Psikofarma »

Eylül 26, 2016 – 11:07 pm | 7.653 Kez Görüntülendi

Epilepsi Nedir? Epilepsi İlaçları Nelerdir?

Epilepsi nedir?

Epilepsi normal nörolojik işlevleri bozan tekrarlayıcı nöbetlerin …

Read the full story »
Antidepresan İlaçlar

Antidepresan İlaçlar »»» Depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlardır. kimyasal yapılarına ya da etki düzeneklerine göre sınıflandırılırlar.

Antimanik İlaçlar

Antimanik İlaçlar »»» Zihin Dengeleyiciler Depakene Depakote sprinkles Lamictal (lamatrogine) Lithium (lithium carbonate) Eskalith Lithobid

Antipsikotik İlaçlar

Antipsikotik İlaçlar»»» Şizofrenideki düşünce bozukluğu, hallüsinasyonlar ve delüzyonlar gibi gürültülü psikoz belirtilerini giderir ve nüksü önlerler

Anksiyolitik İlaçlar

Anksiyolitik Sedatif Hipnotik ilaçlar »»» anksiyete tedavisinde kullanılan ilaçlardır. Diğer bir deyişle kaygı ve korku gidericiler olarak da adlandırılırlar

Antiepileptik İlaçlar

Antiepileptik ilaçlar »»» Epilepsinin yanı sıra epileptik olmayan nöbetlerin tedavisinde de kullanılılan ilaçlar Fenitoin Karbamazepin Barbitüratlar

Home » antidepresan, antidepresanlar, ilaç, ilaçlar, Psikofarmakolojik Yazılar

Major Depresif Bozukluk

Submitted by on Ekim 23, 2016 – 2:03 pm | 1.649 Kez Görüntülendi

Major Depresif Bozukluk

DSM V’ e göre depresif bozukluk alt grupları

  (DSM V)

A-Belirtiler

Ardışık iki hafta boyunca neredeyse her gün günün büyük kısmında ortaya çıkan aşağıdaki semptomlardan EN AZ beş tanesinin bulunması gerekir.

Semptomlardan biri depresif ruh hali veya ilgi/istek kaybı olmalıdır.

Buna ek olarak, bu belirtiler önemli sıkıntıya yol açabilir veya psikososyal fonksiyonlarda bozukluğa sebep olabilir ve bu belirtiler madde kullanımının ya da genel tıbbi bir durumun fizyolojik etkilerine bağlı değildir.

Major depresif bozukluk gerek bireyde yol açtığı yeti yitimi gerekse toplumda çok yüksek mali yitimlere neden olmasıyla öne çıkmaktadır. Tek uçlu depresyon gelişmiş ülkelerde yetiyitimi oluşturan nedenler içinde ilk sırada gelmektedir ve tüm dünyada ise dördüncü sıradadır.

Gelecekle ilgili tahminlerde ise major depresif bozukluğun 2020 yılında tüm dünyada en önemli ikinci yetiyitimi nedeni olacağı kabul edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2000 yılında yetiyitimiyle ayarlanmış yaşam yılların (disability-adjusted life years; DALY) hesaplandığı çalışmada depresyon %4.4 ile dördüncü sırada yer almaktadır ve ölümcül olmayan yetiyitimi nedenleri arasında %12 ile ilk

sırayı almaktadır. Ülkemizde Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Müdürlüğü tarafından Başkent Üniversitesi’ne yaptırılan Ulusal Hastalık Yükü ve Maliyet-Etkililik Projesi kapsamında ise en fazla yeti yitimi yaratan hastalık olarak tek uçlu depresif hastalık saptanırken, yine üretken çağ olan 15-59 yaş aralığında tek uçlu depresif hastalık ilk sıradadır. Major depresif bozukluk yaşam kalitesinde yarattığı olumsuz etkiyle pek çok kronik tıbbi hastalığın önünde gelmektedir.

