Psikofarma »

Eylül 26, 2016 – 11:07 pm | 7.973 Kez Görüntülendi

Epilepsi Nedir? Epilepsi İlaçları Nelerdir?

Epilepsi nedir?

Epilepsi normal nörolojik işlevleri bozan tekrarlayıcı nöbetlerin …

Read the full story »
Antidepresan İlaçlar

Antidepresan İlaçlar »»» Depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlardır. kimyasal yapılarına ya da etki düzeneklerine göre sınıflandırılırlar.

Antimanik İlaçlar

Antimanik İlaçlar »»» Zihin Dengeleyiciler Depakene Depakote sprinkles Lamictal (lamatrogine) Lithium (lithium carbonate) Eskalith Lithobid

Antipsikotik İlaçlar

Antipsikotik İlaçlar»»» Şizofrenideki düşünce bozukluğu, hallüsinasyonlar ve delüzyonlar gibi gürültülü psikoz belirtilerini giderir ve nüksü önlerler

Anksiyolitik İlaçlar

Anksiyolitik Sedatif Hipnotik ilaçlar »»» anksiyete tedavisinde kullanılan ilaçlardır. Diğer bir deyişle kaygı ve korku gidericiler olarak da adlandırılırlar

Antiepileptik İlaçlar

Antiepileptik ilaçlar »»» Epilepsinin yanı sıra epileptik olmayan nöbetlerin tedavisinde de kullanılılan ilaçlar Fenitoin Karbamazepin Barbitüratlar

Home » Anksiyolitik İlaçlar, antidepresan, antidepresanlar, ilaç, ilaçlar, Psikofarmakolojik Yazılar

Panik Atak Nedir? Panik Atak İlaçları Nelerdir?

Submitted by on Mart 26, 2015 – 12:28 pm | 24.392 Kez Görüntülendi

? Panik Atak İlaçları Nelerdir?

Panik Atağı Nedir?

Temel özelliği, aniden ortaya çıkan ve zaman zaman tekrarlayan, insanı dehşet içinde bırakan yoğun sıkıntı ya da korku nöbetleridir. Hastalarımızın çoğu zaman “kriz” adını verdiği bu nöbetlere biz PANİK ATAĞI diyoruz.

Panik Atağı, birdenbire başlar, giderek şiddetlenir ve 10 dakika içinde şiddeti en yoğun düzeye çıkar; çoğu zaman 10-30 dakika (seyrek olarak da 1 saate kadar) devam ettikten sonra kendiliğinden geçer.

Panik Atağının Belirtileri Nelerdir?

  1. ,
  2. Çarpıntı,
  3. ,
  4. Nefes darlığı ya da boğulur gibi olma,
  5. , sersemlik, düşecek ya da bayılacak gibi olma
  6. Uyuşma ya da
  7. Üşüme, ürperme ya da ateş basması,
  8. Bulantı ya da karın ağrısı
  9. ya da sarsılma
  10. Kendini ya da çevresindekileri değişmiş,
  11. Kontrolünü kaybetme ya da çıldırma korkusu

Bir Panik Atağında bu belirtilerden en az 4 ya da daha fazlası bulunur.

Dörtten daha az belirtinin görüldüğü ataklara ise Kısıtlı Panik Atağı adı verilir.

Nedir?

Panik Bozukluğu,

Tekrarlayıcı beklenmedik Panik Atakları ile

Ataklar arasındaki zamanlarda başka Panik Ataklarının daha olacağına ilişkin sürekli bir kaygı duyma,

Panik Ataklarının  “kalp krizi geçirip ölme”, “kontrolünü yitirip çıldırma” ya da “felç geçirme” gibi kötü sonuçlara yol açabileceği inancıyla sürekli üzüntü duyma ya da

Ataklara ve olası kötü sonuçlarına karşı önlem olarak (işe gitmeme, spor, ev işi yapmama, bazı yiyecek ya da içecekleri yiyip içmeme, yanında , su, alkol, çeşitli yiyecekler taşıma gibi) bazı davranış değişikliklerinin görüldüğü ruhsal bir rahatsızlıktır. [1]

Panik Atak Nedir?

