ı bir insanın ölümüne neden olur. Bu noktadan hareketle bir sigaranın genel olarak ihtiva ettiği nikotin miktarının 10 – 15 mg. olduğunu, sigarayı yaktığınız anda da bir kısmının kaybolduğunu, ancak içtiğiniz sigara adedine göre ölümü gerçekleştirecek doza her an yaklaşabileceğinizi hemen hatırlatalım.

Diğer bazı stimulanlar;

– Phenmetrazin,

– Methylphenidate,

3. Narkotikler :

Narkotik uyuşturucular; merkezi sinir sistemini uyuşturucu etkisiyle ağrı kesen analjezik maddelerdir. Bunlar da üç gurupta incelenir.

– Afyon alkoloitleri,

– Afyon türevleri,

– Opiyatlar.

Afyon Alkoloitleri

Afyon (Opium) :

Bazı argo isimleri = Hap, sakız, macun, mal.

Afyon (Papaver Sonniferum Album veya Pavot), haşhaş ismi verilen bir bitkinin salgısıdır. Taze halde akıcı, beyaz renkte süt gibi, zamanla esmerleşen, sertleşen bir maddedir.

MÖ. 5000 yıllarında Sümerliler tarafından bilindiği anlaşılmıştır. Afyona ismini veren Disconide’dir. Memleketimizde İzmir, Afyonkarahisar’da çok yetişirdi. Haşhaş ekimi 1971 yılında yasaklanmış ise de yine kontrollü olarak serbest bırakılmıştır. 1900 yıllarından önce afyonda hiçbir kanuni kısıtlama yoktu. O zamanlarda pek çok tıbbi ilaç patenti etiketinde hiçbir uyarıda bulunmadan afyon ihtiva etmekteydi. Fakat bugün hem Türkiye’de hem de dünyada uyuşturucu maddelerin kullanımı kanuni kontrol altındadır. Afyondan alkoloit ismi verilen 20 çeşit toksik madde elde edilir. Bunların insan vücudunda değişik şekilde etkileri olmaktadır.

Tıbbi olarak acıyı azaltma ve uyku hali getirmede kullanıldığı kadar öksürük ve ishale tatbik edilen çok önemli bir uyuşturucu madde idi. Fakat afyonun tedavideki yerini, bireysel hale getirilmiş (mesela pethidin, metadon) almıştır. Daha önceleri faydalı bir tedavi unsuru olan afyon, morfin ve kodeinin imali için önemli bir hammadde olmuştur.

Bir zevk uyuşturucu maddesi olarak afyon, özellikle yenir veya bir karışım halinde içilir. Afyonun sigara halinde içilmesi, sadece birkaç yüzyıl geriye doğru uzanan, mukayeseli olarak çok yeni bir olaydır.

Afyon Çin’de ve İran’da çubukla çok içilir. Günde 5 – 15 çubuk içenler vardır. Bir çubukta 0,05 g. morfin bulunur. 1-2 g afyon insanı öldürür.

Afyon alkoloitleri; çoğu narkotik analjeziklerin kaynağı olan afyon, genel olarak Asya Kıtasında yetişen haşhaştan elde edilir. Afyonun % 25 kadarını alkoloitler oluşturur. Afyondaki alkoloitlerin sayısı 35’in üzerindedir. Alkoloitlerin yanında mekonik asit, laktik asit, benzoik asit, sülfürik asit gibi çeşitli asitler, çeşitli reçineler, anason yağı, şeker ve % 15-30 civarında nem bulunur.

Kimyasal yapılarına göre afyon alkoloitleri iki gurupta incelenebilir.

a- Phenanthrene grubu (morfin, kodein).

b- Benzylisokuinilon gurubu (papaverin, noskapin).

Ham afyonda bulunan bu iki guruptaki alkoloitlerden bazıları tablo’da verilmiştir.

Tablo: Afyon Alkoloitleri

1. Phenanthrene Benzylisokuinilon

2. Apokodein Codamine

3. Apomorphine Codarnine

4. Codaine Cryptopine

5. Codeinones Gnoscopine

6. Desoxycodeines Hydrocotaranine

7. Methylmorphymethines Laudanidine

8. Morphine Laudanidine

9. Morphinoz Meconine

10. Morphol Oxycarcotine

11. Morphothebaine Narceine

12. Neopine Noscapine

13. Phenyldihydrothebaine Papaverine

14. Pseudomorphine Papavermine

15. Pseudotnabaine Protopine

16. Thebaine Rhoeadine

17. Thebainone Tarconine

18. Thicodides Tritopine

19. Zanthaline

Afyondaki phenantrene gurubu alkaloitler şiddetli bağımlılık yapma özelliğinde olup uluslararası ve ulusal kontrol altındadır. Benzylisokinoline gurubu alkoloitlerin ise bağımlılık yapma özelliği yoktur ve kolay kolay da bağımlılığa yol açan maddelere dönüştürülemezler. Bu guruptakiler kontrol altında değildir.

Bulunuş miktarları itibarı ile morfin, kodein, tebain, papaverin, noskapin ve narsein, afyondaki en önemli alkoloitlerdir. Ham afyondaki bazı alkoloitlerin bulunuş yüzdeleri tabloda verilmiştir.

Tablo: Ham Afyondaki Alkoloit Oranları

Alkoloit % Sınır (*)
Morfin 5-20

Kodein 1-5

Narsein 0,1-1

Nem1 5-30 Tebain 1-4

Papaverin 1-6

Noskapin 5-15

Tablo’da görüleceği gibi ham afyondaki Alkoloitlerin miktarları değişiklik göstermektedir. Bunda bitkinin büyüme dönemini etkileyen nem, toprak, iklim gibi koşullardaki farklılıkların önemli ölçüde etkisi vardır. Diğer bir etkin faktör de hasat zamanlamasıdır. Mesela afyonun haşhaştan erken alınması, ham afyondaki kodein miktarının daha yüksek, morfin miktarının daha düşük olmasına neden olur. Phenantren gurubu alkoloitlerin biyosentezinde ilk oluşan temel alkoloit tebaindir. Bu kodeine dönüşür, kodein de daha sonra morfine dönüşür.

Morfin :

Argo isimleri = Hayalperest, beyaz cevher, sert cevher, Amerikan kelebeği, Matmazel Emma, maymun.