Major Depresif Bozuklukta Tedavinin İzlenmesi

Özellikle çalışmaları başta olmak üzere, gündelik uygulamada çok çeşitli ölçütler tedavinin seyrini izlemek için önerilmiştir:

  1. Başlangıç puanına göre % değişim: Genellikle kullanılan ölçüt ölçek puanının başlangıç puanına göre %50 azalma göstermesidir.
  2. Kesme puanı: Ölçek puanının belli bir puanın altına düşmesi ölçüt alınır. Kesme puanı ölçütü genellikle düzelme için kullanılmaktadır ve örneğin Hamilton Depresyonu Derecelendirme Ölçeğinde 7 ve altında puan almak düzelme ölçütü kabul edilmektedir.
  3. Tanı ölçütlerinin artık karşılanmaması: Hastanın tedavi sonucunda artık depresyon ölçütlerini ve dolayısıyla tanısını artık karşılamaması bir düzelme ölçütü gibi kullanılmaktadır.
  4. İşlevsellik değerlendirmesi: Hastanın hastalık öncesi işlevsellik düzeyi ölçüt alınarak, tedavi sonucunda işlevselliğindeki gelişme izlenir ve belirlenir.
  5. Normalleşme: Hastanın tedavi sonucunda hastalık öncesindeki ile aynı normal yaşamına dönmesi ölçüt kabul edilir.
  6. Klinik yargı: Hekim tarafından tedavi dönemi sonucunda hastanın düzeldiği kanaatine varılması ölçüt kabul edilir.
  7. İstatistiksel değerlendirme: Hastanın puanının başlangıç puanına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşme göstermesi ölçüt olarak kabul edilir.

Bu değerlendirmelerin hepsi belli düzeylerde yarar sağlayabilir ancak bazıları diğerlerine göre daha nesnel ve klinik olarak daha anlamlı sonuçlar sunmaktadır. Hastanın artık tanı ölçütlerini karşılamaması, işlevselliğinin gelişme göstermesi, hastanın-hekimin yargısına göre-normale dönmesi gibi ölçütlerle izlenmesi öznelliğin çok yüksek oranda karışabileceği stratejilerdir. Diğer yandan başlangıç puanına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşme görülmesi, başlangıç puanını birbirlerinden farklı olabildiği, heterojen hastalarla yapılan çalışmalarda yol gösterici olmayabilir. Kaldı ki, başlangıç puanı yüksek olan hastalarda izlemede puan anlamlı olarak düşse bile, yine de yüksek düzeyde olabilir. Bu nedenle yanıt ve düzelme kullanışlı ve nesnel özellikleriyle ön plana çıkan iki izleme ölçütüdür.

Major Depresif  Bozukluğun Ve Tedavisinin Farmakoekonomik Yönü

Major depresif bozukluğun Amerika Birleşik Devletleri’nde hesaplanmış yıllık harcaması 1990 yılı için

77.4 milyar Amerikan Doları iken, 2000 yılında 83.1 milyar Amerikan Dolarına yükselmiştir. Bu harcamaların %31’i doğrudan tıbbi harcamalar, %7’si intihar ve intihar ile ilişkili harcamalar ve %62’si iş ve üretkenlikle ilişkili yitimlerin yol açtığı dolaylı harcamalar olarak dağılmaktadır.

Avrupa Birliği’ne üye olan ve 466 milyonluk bir nüfusu kapsayan 28 ülkenin depresyon ile ilişkili harcaması ise 2004 yılında 118 milyar Avro olarak hesaplanmıştır. Bu harcamalar içinde 22 milyar Avro ayaktan hasta hizmetleri, 9 milyar Avro ilaç ve tedavi giderleri, 10 milyar Avro hastaneye yatış giderleri, 76 milyar Avro ise dolaylı olarak hastalığın yol açtığı morbidite, mortalite ve yeti yitimiyle ile ilişkilidir. İsveç’te yürütülen bir doğal izleme çalışmasında ise iki yıl boyunca izlenen bir majör depresif bozukluk hastasının toplam ortalama maliyeti 38,953 Avro olarak hesaplanmıştır. Aynı çalışmada tedaviye yanıt verenlerle vermeyenler arasındaki maliyet farkı %39 olarak elde edilmiştir.