Panik atak, aniden bastıran endişe atağı, endişe nöbetidir. Bu endişe on dakika içinde tırmanır tırmanır, en üst noktasına vurur ve ondan sonra yavaş yavaş azalarak kaybolur. Panik halinde çok şiddetli duygular yaşarız. Zaman zaman birçoğumuza uğrayan ve çok sıkıntı verici bir durum olan panik atak, hayat kalitemizi ciddi anlamda düşürür. Panik atağı olan kişi, evden çıkamaz hale gelebilir, atak gelecek korkusuyla çarşıya, pazara gidemeyebilir, otobüslere binemeyebilir, yardım almanın zor olacağı yerlere girmekten kaçınabilir, yalnız kalamaz, hep yanında birilerinin olmasını ister.

Peki, panik atağın belirtileri nelerdir?

  1. Nefessiz kalma
  2. Uyuşma, karıncalanma
  3. Titreme
  4. Terleme, ter boşalması hissi

Panik anında kişi felç, beyin kanaması veya kalp krizi geçirdiğini düşünebilir. O anda düşüp bayılacağını, kontrolünü kaybedeceğini, çıldıracağını düşünüp yoğun bir korku duyar. Kalp krizi geçireceklerinden, çıldıracaklarından korkan panik atak hastaları sıklıkla hastanelerin acil servislerine müracaat ederler. Çünkü yoğun paniğin etkisiyle hakikaten kalp krizi geçirdiklerini düşünmektedirler, kolay kolay da teskin olmazlar. Çeşitli tetkikler yapılır ama hastada düşündüğü yönde herhangi bir rahatsızlık bulunmaz. Bugün kalp hastanelerine giden hastaların % 15-20’lik bir kısmının panik bozukluğundan mustarip olduğunu biliyoruz. Hatta zaman zaman bu insanlar bazı yanlış teşhis sonucu yanlış tedavilere de maruz kalabiliyorlar. O nedenle yukarıda saydığımız belirtileri gösteren kişilerin en kısa zamanda bir uzmandan yardım almaları yerinde olur. [2]

Panik atak, yaşantımızda asıl anlamda istemediğimiz bir olayla karşılaşıp onu tüm hayatımıza mal ederek yaşamamıza verilen addır.

Panikatak, başta “panik bozukluk” olmak üzere, birçok psikiyatrik bozuklukta ve bazı fiziksel hastalıklarda (tiroid bezinin aşırı çalışması, kan şekeri düşüklükleri, enfeksiyon hastalıkları, kansızlık gibi) görülebilen; beklenmedik bir anda, herhangi bir yerde ortaya çıkan; bunaltı, korku ve yoğun endişe karışımı bir nöbettir. Ve oldukça yoğun yaşanır.

Panik atak krizi geldiğinde 5-45 dakika sürmekte ve şiddeti hastadan hastaya değişmektedir.

Hayattaki bir dönüm noktasında yaşanan kayıp duygusunu (çevre, aile, değer vb) takiben 6 ay 1 yıl içinde gelişir.

Kimisi, aklını kaçıracağını,  kontrolünü yitireceğini, kötü bir şey olacağı (sonunun geldiğini, dünyanın sonu geldiğini, öleceğini, kalp krizi, felç geçireceğini, düşüp bayılacağını) düşünür, hisseder. Halk arasında ölüm korkusu olarak bilinse de herkes de farklı olan panik atak ölüm korkusu anlamına gelmez.

Günümüzün değişken, oynak yaşam ortamlarında, yaşam kaygılarının artması, maddi ve manevi kaos ile belirsizlik durumunun oluşturduğu hiçlik duygusunun çoğalmasıyla paralellik gösteren panik atak, tüm dünyada toplum sağlığını tehdit eder boyuta gelmiş durumdadır.