Morfin, afyon (opium) alkoloitidir. Afyondan imal edilen veya direkt olarak afyon kozasından (gövdenin üst kısmı ve afyon bitkisinin kapsülüdür) özü çıkartılarak elde edilen morfin, tek başına değerli bir ağrı kesicidir ve özellikle kodein ve eroin gibi türevleri bakımından da önemlidir. Beyaz kristaller halinde tabletler ve deri altına enjekte edilebilecek ambalajlar şekline piyasaya sunulmaktadır. Kokusuzdur ve rengi zamanla koyulaşır. Ameliyat, kırıklar, yanıklar vs. den doğan kısa süreli şiddetli ağrılarda ve kanser gibi öldürücü hastalıkların son aşamalarında büyük ölçüde kullanılmaktaydı. Sentetik uyuşturucu maddeler ve diğer ağrı kesici (analjezik) uyuşturucu maddelerin ortaya çıkması ile morfinin kullanım derecesi ve tedavi ile ilgili önemi büyük ölçüde azalmıştır. Hastanelerde tıbbi kullanımı da kısıtlanmıştır. Fakat morfin halen bütün uyuşturucu maddelerin en eski tipi olarak sayılmaktadır. Morfin diğer uyuşturucu maddelerin ölçüldüğü bir ağrı giderme standardını da teşkil eder Morfin müptelalarının birçoğu, morfinle yapılan uzun süreli tedavilerde morfine bağımlı hale gelmişlerdir (Tedaviden mütevellit müptelalar). Fakat bu madde özellikle eroin elde edilmesinin güç olduğu zamanlarda eroin müptelalarınca kullanılır.

Morfin, kodein, morfin türevi yarı sentetik ilaçlar ve farmakolojik etkileri yönünden morfine benzeyen sentetik ilaçlar farmakolojide narkotik analjezikler veya opioidler diye adlandırılırlar. Bu gurup ilaçlardan bağımlılar yönünden en fazla kullanılanlar morfin, eroin, afyon, oksikadon ve meperidin’dir. Meperidin analjezik olarak klinikte en fazla kullanılan opioiddir ve bağımlılık seyrekte olsa sağlık mesleği gurupları arasında görülür. Genellikle konvulsiyon (nöbet) derecesinde ilaç özlemi ve dolayısıyla güçlü psişik bağımlılık vardır. Tolerans ve fiziksel bağımlılık hızlı oluşur. Damara enjeksiyon suretiyle kullanılır. 0,2 gramı öldürücüdür. Morfin kaslarda ve sinir sisteminde dokularda toplanır, bir kısmı idrarla dışarı atılır. Zehirlenme belirtileri kısa ve uzun süreli olmak üzere afyon gibidir. Tereyağı tadındadır. Afyondan elde edilen morfinin yalnızca küçük kısmı tıbbi olarak kullanılır. Büyük bir kısmı kodeine ve daha az olarak hidromorfon’a dönüştürülür.

Kodein :

Argo ismi : Okul çocuğu.

1832’de keşfedilmiştir. Kodein kokusuz, beyaz kristaller halinde bir tozdur. Ham afyonun içinde % 0,7 – 2,5 arasında bulunur. Afyonun içinde tabii olarak bulunursa da bundan daha fazlası morfinden elde edilir. Ağrı kesici olarak morfinin 1/10’u kadar etkilidir. Yatıştırıcı ve solunum zayıflaması etkileri morfine göre daha azdır. Ağrı kesici olarak aspirin, asetaminofen vb.ile birlikte kullanılır. Ağrı kesici olarak daha küçük dozlarda enjekte edilebilir şekilleri de hazırlanmaktadır. Kodeinin öksürük kesici etkisi vardır. Fiziksel ve psikolojik bağımlılık yapar.

Tebain :

Kimyasal olarak kodein ve morfine benzer. Depresan etkilerinden daha ziyade stimulan etkileri vardır. Tebain genellikle tıbbi amaçlarla kullanılmaz. Kodein, hydrkodon, oksikodon, aksimorfon, nalbufin, nalokson ve bentley gibi tıbben önemli bileşiklere dönüştürülür.

Afyon türevleri

Afyon türevleri, doğal olarak bulunan afyon alkaloitlerinden direkt olarak üretilen bileşenlerdir ve bunlara yarı sentetik maddeler denir. Buna örnek olarak Şekilde üç phenantren alkaloiti ve bunların başlıca yarı sentetik türevleri gösterilmiştir.

Haşhaş Kapsülü

Ham Afyon

Tebain Kodein Morfin

Oksikodon Hidrokodein Dionin Eroin Hidromorfon

Şekil: Üç phenantren alkaloiti ve başlıca yarı sentetik türevleri

Eroin (Diasetil Morfin) :

Argo isimleri = Kar, cevher, süprüntü, büyük Harry, sır, oğlan, beygir, beyaz zehir, beyaz maden, toz, mal, kuru kafa, erkek çocuk, beyaz şeker, kıllı keyf pudrası, bok, şey)

Beyaz kristal halde veya açık kahve renkli bir tozdur. 0,1 gramı öldürücüdür. Buruna çekmek suretiyle kullanılır. Eroine alışma çok çabuk olur. Bir defa bile kullananlar alışabilirler. Burundan alındığında koku alma hissi, burun iç zarı (mukozası) yıkıntısı dolayısıyla kaybolabilir. Eroin morfinden “asetilasyon” yolu ile üretilir. Uyuşturucu Maddeler Komisyonu’nun tavsiyesi üzerine eroin birçok ülkede yasaklanmıştır ve bunun tıptaki kullanımının yerini daha az tehlikeli diğer ağrı kesici ilaçlar almıştır.

Eroin ölçme tekniklerine bağlı olarak morfinden 2 veya 10 defa daha kuvvetlidir. Eroin belki de bilinen bütün uyuşturucu maddelerin en fazla İptila yapanıdır. Bu uyuşturucu madde tarafından meydana getirilen yüksek neşe ve canlılık hissi, müptelalar arasında eroini en popüler morfin türevi haline getirmiştir. Bir enjeksiyonu müteakip müptela, gerçeğin uzaklaştığı rüya gibi bir trans haline sürüklenir. Bu uyuşturucu maddenin canlılık etkilerine karşı tolerans çok çabuk gelişir. Böylece aynı etkiyi elde etmek üzere daha fazla miktarlar enjekte edilmelidir.

Eroinin süt şekeri, kinin, vs. ile saflığının bozulması kaçakçıların kârlarını arttırmak için kullandıkları en kolay yoldur. Öyle ki ele geçen bazı numunelerde eroin yüzdesinin % 3 – 5 oranına kadar bile düştüğü gözlenmiştir. Damardan enjeksiyonunun sebeplerinden biri de saflığının bozulmasıdır. Yüzdesi düşük olduğunda ancak damara enjeksiyonla etki edebilir.

Eroin (morfin vb.)’in etkisi altında müptela genellikle uykulu bir haldedir. Çevresine ve kişisel durumuna karşı ilgisizdir. Müzmin eroin müptelaları, genellikle sindirimin engellenmesi nedeni ile çok kötü bir sıhhi durumdadırlar. Eroin morfin türevleri arasında en baştaki sırayı işgal eder.