Depresyon çalışmalarında yanıt vermeyen veya düzelme göstermeyen ruhsal, bedensel, tıbbi, mali, sosyal, işlev- sel açıdan yitime neden olmaktadır. Bu hastalar daha fazla psikiyatrik ektanı göstermekte, bedensel belirti ve rahatsızlıklara yakalanmakta, tıbbi hastalıklar açısından risk oluşturmakta, 25 milyar Amerikan Dolarına mal olan işe gidememe veya işte üretkenlikte azalma göstermekte, ayda 7,6 gün iş gücü kaybı yaşamakta, kişilerarası ilişkileri gerilemekte ve mesleksel işlevsellikleri bozulmaktadır.

sonucunda tam düzelen hastaların maliyetleri 4,221 Avro iken, düzelme göstermedikleri durumda bu maliyet 6,894 Avroya çıkmaktadır. Tedaviye hiç yanıt alamayanlar en yüksek maliyete neden olurken, tedaviye yanıt alınan ama düzelme elde edilemeyen hastaların maliyeti ilk gruba göre 620 Amerikan Doları daha düşük ve tedavi sonucu tam düzelme edilen grubun maliyeti ise 1,266 Amerikan Doları daha düşük bulunmuştur. Birinci tedavi denemesinde yanıt alınamayan hastalarda ikinci tedavi denemesi uygulandığında ve bu tedaviyle düzelme sağlandığında, venlafaksin ile bu maliyet 14,275 Amerikan Doları, essitalopram ile ise 16,100 Amerikan Doları olarak hesaplanmıştır. İlaç tedavisiyle bilişsel-davranışçı terapinin karşılaştırıldığı bir maliyet çalışmasında ise, ilaç tedavisinin her bir kalite ile ayarlanmış yaşam yılı (quality-adjusted life year; QALY) için maliyeti 30,023 Amerikan Doları, bilişsel-davranışçı terapinin her bir QALY için maliyeti 37,568 Amerikan Doları olarak elde edilmiştir.

Depresyonun bu denli yeti yitimi oluşturması ve bu düzeyde maliyete neden olmasının en önemli nedenleri arasında genç yaşta başlaması, yineleyici doğada olması, kronikleşme riski taşıması, kişinin en üretken çağını kapsaması, iş gücünde bulunan insanların daha fazla depresyona yakalanması, hastaların önemli bir bölümünün yeterince tanınıp yeterli tedavi alamaması, hastalar iyileştikten sonra bile iş gücüne yeterli katkıyı yapamamaları sayılmaktadır.

Yapılan çalışmalarda tedavi sonucu yanıt veren veya düzelme gösteren hastaların yaşam kaliteleri ve işlevselliklerinde yükselme görülmektedir. STAR*D çalışması sonucunda yanıt veren ve düzelme gösteren hastaların Sheehan Yetiyitimi Ölçeği puanları anlamlı biçimde yanıt vermeyen gruptan daha yüksek bulunmuştur. Bir doğal izleme çalışmasında, Berlim ve ark. sonucunda şiddetli depresyonu olan hastalarda Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği-Kısa Form (WHOQOL-BREF)’un tüm alt alanlarında düzelme elde edilmiştir. Birinci basamakta yürütülen bir başka doğal izleme çalışmasında, altı ay sonunda hastalarda EURO-QOL – 5D (EQ-5D) ölçeğinde belirgin düzelme saptanmıştır. Ancak akut sağaltım sonucunda elde edilen işlevsel ve öznel iyileşme, sağlıklı kontrollerin düzeyine ulaşmamaktadır. Diğer yandan çok merkezli bir depresyon izleme çalışmasında, her ne kadar analizleri sunulmasa da, hastaların yaşam kalitelerinin normal toplum düzeyine dönmediği bildirilmiştir. Aydemir ve arkadaşları tarafından yapılan bir depresyon tedavi çalışmasında her ne kadar altıncı haftanın sonunda hastalarda Kısa Form-36 açısından istatistiksel olarak anlamlı düzelme elde edilmiş olsa bile, toplum norm değerleriyle karşılaştırıldığında, SF-36 ölçeğinin genel sağlık algısı, sosyal işlevsellik ve emosyonel rol güçlüğü alt ölçekleri anlamlı olarak düşüktür. (1)

İlaç tedavisinin düzenlenmesinde ana ilk yapılacak hastayla ilaç uyumu konusunda birlikte çalışmaktır. İlaçların etkisinin hemen ve ilk önerilen dozda görülmeyebileceği, hafif yan etkilerin görülebileceği, ilaçların bağımlılık yapmayacağı, ilaç kullanımıyla olan problemlerde ilacı bırakmak yerine öncelikle hekimle görüşmenin daha iyi bir fikir olduğu hastayla konuşulmalıdır. Mümkün olursa izlem sırasında

sağlamak, destek alınabilecek bütün kaynaklardan yararlanmaya çalışmak, izlem sırasında işlevsellikle beraber intihar riskini de (tedavinin başında daha sık olmak üzere) değerlendirmek önemlidir. Hastalar için en önemli noktanın belirtilerinin kaybolmasından çok işlevselliklerinin düzelmesi olduğu unutulmamalıdır.