Uzmanlar tarafından olarak tarif edilmesine karşın, hasta, çoğunlukla yaşadıklarının gerçekten fiziksel kaynaklı sorunlar olduğunu ama kimsenin hastalığının gerçek sebebini bulamadığını düşünmektedir. Doktorların hastanın durumuna psikolojik tanısı koymasının ardından, bu sefer de bilinçsiz hasta yakınlarının tavrı hastaya zarar vermektedir. Panik atağın önemsiz bir sorun olduğunun düşünülmesi ve kişiye “hastalık hastası” yakıştırmasının yapılması panik ataklı hastanın durumunu zorlaştırmaktadır. Kendisini yalnız ve çaresiz hisseden hasta ise kısır döngü içine girmektedir

Panik atak hastaları sürekli başına kötü bir şey geleceğini düşündüğü için kendilerini her zaman derin bir güvensizlik ve kaygı içerisinde hissederler. Çevrelerinde kendilerini etkileyecek herhangi bir şey ya da durum bulunmasa dahi beyinlerinde kötü düşünceler her zaman var olan hastalar, hayata karşı korku dolu bakışlarla yaşarlar.

Belirli bir aşamadan sonra panik atak hastalarının duyduğu bu endişe çok yüksek stres içerisine girmelerine, panik atak krizleri geçirmelerine neden olur.

Panik bozukluk hemen her zaman bir panik nöbet geçirilmesi ile başlar. Bu ilk panik nöbetler herhangi bir zamanda, beklenmedik biçimde ve neredeyse hiç ön belirti vermeden aniden gelirler.

Panik bozukluğa sürükleniş sürecini destekleyen ikinci aşama, kişide bu nöbetlere dair aşırı zihinsel meşguliyet ve bu nöbetlerin tekrar yaşanabileceğine dair derin endişeler gelişmesidir. ‘’ olarak tanımladığımız bu ikinci aşamanın da baskınlaşması ile panik bozukluk belirginleşmeye başlar.

Bu korku fırtınasını yaşayan insan, o ortamdan ve durumdan kaçma, uzaklaşma davranışı gösterir, bir an önce yardım alınabilecek bir sağlık kuruluşuna müracaat eder. Çoğu kez de hastane, doktor gördüğünde kişide rahatlama olur ve nöbet geçebilir. Beklenti endişesi ve dediğimiz fobi benzeri durumlar da hastalığın temel parçalarıdır. Her hastada olmasa da birçok hastada dönemi tabloya eklenir. ‘’, panik atak geçirme ile ilgili korku ve endişeleri belirginleşmiş bireyin bu nöbetleri geçirebileceğini düşündüğü ortam ve durumlardan uzak kalma çabaları ve stratejileri geliştirme sürecine verilen genel addır. Örneğin kalp krizi geçirebileceğini düşünen kişinin spor yapmaktan kaçınması, bayılabileceğini düşünen kişinin yanında hep birilerini bulundurma çabası.

Ancak bir süre sonra bu kaçınmaların bazıları fobiye dönüşerek hastalığın sorun yaratan bir parçası haline gelebilirler. Bu noktaya gelindiğinde ne yazık ki panik bozukluk kişinin yaşam alanını sinsice daraltmaya başlar, çalışma koşullarını güçleştirir ve insanı ilişkilerinde başkalarına bağımlı hale getirebilir.

Panik atak geçtikten sonra; kişi üzerinden kamyon geçmiş gibi hisseder. Müthiş bir yorgunluk, isteksizlik, sese, gürültüye, kalabalığa, ışığa karşı tahammülsüzlük ortaya çıkar. Yatmak, dinlenmek en iyi bir seçim olur. Yanında güvendiği birisi olsun ama soru sormasın, fazla konuşmasın ister.

Gerek fiziksel gerekse ruhsal hastalıklarda vücut kimyası değişir. Metabolizma farklılaşabilir.

Kimya derslerindeki birleşik kaplar gibiyiz. Bir yerde sıvı azalınca diğer yerde çoğalır ama yok olmaz.