Hidromorfon (Hydromorphone) :

En genel olarak Dilaudid adıyla bilinen hidromorfon ikinci eski yarı sentetik narkotik ağrı kesicidir. Tablet ve enjekte edilebilir halde piyasaya arz edilmiştir. Morfinden daha sedatiftir ve daha kısa sürede etkir. Bu yüzden fazla miktarda suiistimal edilebilir bir ilaçtır. Tabletleri mevcut likit formlarından daha kuvvetlidir (tabletleri uygun çözücülerde çözülerek enjeksiyon yapılabilir).

Oksikodon (Oxycodone) :

Tebainden sentez edilir. Kodeine benzer fakat daha fazla bağımlılık yapma potansiyeline sahiptir. Ağız yoluyla ve percodan gibi diğer ilaçlarla karıştırılarak ağrı kesici olarak kullanılır.

Etorfin (Etorphine) ve Diprenorfin (Diprenorphine) :

Tebainden elde edilirler. Etorfin morfinden bin defa daha kuvvetlidir (ağrı kesme, sedatif vb. etkiler bakımından). İnsan kullanımı yüksek potansiyelinden (aşırı doz ihtimalinden) dolayı bir dezavantajdır. Etorfin hidroklorür (M99) veterinerlikte vahşi hayvanları nakletme esnasında kullanılır.

Opiatlar

Opiatlar, doğal olarak bulunan afyon alkoloitlerinden üretilmekle birlikte, benzer narkotik analjezik etkilere sahip olan tam sentetik maddelerdir.

Tabloda bazı opiat örnekleri verilmiştir.

Opiatlar

Pethidine Dextromoramide

Trimeperidine Dipipanone

Ketobemidone Phenadoxone

Alphaprodine Levorphanol

Anileridine Dimethylthiambutene

Methadone

Meperidin (pethidine) :

Sentezi yapılan ilk narkotiktir. Kimyasal olarak morfine benzememekle birlikte ağrı kesici potansiyeli bakımından benzer. En fazla orta şiddetteki ağrıları kesmede kullanılır. Ağız yoluyla ve enjeksiyon yoluyla çokça suiistimal edilir. Aşırı kullanımlarda tolerans ve bağımlılık gelişir. Aşırı dozlarda kullanımı çırpınmalara neden olur.

Metadon ve benzeri ilaçlar :

Alman bilim adamları II. Dünya Savaşı’nda morfin kıtlığı sırasında metadonu sentezlediler. Kimyasal olarak morfin ve eroine benzememekle birlikte etkilerinin pek çoğu onlara benzer. Birleşmiş Milletlerde 1947’de Amidone, Dolophine, Metadon gibi isimlerle ağrı kesici olarak tanıtıldı. 1960′ larda narkotik bağımlılığın tedavisinde geniş olarak kullanılmağa başlandı. Metadonun etkisi morfin temelli ilaçlardan farklıdır. Daha uzun süre etkilidir (24 saate kadar uzayabilir). Bu nedenle eroin tedavisinde günde bir defa kullanılmasına izin verilmiştir. Metadon enjeksiyonla olduğu kadar ağız yoluyla da etkilidir. Tolerans ve bağımlılık gelişebilir fakat bu yan etkiler daha zayıf, çeşitli ve uzun sürelidir. Metadon, narkotik bağımlılığın kontrolü için planlanmasına rağmen, şehrin bazı dış mahallelerinde aşırı dozdan meydana gelen ölümler oldukça büyük bir yekun teşkil eder. Metadona kimyasal olarak yakın sentetik bileşik “levoalpha-acetylmethadol (LAAM)” dür ve daha uzun süreli etkiye sahiptir (48-72 saate kadar). Narkotik tutkunluğu tedavi etmede kullanılır. Diğer bir metadon benzeri ilaç “propoxyphene” dir. Opiatlardan daha az bağımlılık meydana getirir. Ağrı kesici olarak kullanılır (etkisi daha azdır). 1957 de Darvon ticari ismiyle piyasaya sürülmüştür.

4. Halisinojenler (hayal gördürücüler) :

Bunlar kullanıldığında kişiyi gerçek dünyadan uzaklaştırarak hayal alemine daldırırlar. Zaman ve yer kavramlarını zayıflatır, düşünme ve algılamada bozukluklara neden olurlar. Bu gurubun başlıca örnekleri; LSD (D-Lysergic Asit Diethylamid Tartarat), Marihuana, PCD (phenyclidine) ve triptaminlerdir.

Halisinojen maddeler genellikle ilaç olarak kullanılmazlar. Gerçek bir psikoz hali (bir çeşit akıl hastalığı) oluştururlar, halusinasyon bu durumun sadece bir belirtisidir. Bu nedenle bunlara “psikomimetik (ruhsal uyarıcı) maddeler” adı da verilir. Bağımlılık oluşturan halisinojenler, yapıları ve farmakolojik etki kalıpları bakımından farklı, heterojen grup teşkil ederler.

LSD (Lisercik Asit Dietilamid) :

Bazı argo isimleri= Çıldırtıcı bir seyahat, eski küpler, incimsi kapılar, cennet mavisi, kraliyet mavisi, düğün zilleri, şef, şahin, şeker topağı, yirmi beş, zen, Japon Budizmi.

Yarı sentetiktir. İnce, beyaz, toz halindedir. Bir sıvı ile karıştırıldığında renksiz, kokusuz ve tatsız bir hale gelir. İlk olarak 1938′ de sentez edilmiştir. Çavdar mahmuzu (Secale Cornutum) adlı bitkide bulunan tabii bir üründür. LSD genellikle ağız yoluyla alındığı gibi enjeksiyon yoluyla da kullanılabilir. Etkilerini afyon ve türevleri ile karşılaştıracak olursak; afyon ve türevlerinin meydana getirdiği ” kendini iyi hissetme hali” başkaları ile paylaşılamayacak tek başına bir tecrübedir (Bu kendini iyi hissetme halinin sosyal veya cinsel muhtevası yoktur). Bunun aksine bir ” Çıldırtıcı Seyahat” esnasında ise ” kainatla tek vücut olma ve 6. His ” vasıtası ile diğer insanlarla temas kurma, diğer insanların varlığını gerekli kılar. Halisinojen maddelerin kullanılması böyle grup faaliyetinin bir parçasıdır. Öncelikle merkezi sinir sistemini etkileyerek mizaçta ve davranışlarda değişikliğe neden olur (gevşeme, mutluluk hissi veya huzursuzluk gibi) Büyümüş gözbebekleri, titreme, yüksek ateş ve kan basıncı, hızlanmış refleksler mevcuttur. Kısa zamanda tolerans meydana gelir. Fakat fiziksel bağımlılık genellikle yoktur. Ayrıca “psilosibin” ve “meskalin” `e karşı da çapraz tolerans oluştuğu gözlenmiştir. Görme, duyma, dokunma, vücut imajı ve zaman duygusu değişir. Renkler daha şiddetli veya değişik, şekil ve uzay kavramları bozulmuş, cisimler sallanıyor gibi, iki boyutlu şekiller üç boyutlu gibi ve cansız cisimler hisleri varmış gibi algılanır. Zaman durmuş, yavaşlamış, hızlanmış hatta geri gidiyor gibi algılanabilir. Ses hassasiyeti artar fakat seslerin kaynağı anlaşılamaz. Anlaşılamayan konuşmalar duyulur. Değişik renkler görülür. Müzik ve ses halusinasyonları duyulabilir. Yemeklerin tadı değişik ve çakıl taşı gibi algılanır. Elbiseler değişik dokuda, kaba ve kuru veya güzel ve kadife gibi görünür. Nesneler soğuk veya terli gibi görünür. Zihin bulanıklığı, boşluk, titreme, bulanık görüntü vardır. Gözyaşı boşalması, gülme veya hiçbir şey hissetmeme vardır. Bir gözlemci LSD kullananda mutluluk ve gevşeme hali gözlemleyemez fakat kullanan bu duygular içinde olabilir. Dünyadan ilişki kesme, yalnızlık duygusu, bazen korku ve panik vardır. Panik durumlarına tehlikeli reaksiyon gösterme, suç işlemeye teşebbüs, elbiselerini çıkartmak gibi çirkin davranışlar sık sık görülür.

Birçok kişi sadece her şeyden önce son derece canlı, şiddetli ve tarifi güç, gözle görülebilen hayalleri ihtiva eden çıldırtıcı bir tecrübenin halisinojen etkilerinin cazibesine kapılırlar. İşitme, tatma ve koklama ile ilgili hayaller vardır. Fakat dokunma ile algılanabilen hayaller de ortaya çıkabilir. Kişiliğin silinmesi, boşluk hissetme vb. etkileri aylarca sonra bile görülebilir. Bu LSD’nin merkezi sinir sistemi üzerindeki sürekli etkisini gösterir. Ağız yoluyla 20 – 25 mikrogram LSD ile halusinasyon etkileri görülür. 30 dakikada etkisi görülür ve 12-16 saat kadar devam eder. Bazı kullanıcılar LSD’nin etkisini beklerken esrar kullanmaktadırlar. Etkin doz 100 mikrogramdır. Öldürücü doz 2 mg/kg civarında olduğu tahmin edilmektedir. LSD ve benzeri halisinojen maddelerin yaptığı bağımlılığın başlıca özellikleri şunlardır.

1- Genellikle hafif veya orta derecede olmak üzere, değişik derecede psişik bağımlılık verir.

2- LSD’ye karşı çabuk ve genellikle ileri derecede tolerans gelişir, bundan dolayı ilacın periyodik olarak kullanılması gerekir. Devamlı kullanılmaz.

3- Fiziksel bağımlılık oluşturmaz.

Son zamanlarda LSD’nin illüzyonik krizine karşı ” diazepam” kullanılmaktadır.

Akut (ani) zehirlenme : LSD ile ölüm olayı bildirilmemiştir. Başlıca belirtileri epilepsi tipinde konvülsiyon (nöbet, sara tipinde baygınlık), bilinçsizlik ve idrar tutamama şeklindedir. Paniğe kapılma, kendini kontrol edememe ve kişiliğini kaybetme gibi durumlar ortaya çıkar. Kromozom hasarına yol açtığı tespit edilmiştir. LSD almış hamilelerin doğan çocuklarında el ve bacaklarda deformasyonlar görülmüştür. Alışılmışın dışında davranışlar, panik, korku, cinayet ve intihar vb. rapor edilmiştir. Bazı tavsiyelerle denemeğe kalkanlarda zaman zaman ters tepkiler de görülmüştür. Tıbbi veya tıbbi olmayan tavsiye ile kullanımlarda bazı terslikler ortaya çıktığına da şahit olunmuştur. Bazı şahıslarda gecikmiş psikotik reaksiyonların görüldüğü de olmuştur. Hatta ilacın alınmasından haftalar sonra bile halusinasyonlar görenler olmuştur. LSD’nin genetik zarara neden olduğu hakkında sağlam deliller vardır. Bazı araştırmacılara göre LSD’yi tedavi amacıyla tavsiye etmek “kimyasal Rus ruleti” oynamaktır. Saatler sonra LSD’nin etkisi kaybolmağa başlar. Kronik alkol tedavisinde bazı enteresan sonuçlar alınmasına ve bazı araştırmaların devam etmesine rağmen henüz kabule şayan hiçbir tıbbi kullanımı yoktur.

Ayrıca Kimyasal Savaş maddesi olarak ta kullanılmaktadır. Davranış bozuklukları ve hayal görmeye neden olur. Genellikle kargaşaların yatıştırılması için kullanılmaktadır. Çok yüksek miktarda ölüme sebep olabilirler. Etkileri kontrol edilemediğinden artık kullanımından vazgeçildiği sanılmaktadır.

STP (Dimetoksimetamfetamin) :

Bazı argo isimleri = Sükun, huzur, barış, sendika asidi.

Bazı yeraltı laboratuarlarında sentetik bir madde olarak üretilir. Kimyasal olarak Mescaline ve amfetaminlerle bağlantılıdır. Etkisi LSD’ye çok benzer ve LSD’den daha uzun sürelidir (hatta bu süre 72 saate kadar bile uzayabilir). Hippiler arasında çok kullanılır.

Meskalin (Peyote) (3,4,5-trimetoksi fenil etil amin) :

Argo isimleri = Küçük kaktüs başı, küçük kaktüs içkisi, Frenk inciri, kaktüs, kafa, doruklar, ay, yarım ay, kötü tohum, büyük şef.

Daha ziyade Aztek kaynaklı Peyote kaktüsü (Lophophora Williamsii)’nün başlıca aktif maddesidir. Bu küçük, tazemsi görünüşlü kaktüs, Meksika Platoları’ nda ve Amerika Birleşik Devletleri’nin güney-batısındaki kurak yerlerde kayalık bayırlarında yabani olarak yetişir. Bu kaktüsün yumruları Güney Amerika yerlileri tarafından çiğnenerek ve dini törenlerde kullanılır. Etkisi LSD’ye benzer fakat daha azdır. Şahsi zararları şizofreni gibidir. 5 mg/kg meskalin şiddetli ışık ve renkle ilgili halusinasyonlara neden olur, anormal psişik etkiler görülür. Gayrı meşru pazarda kristal toz halinde kapsüllerde veya sıvı olarak küçük ampuller halinde bulunur. Genellikle ağız yoluyla alınır. İsteğe bağlı olarak enjeksiyonla da alınabilir. Tereyağı tadındadır. Çay, kahve, süt, portakal suyu veya diğer içeceklerle alınabilir. Sıçanlarda öldürücü doz deri altına tatbik yoluyla 370 mg/kg’ dır.