Panik ataklar böbreküstü bezlerimizden yüksek miktarda “Adrenalin ve Kortizol” salgılatır. Ataklar sırasında oluşan çarpıntı, terleme, ateş basması, tansiyon yükselmesi, nefes darlığı, her şeyi sisli görme durumları bu hormonların yaptığı fizyolojik etkilerdir. Bu belirtilerin beyindeki algılamaları ise; hep ciddi bir hastalık yaşanacağı şeklindedir.

Panik ataklardaki belirtileri ortaya çıkaran her şey, panikatağın geldiği şeklinde değerlendirilir. [3]

Panik atak, başta panik bozukluk olmak üzere birçok psikiyatrik bozuklukta ve bazı fiziksel hastalıklarda görülen yoğun korku, kaygı, yoğun endişe karışımı bir nöbettir.

Günümüzün değişken, oynak yaşam ortamlarında, yaşam kaygılarının artması, maddi ve manevi kaos ile belirsizlik durumunun yarattığı “hiçlik duygusu” nun çoğalmasıyla paralellik gösteren panik atak, tüm dünyada toplum sağlığını tehdit eder boyuta gelmiş durumdadır.

Uzmanlar tarafından “psikolojik bir sendrom” olarak tarif edilmesine karşın, hasta, çoğunlukla yaşadıklarının gerçekten fiziksel kaynaklı sorunlar olduğunu ama kimsenin hastalığının gerçek sebebini bulamadığını düşünmektedir. Doktorların hastanın durumuna “psikolojik” tanısı koymasının ardından, bu sefer de bilinçsiz hasta yakınlarının tavrı hastaya zarar vermektedir. Panik atağın önemsiz bir sorun olduğunun düşünülmesi ve kişiye “hastalık hastası” yakıştırmasının yapılması panik ataklı hastanın durumunu zorlaştırmaktadır. Kendisini yalnız ve çaresiz hisseden hasta ise kısır döngü içine girmektedir. [4]

PANİKATAK TEDAVİSİNDE NE TÜR İLAÇLAR KULLANILMAKTADIR?

  1. a)

– Eski kuşak antidepresanlar

– Yeni kuşak antidepresanlar

– MAO inhibitörler

  1. b) Anksiyete gidericiler

-Yeşil reçeteye tabi olanlar

– Normal reçeteli olanlar

  1. c) Yardımcı

-Mide –Barsak sistemi için

-Kalp-Damar sistemi için

-B vitaminleri

-Adet öncesi artan panik-depresyonu azaltan ilaçlar

-Doğal –Bitkisel destek ürünleri

  1. a) Antidepresanlar:

Panikatak tedavisinde en önemli ve temel ilaçlar antidepresanlardır. Bu ilaçları kullanmaya başladıktan 15 gün sonra etkileri başlar. Nadiren ilk haftada da başlayabilir. Tam etkilerinin hissedilmesi ise; kişiden kişiye değişmekle beraber, 6- 8 haftayı bulabilir.

Eski Kuşak  İlaçlar: Tofranil, , Ludiomil, Maprotil ,Laroxyl gibi ilaçlardır. Bu ,  anksiyete-panik belirtilerini artırmaları nedeniyle çok tercih edilmezler. Bu etkisiz oldukları anlamına gelmez. Özellikle Tofranil panik tedavisinde çok etkilidir. Yeni geliştirilen birçok ilaç Tofranille mukayeseli çalışmalar yapılarak geliştirilmektedir. Bu ilaçlar yeni kuşak ilaçlara göre çok ucuzdur. Doktor durumunuza ve ekonominize göre bu ilaçları tercih edebilir. İlaç ucuz diye şaşırmayın. Yan etkileri de zamanla azalır. Daha çok başlangıç günlerinde yan etkiler yoğundur. Ne tür yan etkileri vardır?