Psilocybine, psilocine :

Argo isimleri = Kutsal mantarlar, mantar.

Psilocybe Mexicana isimli mantarın halisinojenik aktif maddeleridir. Aztek dini ayinlerinde “teonacatl” (taze yiyecek) adıyla geçmiş ve Meksika yerlilerince tapınılan ve en kutsal bilinen mantardır. Yerliler tarafından bu konudaki bilgiler gizli tutulması gereken bilgilerdir. Ancak birkaç yıl önce psilocybe’yi de içinde bulunduran kutsal mantarlar tespit edilebilmiştir. Bu maddenin üzerindeki farmakolojik çalışmalar bu maddenin kuvvetli halisinojenik etkilerini teyit etmişlerdir. Psişik bağımlılık yapmazlar, ancak tolerans oluştururlar.

DMT (Dimetil triptamin), DET (Dietil triptamin) :
Bazı argo isimleri= 45 dakikalık paranoi, işadamı dostu.

Her ikisi de kullananlarda kuvvetli halisinojenik etki meydana getirirler. DMT burun boşluğuna konularak çekilen Güney Amerika’da yetişen “Piptadenia peregrina” bitkisinin başlıca aktif maddesidir. Sigara gibi de içilir.

Bu ve benzeri maddeleri yerliler dini törenlerinde tanrılarıyla bağlantı kurduklarını söyledikleri mistik bir durum kazanmak için kullanmışlardır. Psilocine ve psilocybine kimyasal olarak DMT ye yakın maddelerdir.

Hint Keneviri (Cannabis Sativa L.), Esrar (marihuana) :

Bazı Argo isimleri = Duman, saman, Teksas çayı, kabuk, akıpulko altını, böö, çalı, tereyağı çiçeği, yabani ot, çimen kavanoz, çay, temcit pilavı, kenevir, Hint otu, çılgın otu, kuru ot, yeşillik, kıkırdama dumanı, aşk otu, Meryem habercisi, Meryem Kadın.

Esrar, Hint keneviri bitkisinin dişi türlerinin tepesindeki çiçekli kısım ile filiz halindeki yapraklarının kurutulup bastırılması suretiyle hazırlanan ve aktif maddesini bu kısımlardan salgılanan reçine içindeki kannabinoidlerin oluşturduğu bir bitki türüdür. Kannabinoidlerin içinde esrarda en fazla bulunan ve esrarın farmakolojik etkilerinden sorumlu olan ana etkin madde /\9-transtetra hidrokannabinol (THC) dir Erkek ve dişi bitkilerin bütün bölümlerinde bulunan reçine, en çok dişi bitkinin çiçekli dal uçlarından salgılanan reçinenin doğrudan toplanmasıyla elde edilen ürün reçinece zengindir ve %10-15 THC ihtiva eder. Halbuki reçinenin yaprak ve çiçek dokularıyla karışık olduğu toz esrarda bu oran çok daha düşüktür. Esrarın en etkili ve tehlikeli biçimi olan sıvı esrarda ise THC oranı % 60′ ı bulur. Esrar ve onun ana etkin maddesi olan THC belirli psikotrop etkilere sahiptir. Kemiricilerde öldürücü doz ağız yoluyla 700 – 1400 mg/kg, deri altına 400 mg/kg, damara enjeksiyon yoluyla ise 20 – 40 mg/kg olarak tespit edilmiştir.

Ham esrar kendine has kokusu olan yeşil renkli bir tozdur. Genellikle iyice yumuşayıncaya kadar yoğrulduktan sonra levha ya da çubuk biçimine getirilir ve daha çok tütüne karıştırılarak sigara gibi içilir. Ayrıca çiğnenerek, bal, yağ gibi çeşitli yiyecek ve içeceklere karıştırılarak ya da buruna çekilerek kullanılır. Batıda Marihuana adıyla bilinen toz esrarın sigara ve pipo tütününe karıştırılarak kullanılması yaygındır. Esrar bağımlılığının özellikleri şunlardır.

1. Değişik derecede psişik bağımlılık gelişir,

2. Fiziksel bağımlılık yapma derecesi önemsiz derecededir,

3. Tolerans gelişmesi önemsiz derecede olur,

4. Esrarın kişisel ve sosyal zararlarının, alkolünkinden fazla olup olmadığı tartışma konusudur.

Mutedil iklimlerde yetiştirilen, Temmuz-Ağustos aylarında renkli çiçekler açan, kültürü yapılan ve yabani olarak da yol kenarlarında, ekilmemiş alanlarda rastlanan 50 cm.- 3 m. boylarında, bir senelik, iki evcikle ve otsu bir bitkidir. Esrar otu olarak da bilinir. Bu bitki yurdumuzda Kastamonu, Samsun, Amasya, Kayseri, Sivas, İzmir ve Kütahya’ da yetişir.

Gövdeleri dik ve içi boş olup üzerleri dikenimsi tüylerden dolayı pürtüklüdür. Yaprakları uzun saplı, karşılıklı ve el şeklindedir. Erkek ve dişi çiçekler ayrı ayrı bitkilerdedir. Erkek çiçekler yaprakların koltuğunda salkım durumunda toplanmışlardır. Dişi çiçekler küçük yaprakların koltuklarında olup hemen hemen sapsızdırlar. Meyve 3-5 mm. boyunda mercimek şeklinde, grimsi veya yeşilimsi esmer renklidir.

Kenevirin ana vatanı Orta Asya’dır. Mutedil iklimlerde de yetiştirilir. Yeryüzünde ip yapmakta kullanılan ilk bitkidir. MÖ. 3000 yıllarında Çinliler kumaş yapmakta kullanmışlardır.

Bitkinin çiçeklenme süresi, dallanma şekli, tüyleri ve yaprak büyüklüklerinin çeşitliliği dolayısıyla farklı tipte kendire rastlanmaktadır.

Liflerinden faydalanılacak kenevirler doğrudan doğruya tohumu toprağa serpmek suretiyle ekilir. Tohum keneviri ise açılan özel çukurlara atılır, üstleri toprak ile doldurulur.

Esrar İmalatı

Esrarın yapılış şekli genel olarak; Hint keneviri bitkisinin yüksek oranda THC ihtiva eden kısımları gölgede kurutulur, daha sonra ufalanıp elenir. Bu eleme sonucu elde edilen ince toz halindeki maddeye TOZ ESRAR, bu tozun ısıtılarak kalıplaştırılması ile elde edilen plaka şeklindeki haline de PLAKA ESRAR denir.

Kaçakçıların en çok kullandıkları usullerden biri; deri ceketle tarlada dolaşırlar, reçine cekete yapışır. Özel bir bıçakla reçine deri ceketten kazınarak toplanır. Diğer bir usul de bitki üzerine deri konur. Bir müddet sonra deriye yapışan reçine bıçaklarla kazınarak toplanır. En verimli ve Türkiye’de en çok kullanılan usullerden biri de şudur: Dişi bitki tepe çiçeğinden koparılır. Koparılan kısım gölgede kurumaya bırakılır. Bu kurutma işlemi birkaç hafta devam eder. Daha sonra kuruyan kısımları gizli yerlerde saklarlar ve kış mevsiminin gelmesini beklerler. Elazığ dolaylarında kuruyan bitkileri hayvanların ahırlarının üst kısımlarında konur. Burada bitkiler örümceklenir. Bu şekilde esrarın daha verimli ve kaliteli olduğu iddia edilmektedir. Kış mevsiminde havaların soğuk olması nedeniyle tepe yapraklarının ufalanması kolay ve kristaller yapraklara yapışmadan ayrılırlar. Bundan sonra bitki ince eleklerden müteaddit defalar elenir. En ince toz ipek elekten geçirilince altta kalan esrar birinci kalite esrardır. Buna kaçakçılar ve esrar piyasasında “kaynar” ismi verilir. Eleğin üstünde kalanlar tekrar elenir ve ikinci kalite esrar elde edilir. Buna da “kaba keyif” denir. Bunlardan sonra arta kalan üçüncü kalitedir ve ” paspal ” ismi verilir. Kınaya çok benzer. Sarı ve yeşilimtırak renkte bir tozdur. Zamanla kahverengine dönüşebilir. Plaka veya çubuklar halinde piyasaya arz edilir. Bunun için baskı aletleri (pres) kullanılabilir.

Görüleceği üzere, esas uyuşturucu özelliğe sahip THC aktif maddesi Hint keneviri bitkisinde ve işlenerek esrara dönüştürülmüş halinde de mevcuttur. Esrar haline getirilmesinde sadece, fazla sapçık ve yaprakçıklar ile büyükçe parçacıklar ayrılmakta, kullanılması, paketlenmesi, içilmesi vb. kolaylaştırılmakta ve lüzumsuz kısımların ayıklanması ile THC daha yoğun duruma gelmektedir.

Ancak, bitkide mevcut olan (THC) aktif madde, esrar olarak işlenme sırasında hiç bir kimyasal değişikliğe uğramaz ve aynı özelliğini muhafaza eder.

Kullanılışı :

Bitkinin dişi çiçekli dal uçları, meyveleri, yağı ve lifleri kullanılmaktadır. Kendir lifleri, çok sağlam ve dayanıklı olduğu için bilhassa çuval, halat yapımında kullanıldığı gibi halı ipi yelken bezi vs. yapımında da kullanılır.

Bitkinin bilhassa çiçekli dal uçları organik eriticilerde eriyen bir reçine ile bir uçucu yağ ihtiva eder. Reçinede kannabinol, kannabidiol ve tetrahydrokannabinol bulunmaktadır. İyi kalite reçine eldesi iklim ve toprağa bağlıdır. Bu reçine fizyolojik bir tesire sahiptir. Merkezi sinir sistemine etki eder, yatıştırıcı ve uyuşturucudur. Hazım sistemine pek tesiri yoktur. Fakat çok çabuk alışkanlık yaptığından çoğu memleketlerde olduğu gibi memleketimizde de kullanılışı yasaktır. Kenevir bitkisinin dişi çiçek durumlarından elde edilen bu esmer renkli kütle Esrar olarak bilinmektedir. Keyif verici olarak Asya ve Afrika’da kullanılmaktadır. Esrar, tütün, tömbeki sigara ve nargile halinde içilebilmektedir. Bazen bal, reçel veya lokum içine konularak yutulur. Eskiden nargile, tombeki ile veya şerbet ile içilirdi.

Memleketimizde Esrar veren bitkilerin yetiştirilmesi ve esrar imali 1923’de 2313 sayılı kanun ile yasaklanmıştır.

Kenevir tohumlarından yağ çıkarılır ve yeşilimsi renkli bu yağ bilhassa sabun imalinde kullanılmaktadır. Dünyanın yıllık kenevir üretimi 300.000 ton civarındadır. En çok kenevir yetiştiren ülkeler: Rusya, Fransa, Macaristan, Polonya, Romanya, Meksika ve Hindistan’dır. Memleketimizde yer yer üretimi yapılmaktadır.

Kendirgillerden olup lifinden halat ve çuval yapılan bir bitkidir. Çiçekleri salkım şeklinde ve sarı renktedir. Yaprakları at kestanesi yapraklarına benzer. Kokusu kusma ve baş ağrısı yapar. Kötü kokuludur. Kabuğundan ipler yapılır. Yaprağı dövülerek arpa ununa karıştırılıp da iltihaptan meydana gelen şişlere yakı yapılırsa faydalı olduğu, Bir miktar sütle kaynatılıp günde bir kaç yudum içildiğinde ödem hastalığını iyileştirdiği, Tohumunun 5-10 tanesi dövülerek bal şerbeti ile içildiğinde balgamı söktüğü, iştahı kestiği, mideyi gevşettiği, Yelleri giderdiği, Düşmeyen sülükleri düşürdüğü, Haya şişliğini indirdiği, Yapraklarının haşlaması müzmin romatizmalarda günde bir iki bardak içildiğinde faydası görüldüğü, Yüze sürüldüğünde yüzdeki kan lekelerini geçirdiği, Kenevir ruhi vücut yorgunluğunu giderdiği, mesane ve idrar yolu yaralarını ,iltihaplarını iyileştirdiği, Elde edilen yağının kulak ağrısını geçirdiği halk arasında iddia edilmektedir. Tohumlarından, sabun sanayiinde kullanılan bir yağ çıkar.

– 1970-80’lerde yapılan tıbbi araştırmalar, esrar ve THC nin tedavi edici etkilerini açığa çıkarmıştır. Bu araştırmalara göre glokomlu hastalarda gözün iç basıncını düşürdüğü ve kanser tedavisinde kullanılan ilaçlardan ileri gelen bulantıları hafiflettiği gözlenmiştir. Bu nedenle bazı ülkelerde esrar ve THC’nin tıp araştırmalarında kullanılmasına izin verilmiştir.

Esrar Kullananların Tanınması :

Esrarın etkisi 15-30 dakika içerisinde hissedilmeye başlar. Dört saate kadar sürer. Başlangıçta esrarı kullanan kişi uyarılmış hale gelir. Böylece şahıs neşelenir, güler, kolayca konuşur. Sebepsiz olarak kahkaha ile çok güler. Daha sonra uykulu hale gelir.