-Çarpıntı

-Ağız kuruluğu

-Ateş basması

-Baş dönmesi

-Kabızlık

-idrarda tutukluk

-iştahta artış (Yeni kuşak ilaçlarda da var)

-Cinselliği baskılama(Yeni kuşakta da var)

-Hipomani- Mani

-Uykululuk, sersemlik, dalgınlık hali

-Unutkanlık

Yukarıdaki belirtilerin bir kısmı panikatak ta da olduğundan birçok insan bu ilaçları kullanmaktan çekinir. Ama doktor kontrolünde ve küçük dozlarla başlayıp artırılınca tolere edilebiliyor, Bazen çarpıntı giderici yardımcı ilaçlarla yan etkiler azaltılabiliyor. İlaçları mutlaka tedavi dozunda ve tedavi süresince kullanmak gerekir. Panikatakda Tofranilin günlük dozunun 150-300 mg arasında olması gerekir. Süreyi ise hastalığınızın durumuna göre doktor belirler.

Yeni Kuşak Antidepresanlar:  (,zedprex,fulsac  da prozac la aynı içeriğe sahiptir daha ucuzdurlar) ,Lustral(,serdep) Cipram (, ,citara) , , , , Remeron, Ixel, , , Paxil gibi ilaçlardır. Mutluluk yaratan serotonin ileticisinin işlevini yaptıktan sonra hücre içine alınıp yıkılmasını engellerler .Bu yüzden serotonin geri alım inhibitörleri denmektedir.

Ne tür yan etkileri olabilir?

-İştah da artış: Özelikle tatlıya karşı aşırı bir istek olur Yemek miktarı artar, çabuk acıkılır. Kilo artışı görülebilir. Bazı insanlarda iştah azalır ve kilo kaybı olur. Bunun oranı % 5i geçmez. Kişiden kişiye çok değişir. Aynı ilaç birinde aşırı kilo diğerinde zayıflamaya sebep olur. Bazı insanlarda metabolizmayı yavaşlatarak kilo alımına sebep olabilirler.

-Cinselliği baskılama: Erkeklerde geç boşalma bazen boşalamama.(erken boşalım sorunu olanlar için süper iyi bir etki) ,Sertleşme sorunu, cinsel isteksizlik. Kadınlarda da cinsel isteksizlik, orgazm olamama hali ortaya çıkabilir. Bu yan etkiler asla kalıcı değildir. Zamanla azalır, bazen geçer, bazen aynen kalır ama tedavi bitince bunlarda geçer. Erkekler Viagra benzeri ilaçlarla ereksiyon sorununu giderebilme şanslarına sahipler. Kadınlar içinse çalışmalar devam etmektedir…Bu konuda başka neler yapılabileceğini  aşağılardaki bölümlerde okuyacaksınız.

-Serotonorjik Sendrom: Bu ilaçlar antidepresan ve antipanik özelliklerini Serotonin üzerinden gösterirler. Serotonin halk arasında “mutluluk hormonu” olarak bilinir. Sinir sisteminde iletimde rol oynar. Duyarlı insanlarda, aşırı serotonin deşarjı olur. Kişide huzursuzluk, anksiyete hali, panik belirtilerinde artış, aşırı ateşlenme, kafada basınç hissi, mide bulantısı ve kusma gibi belirtiler ortaya çıkar. Böyle bir durumda ilaç hemen kesilmelidir. Bir iki günde her şey normale döner. Zararlı bir etki olmaz. Bu etkiyi yaşayanların gittikleri doktora bu bilgiyi mutlaka vermeleri gerekir. Duyarlılığı olanlar farklı ilaçlar denemeli, o da olmuyorsa eski kuşak ilaç kullanılmalı. Bu sendromun görülme oranı %3-5 gibi düşüktür.

-Unutkanlık: Eski ve yeni kuşak ilaçların hepsinde bu yan etki vardır.

-Dalgınlık-sersemlik-uyku hali: Bu oranda %5-10 arasıdır. Yeni kuşak ilaçlar genelde yaşamla uyumludur. Her işinizi aksatmadan yapabilirsiniz. Bazen gece alındıklarında uykuyu kaçırırlar. Gündüz kullanmak gerekir. Uyku yaparsa geceye kaydırılması gerekir.