Gözlerinin kızarması, ağzının kuruması, baş dönmesi, kalp atışlarının hızlanması, sık sık idrar yapma ihtiyacı duyulur. Uykulu olma hali, uyuşukluk, dengesizlik, kaslarda eşgüdüm bozukluğu ve sigara gibi içildiğinde göğsün sıkışması vardır. Fazla terler, yüzü çok soluk ve parmakları lekeli olur. Çok yemek yer. Esrar kullananlar fırın görünce dayanamayıp içeri girer ve birkaç tane sıcak ekmeği rahatlıkla yiyebilirler. Ufak bir su birikintisini deniz gibi görür ve geçemez, bunun tersi de olabilir. Sigarayı derin bir nefesle çeker ve dumanını uzun müddet içinde tutar. Esrar kullananlara el hareketi ile yüzüne vurur gibi yapınca çok korkarlar ve silkinirler veya irkilirler. Kendisine bakan şahıslara çok kızarlar. Yalnız oldukları zaman ekseriya uyuklarlar. Ayaklarında karıncalanma olur. Dengesi bozuktur. Mesafe ve sürat tahmininde yanılır. Esrarlı sigarayı avuç içinde muhafaza ederler (çekerken dumanı ziyan olmasın diye). Hafif huzursuzluklar ve sinirlilik halleri ile baş ağrısı gibi rahatsızlıklardan şikayet eder. Beden bakımsızlığı giyimindeki perişanlık, çökük avurtları, soluk benzi, dağınık ve karmakarışık saçları, mühimsenmemiş tıraşı gibi dikkati üzeride toplayan umursamazlığı ile tanınacak bir hal alır. Elbise ve nefesleri esrar dumanı kokmaz. Uzun süreli kullanımlar ruhsal (psikolojik) bağımlılık yaptığı halde fiziksel bağımlılığa yol açmadığı kabul edilir. Düzenli olarak kullanan kişilerde esrar kullanımının kesilmesiyle ciddi yoksunluk belirtileri görülmez.

Esrar halisinojen (hayal kurduran) bir maddedir. suiistimal eden kimseler kullandıkları zaman hayal görürler, bilinçleri kaybolur. Dünya ile temasları kesilir. İptila derecesine gelmiş esrarkeşler genellikle intihar ederek yaşamlarına son verirler. Küçük miktarlarda hafif bir keyif verici ve sedatif olarak iş görür.

En önemli psikotrop etkileri sedasyon (sakinleşme) ve ruhsal gevşeme, ofori ve bazen önüne geçilemeyen gülme yapması, alkol gibi ruhsal inhibisyonu kaldırması, zaman ve mekan algısını bozması, düşünme ve zihinsel konsantrasyonu yavaşlatması, rüya hali oluşturması, depresyonalizasyon (kişilik kaybetme) yapması, iştahı artırması ve analjezi (ağrı giderme) yapmasıdır. Esrar kullanan kişi genellikle kendini dinç ve neşeli hisseder. Görme ve yargı bozuklukları nedeniyle zaman ve mekan algısında sapmalar olur. Ağız yolundan alındığında etkisi yavaş olduğundan, sigara şeklinde içilerek kullanılır. Akut (ani) zehirlenmeler halusinasyonlara, bunaltıya ruhsal çöküntüye, aşırı uçlara varan ruhsal değişikliklere, paranoya (şüpheci) tepkilerine, psikozlara yol açabilir ve bu belirtiler bazen 4-6 saat kadar sürer. Türk Ceza Kanunu esrar yapan ve satanlar için en az 10 yıl, kullanan yada yanında bulunduranlar için de 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörürken, 1970’lerden bu yana bazı ülkeler üzerinde az miktarda esrar bulundurma suçuna ilişkin cezaları hafifletmiştir

Esrar Çeşitleri : Kendir otu denilen bir bitkiden elde edilen esrar kaçakçılıkta dört şekilde gözlenir.

1.Marihuana (Yeşil Esrar) : Kenevir veya kendirin dişi bitkilerinin döllenmeden önce toplanması ile elde edilir. Bu bitkilerin tepe tomurcukları çok ince tütün gibi kıyılırlar veya ısıtılarak sıkıştırılır, plaka haline getirilirler. Önceleri taze iken açık yeşil renkte olan esrar kurudukça açık kahve rengine dönüşür.

2. Esrar Reçinesi : Toz haline getirilmiş olan bitki parçalarının (marihuananın) ısıtılması veya çeşitli ekstraksiyonlar sonucunda, koyu, kıvamlı bir reçine maddesi çıkar. Bitki parçalarından (marihuanadan) çok daha etkilidir. 10 kg.a kadar marihuanadan ortalama 1 kg esrar reçinesi elde edilir. THC oranı yaklaşık olarak ortalama % 20 olarak kayıtlara geçmiştir.

3. Sıvı Esrar : Marihuana veya esrar reçinesinden özel bir kimyasal işlemle elde edilirler. Sadece etkin madde ihtiva ettikleri için çok az miktarları tesir gösterirler. Koyu kahverengi ve katranımsı bir maddedir. Yaklaşık 100 kg. marihuanadan 10 kg. esrar reçinesi ve 100 mg. sıvı esrar elde edilir. Özel kimyasal maddeler ile karıştırılarak aktif madde oranları düşürülerek suiistimal edilir. Sigara üzerine azıcık konulabilir. Yemeğin içine (pişirilirken), şarabın içine, hatta ekmeğe de sürülerek kullanılabileceği iddia edilmektedir. Yağ yanıp köpürürken ağır ağır nefesle de çekilebilir.

4. Haşiş : Haşişin ana kaynağı Orta Doğudur. Kenevir bitkisinin ilaç açısından zengin reçineli kısımlarının toplanıp, kurutulup pres yapılarak çeşitli şekillere (top, pasta, kağıt vb. şekillere) sokulmasıyla elde edilir. THC oranı esrara göre yüksektir. Ortalama THC miktarı yaklaşık % 10 olarak kayıtlara geçmiştir.

Dişi ve erkek bitkiler olgunluğa erişinceye kadar, görünüş olarak bir birlerine çok benzer. Ancak, olgunlaşma safhasında çiçeklerinden farklılık gösterir.

Erkek bitki; uç kısmında, ileriye çıkmış halde çiçek tozlarını serbestçe yayabilen çiçeklere sahiptir. Yaprak ayaları dardır. Çiçekleri salkım şeklindedir. Beş prigon yaprak içinde beş tane erkek organ vardır. Dişi bitkiden önce olgunlaşır. İp yapımında kullanılan liflerin elde edilmesi amacıyla yetiştirilir.

Dişi bitkinin (Kannabis) çiçekleri ise, bitkinin üst kısmında çok sayıda yaprak ve dallar arasına gömülmüş olup, tohumlu (meyveli) dur. Yaprak ayaları geniştir. Boy büyüktür. Yapraklar sıktır. İçerisinde tohumlar mevcut sert kabuklu meyvelerin bulunduğu ve uyuşturucu (hallucinogenic) özelliğe sahip “tetrahydrocannabinol” (THC) aktif madde içeren bir reçine salgılar.