-Sinirlilik: Bazı kişilerde sinirlilik, huzursuzluk görülebilir.

-Hipomani-Mani: Daha önceden manik atak geçirenlerde ve maniye yatkın olanlarda antidepresanlar Hipomani  veya Maniye yol açabilirler. Kişi aşırı coşkulu ve neşeli olur. Sürekli gezmek, eğlenmek ister. Çok konuşur bazen sesi kısılır. Az uyur ve kendine aşırı güvenir. Her işin altından kalkabileceğini düşünerek riskler alır ve zarara gire. Çok para harcar, ölçüsüz borçlanır ve sağa sola hediyeler almaya başlar. Karşı cinse ilgisi artar, sex gücü çok artar. Sık partner değiştirir. Sevgilisini, eşini aldatmaya başlar. Bazen de aşırı dine yönelim olur. Bazıları kendisini ermiş, evliya gibi görür. Daha ileri gidenler paranoyakça düşünmeye başlarlar. Antidepresanların mutlaka doktor denetiminde kullanılmasının bir gerekçesi de budur. Bu durumda ilaç hemen kesilip maniyi bastıracak ilaçlara geçilir.

-Aşırı Rahatlık: Bazı insanlarda uzun süreli antidepresan kullanımı duyarsızlık, aşırı rahatlık geliştirir. Eskiden alındığı, önem verdiği durumlara duyarsız kalır. Tepkisizlik gelişebilir.

Karaciğer enzimlerinde yükselme: Bütün antidepresanlar karaciğerde işleme tabi tutulurlar.

SGOT, SGPT, GGT enzimleri normalin iki üç katına çıkabilir. Bir zararı yoktur. Karaciğerinde sorunu olanların her ay enzim baktırması gerekir. Çok yükselirse doz azaltılır. Karaciğerinde hastalık olmayanlar korkmasın, ama 6 ayda bir enzim baktırabilirler…

-Adet düzensizlikleri: Antidepresan alan hanımların bir kısmında adet gecikmesi ve düzensizlikleri olabilir. Korkulacak bir durum değildir. İki ay üst üste adet göremeyen hanımların jinekoloğa gitmesinde fayda vardır

Mao İnhibitörleri:

Sinir sistemindeki ileticiler: dopamin, serotonin, adrenalin in yıkımını sağlayan MAO enzimini engelleyen ilaçlardır. Türkiye de Aurorix olarak bulunmaktadır. Kişisel görüşüm etkili bir ilaç olmadığı yönündedir… Birçok antidepresanın prospektüsünde MAO inhibitörleriyle birlikte kullanılmaması yazar. Türkiye’de zaten nadir bir kombinasyondur. Hekimler genelde tek bir antidepresan yazarlar, kafaya takılacak bir durum değildir. Bazen bir arada kullanılabilen iki antidepresan bir hastada kullanılabilir. İlaçlar birbirilerinin etkisini artırır.

  1. b) Anksiyete (kaygı) giderici, sedatif ilaçlar:

Yeşil reçeteye tabi olanlar: , , Diazem, Rivotril, Tranxline, gibi ilaçlardır. Panikatak da en sık kullanılan xanax tır. Bu ilaçlar kısa süreli 1-3 ay kullanılıp bırakılması gereken ilaçlardır.Bağımlılık yapma riskleri vardır. Zamanla merkezi sinir sistemini baskılayıp depresyona yol açarlar. Ayrıca xanak ve diğer yeşil reçete  bağımlıları ilacı  geciktirince veya alamadıklarında panikatak yaşarlar. Bir çok panikatak hastası yanında xanax taşır. Sıkışınca alır ve yatışır. Bazıları yıllarca taşır ama kullanmaz. Bir güvence nesnesi olarak yedekte bekler.Es kaza  ilaç unutulmuşsa birden panik yaşayabilirler.Bu nedenle çok gerekmedikçe yeşil reçete ilaçlarına “bulaşmamak” gerekir. Bazı hastalarda xanak dan dolayı esas tedavisini geciktirmektedir.Böylece hastalık daha dirençli hale gelmektedir.

Yeşil reçeteye tabi olmayan kaygı gidericiler: Atarax, pasiflora, , Nervikan, .

En çok kullanılan bu ilaçlardır. Bağımlılık riskleri yoktur. Nervikan bitkisel kökenlidir.Melisa ve valleryan içerir. Dideral  kalp ritmini düzenleyici, tansiyon ayarlayıcı bir ilaçtır. Beta blokerlerden olduğundan kaygıda  giderir.Hatta guatırda, psikolojik el titremelerinde de kullanılmaktadır. Her ilaçta olduğu gibi, bunlarında mutlaka doktor tarafından reçete edilmesi ve takip edilmesi gerekir.Örneğin tansiyonu çok düşük olan birisi eczaneden yada birisinin önerisiyle “ezbere” dideral kullansa tansiyonu daha da düşecek belki şoka girecektir.

Bu ilaçlar yeşil reçete ilaçları kadar güçlü değillerdir. Ama daha güvenlidirler…

Bir çok hasta “başı sıkıştığında “ pasiflora şişesini “ağzına dikmektedir”. Dahiliyeciler ve diğer branş doktorları bu ilacı sık reçete etmektedirler. Hafif  bir ilaçtır Atarax  ise aynı zamanda alerji gidericidir. Cildiyecilerde çok sık reçete etmektedirler.

C-Yardımcı İlaçlar:

Panik atak yaşayanların çoğunda midede gaz, şişkinlik, hazımsızlık olabilir. Çoğunda da çarpıntı, tansiyon yükselmeleri, ateş basmaları , titremeler görülür. Psikosomatik mide hastalıklarında kullanılan Librax, Klipax ( Madde bağımlıları bu ilaçları suiistimal ettiklerinden yeşil reçeteye alındılar) Tranko Buskas gibi ilaçlar paniğin mide- barsak sisteminde yaptığı etkileri ortadan kaldırırlar. Bunlarında bağımlılık riski olabilir. 3 aydan fazla kullanmamak doğru olur.

Panikatak sırasında tansiyonu yükselen ve çarpıntısı yoğun olan hastalara  verilecek Dideral, Beloc benzeri ilaçlar hastaları çok rahatlatır. Tekrar vurguluyorum “ her ilaç hem şifa hem zehirdir.” “ doktor kontrolu olmadan  asla kullanılmaz”

B vitamini komplexleri de faydalıdır.B6 vitamini mutluluk hormonu denen serotoninin yapımında rol oynar. Genel anlamda sinir sistemini ve direnci güçlendirirler. Kaygıya bağlı ağrıları, uyuşmaları gidermede yardımcı olurlar… Kan yapımını artırırlar. Adet öncesi sendromunu yaşayan ve depresyonu, panik atağı artan hanımlarda çok yararlıdırlar. Adet öncesi bir hafta boyunca günde iki kez alınacak B vitamini komplexleri hanımların şikâyetlerini azaltır.

Günde 300-400 mg kadar alınacak Magnezyum tabletleri de adet öncesi artan paniği, depresyonu hafifletir.

Doğal-Bitkisel Destek Ürünleri: B vitamini ve sinir sistemini yatıştırıcı özelliği olan Magnezyumdan yukarıda kısmen bahsettik. Bunlara ilave olarak Omega 3 ürünleri de faydalıdır. Melisa, Papatya, Rezene, kediotu, Sarı kantaron da bitkisel destek ürünleridir.

Şunu hatırlatayım ki, her bitkisel şey zararsızdır diye bir kural yoktur. Bunları çaylarıda satılmaktadır. Günde bir fincan melisa, bir papatya, bir rezene çayı panik belirtilerini azaltabilir. Ihlamur ve ada çayı da faydalıdır. Östrojeni düşük olan hanımlar her gün bir bardak ada çayı içebilirler. Menapoz sorunu yaşayıp anksiyetesi artan hanımlar; buna ilave olarak “civan perçemi” kaynatıp her gün  yarım kahve fincanı kadar içebilirler.