Bunun yanı sıra bir çok kimyasal madde ihtiva eder. Dişi bitkinin uyuşturucu özelliğinin sebebi olan Tetrahydrokannabinol (THC) en yoğun olarak sırası ile reçinede, çiçek ve yapraklarında bulunur.

Kenevirin Esrar elde etmek için ekilip ekilmediğinin anlaşılması :

Yurdumuzda halen kenevir çok miktarda ekilir. Yukarıda bahsedildiği gibi kenevir ekiminin esas gayesi tohum ve liflerinden faydalanmaktır. Tohumlarından yağ çıkartılıp sabun ve boya sanayiinde kullanılır. Liflerinden ise ip, halat, çuval vs. yapılır.
Sanayi ekimi için ;

– Sulak arazi seçilir,

– Rutubetli yerler tercih edilir,

– Ilık iklim ister,

– Bol sulama gerektirir,

– Hasat mevsimi polen çiçeklerinin açtığı zamandır,

– Seyreltme yapılmaz, aksine sık ekim vardır.

– Dişi ve erkek bitki karışıktır,

– Bitkiler 15-20 cm. mesafe ile ekilmiştir,

Esrar elde etmek için yapılan ekim ;

– Sıcaklık, kuraklık ve bol güneş ışığı lazımdır,

– Genellikle ekimi gizlemek için tarlanın etrafına başka bitkiler ekilir,

– Dişi bitki 1-2 m. aralıktadır,

– Haziran ve Temmuz aylarında erkek bitki sökülüp atılır,

– Umumi yollardan uzak, kimsenin göremeyeceği yerlerde ekilir,

– Seyreltme yapılır,

– Köylülere sorulduğunda ” kendi kendine çıkmış ” veya “tohumunu kuşlar getirmiş” demeleri meşhurdur.

Bağımlılık yapan diğer maddeler :

Khat :

Khat, Yemen ve Doğu Afrika’da tarımı yapılan Catha Edulis bitkisine bu bölgelerin halkınca verilen addır. Bu bitkinin uç kısmındaki körpe yaprak ve filiz kısmı çiğnenerek kullanılır. Bağımlılık oluşturur. Taze yaprak halindeki Khat’ın içindeki ana aktif maddenin (-)-aminopropiofenon (diğer adıyla katinon) olduğu saptanmıştır. Çiğnenen yaprak içinde absorbe edilen miktar, amfetaminleri alanlardaki durumun aksine, psikotik etkiler oluşturmaya yeterli değildir. Khat tipi bağımlılığın özellikleri şunlardır.

1- Orta derecede psişik bağımlılık,

2- Fiziksel bağımlılık ve tolerans gelişmesi,

Uçucu Solvent :

Genel anestezikler (eter ve kloroform gibi), benzin, benzolin, tolüen gibi zamk çözücüleri, boyacıların kullandığı tiner, karbon tetra klorür, çakmak gazı vb. uçucu maddelerin ve çözücülerin bilinci kaybettirmeyen miktarlarda inhalasyonu alkol sarhoşluğuna benzeyen bir ofori ve gevşeme hali oluşturabilir. Bu maddelere karşı bağımlılık ve tolerans gelişebilir. Organik çözücü ihtiva eden zamklar kolayca temin edildiklerinden, bağımlılar genellikle zamk koklayarak keyiflenirler. Bazı kişilerde belirgin fiziksel bağımlılık oluşturduğu ve ilacın kesilmesi sonucu, alkol yokluğundaki reaksiyonlara benzeyen belirtiler meydana geldiği belirtilmiştir. Bu tür inhalasyonun daha ziyade 10 – 15 nadiren de 18 yaş grubu çocuklarda görüldüğü gözlenmiştir. Yapıştırıcı genellikle mendilin içine veya torbaya sıkılır ve buruna dayanır. Benzin veya tiner direkt olarak depodan veya teneke kutudan solunabilir. Birçok ilacın kullanımı, heyecan ve canlandırma etkisi, alkol zehirlenmesinde meydana gelen dahili etkilere benzer. Bulanık görüş, çınlayan kulaklar, küfürlü konuşma, sendeleme ve halusinasyonlar bu tür suiistimalin belirtilerindendir. Bu tür zehirlenmeler genellikle inhalasyondan 30 veya 45 dakika kadar sonra son bulur. Uyku hali, sersemlik ve hatta bir saat boyu baygınlık şeklinde etkileri devam eder. İyileştiğinde şahıs genellikle zehirlenme esnasında ne olduğunu hatırlamaz. Bu seyrek görülen bir durum olarak kabul edilebilir. Genellikle, belirgin derecede bir psişik ve fiziksel bağımlılık yapmazlar. Buna rağmen kullanılan maddenin arttırılması meyli vardır. Tekrarlı kullanımlar fiziksel bağımlılığın kısmen geliştiğini göstermişlerdir. Solvent inhalasyonu problemine karşı kullanılan bazı tıbbi çözümler mevcuttur. Bu kullanımın en tehlikeli şekli boğulma (mesela küçük bir odada adı geçen buharların çok miktarda mevcut olması veya inhalasyonda plastik torba kullanılması vb. gibi), psikotik davranışların gelişmesi ve bu maddelerin zehirleme yapmasıdır. Buna ilave olarak bazı solvent suiistimalcilerinde çeşitli tip anemilere rastlanmaktadır. Birçok yapıştırıcı solventlerin böbreklere, akciğerlere, kalp, kan ve sinir sistemini tahrip ettiği bilinmektedir.

Bazı ve düzenli kullanımdaki etkileri

İlaç   Psikolojik Bağımlılık Fiziksel Bağımlılık
Narkotikler

 

Morfin Yüksek Var
Eroin Yüksek Var
Metadon Yüksek Var
Kodein Düşük Var
Depresanlar

 

Barbituratlar (Kısa etkili) Yüksek Var
Barbituratlar (uzun etkili) Düşük Var
Alkol Yüksek Var
Metakualon Yüksek Var
Meprobamat Orta Var
Diazepam() Orta Var
(Librium) Orta Var
Stimulanlar

 

Amfetaminler Yüksek ?
Kokain Yüksek Yok
Kafein Düşük Yok
Nikotin Yüksek Yok
Halisinojenler

 

Esrar Düşük Yok
LSD Düşük Yok
Phencyclidine (PCD) Yüksek Yok

Kaynak: http://www.geocities.com/mdonmez1/Uyus.doc

Bir önceki yazımız olan Güvenli Bir Uyku İlacı ve Sakinleştirici başlıklı makalemizde benzodiazepin grubu, Humulus lupulus ve ilaç hakkında bilgiler verilmektedir.