Haftada iki gün somon balığı yemek omega 3 ihtiyacını doğal yoldan karşılayabilir.(ızgara olarak)  Kış mevsimlerinde Magnezyumdan zengin pırasa, folik asiten zengin ıspanak mutlaka yenilmelidir. Mide ve hazım sorunları için turp salatada mutlaka olmalıdır. Ton balıklı yeşil salata her gün yenebilir.

Omega 3 ve 6 dan zengin olan çörek otundan hergün bir tatlı kaşığı yemekte yararlıdır. Çörek otu bağışıklık sistemini güçlendirir. Sık sık enfeksiyon geçirenler için yardımcı bir üründür. [5]

Araştırmalar sayesinde, panik atakları kontrol etmek için bir dizi etkili ilaç tedavisiyle birlikte psikoterapinin spesifik türlerini içeren çeşitli tedaviler olduğu ortaya konmuştur. İlaçlar arasında, belirli selektif serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI) ve selektif serotonin ve norepinefrin geri alım inhibitörleri (SSNRI) ve ABD’de Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) tarafından panik bozukluğun etkili tedavisi için onaylanmış benzodiazepin grubu ilaçlar bulunmaktadır. SSRI grubu ilaçlara örnek olarak sertralin (Zoloft), (Paxil), sitalopramı (Celexa) sayabiliriz. Duloksetin (Cymbalta) ve (Effexor) da SSNRI grubu ilaçlara örnektir. Klonazepam () ve Iorazepam (Ativan) gibi benzodiazepin grubu ilaçlardır. Alprazolam (Xanax), panik atakların tedavisinde kullanılsa da, ilacın kısa etki süresi dolayı günde birkaç kez alınmasını gerektirebilir. Beta-bloker grubundaki ilaçlar (örneğin (Inderal)) da, panik atakla ilişkili fiziksel semptomların giderilmesinde zaman zaman kullanılabilir. Şiddetli panik atak geçiren hastaların bazılarında, öncelikli olarak nöbetlerin tedavisi için geliştirilmiş gabapentin (Neurontin)  ve (Risperdal), (), () veya () gibi neuroleptik ilaçlar etkili olabilir. SSRI ve SSNRI’lar piyasaya çıkmadan önce, panik bozukluk tedavisi daha çok trisiklik antidepresanlarla (TSA) yapılıyordu. TSA’ların panik atakların tedavisinde SSRIlar ve SSNRIlar kadar etkili olduğu kanıtlanmış olsa da, SSRI ve SSNRIların daha güvenli olduğu ve daha iyi tolere edildiği gösterilmiştir. Bu nedenle TSA’lar artık eskisinden daha az kullanılmaktadır. [6]

Not: Bu yazı internetteki çeşitli kaynaklardan yararlanılarak hazırlanmış derleme bir çalışmadır.

Kaynaklar:

[1]- http://www.psikiyatri.org.tr/pagepublic.aspx?menu=22

[2]- http://www.kemalsayar.com/KatagoriDetay-Panik-Atak-Nedir–63.html

[3]- http://lokman-hekim.net/hastaliklar/panik-atak.asp

[4]- http://tr.wikipedia.org/wiki/Panik_atak

[5]- http://www.panik-atak.com/v3/index.php?option=com_content&view=article&id=86&Itemid=90

[6]- http://www.samanyoluhaber.com/bilgi/soru/Panik-atak-tedavisinde-hangi-ilaclar-kullanilir_14371/

Bir önceki yazımız olan Beyniniz bir kap kimyasal çorbadan daha fazlasıdır başlıklı makalemizde ADHD, akıl hastalığı ve Beyniniz bir kap kimyasal çorbadan daha fazlasıdır hakkında bilgiler verilmektedir.