Depresyon tedavisinde ilk sırada kullanılacak , daha gelişmiş güvenlik ve tolerabilite özellikleri sebebiyle, seçici gerialım inhibitörleri (), (SNRI) ve ve diğer serotonin reseptörleri üzerinden etki eden ilaçlardır. Monoamin oksidaz inhibitörleri ve artık çok daha az kullanılmaktadır. özellikleri neredeyse ve antiepileptik özellikleri kadar gelişmiş birkaç ilaç daha (ketiyapin, ziprasidon, ) mevcuttur; ama bunların kullanımları uzmanlık gerektirir. SSRI ve SNRI’ların kendi sınıfları içinde birinin etki, yan etki ve ilaç etkileşim profilleri diğerleriyle benzerlik göstermekle birlikte, birbirinden çeşitli derecelerde farklıdır. Sınıflar arasındaki farklar ise oldukça belirgin olabilir. , Tablo ’da gösterilmektedir.(2)

Tablo- Antidepresanlar

Sınıf ve etki mekanizması Yan etkileri İlaçlar ve dozları Notlar
SSRI

Serotonin geri alımının seçici

inhibisyonu

Bulantı, kusma, , baş ağrısı, tremor, , ağız kuruluğu,

Essitalopram 10-30 mg

Fluoksetin 20-80 mg

Fluvoksamin 100-300 mg

 

İlaç etkileşimi az Uzun yarıömür

 

 

Kilo alımı fazla

SNRI

Serotonin ve noradrenalinin geri alımının inhibisyonu

Bulantı, kusma, ishal, baş ağrısı, tremor, ağız kuruluğu, cinsel yan etkiler Venlafaksin 75-225 mg

Hipertansiyon

 

Böbrekten atılır

NRI

Noradrenalin geri alımının

inhibisyonu

Ağız kuruluğu, konstipasyon, tremor, bulanık görme, taşikardi, idrar retansiyonu Reboksetin 4-8 mg
NDRI

Noradrenalin ve dopamin geri alımının inhibisyonu

 

Ağız kuruluğu, konstipasyon, tremor, bulanık görme,

yüksek dozda nöbet

NaSSA

Noradrenalinerjik ve spesifik serotonerjik etki, α2 antagonizması

, aşırı kilo alımı Uyku indüksiyonu, cinsel yan etki az
SARI

Serotonin antagonizması/ gerialım inhibisyonu

Aşırı sedasyon, priyapizm (nadir) Trazodon 50-300 mg Uyku indüksiyonu
TCA

Serotonin ve noradrenalin

gerialımının inhibisyonu, başka birçok reseptörü

etkilerler

Antikolinerjik: ağız kuruluğu, konstipasyon, tremor, üriner retansiyon, uyuklama, aşırı sedasyon, sersemlik, postüral hipotansiyon. Bulantı, baş ağrısı, nöbet, cinsel yan etkiler

 

Klomipramin 75-300 mg

Maprotilin 25-150 mg

Uyku indüksiyonu

 

 

Nöbet eşiğini çok düşürür

MAO İnhitörleri

Serotonin, noradrenalin ve

dopamin yıkımının

inhibisyonu

Moklobemid 300-600 mg

Kaynak: Karamustafalıoğlu, O., & Yumrukçal, H. (2011). Depresyon ve Anksiyete Bozuklukları. Şişli Eftal Hastanesi Tıp Bülteni, 45, s.68.

Majör depresif bozukluk, Majör depresyon, veya , kişinin sosyal işlevlerini ve günlük yaşama dair etkinliklerini rahatsız edecek, bozacak dereceye ulaşmış üzüntü, melankoli veya keder durumudur.

Kişinin ilişki ve etkinliklerini etkilemeyen, üzgün olma durumu ve kişinin moralinin bozukluğu çoğu zaman depresyon olarak anılır. Fakat klinik depresyon tıbbi bir teşhistir ve günlük kullanımdaki depresif olma durumundan çok daha farklıdır. Depresif kişi kendisini yorgun, üzgün, , , ve apatik hissedebilir. Klinik depresyon, normal üzüntü hissinden daha yoğun, sürekli ve kişinin günlük işlerini etkileyecek düzeydeki çökkün bir duygusal durumu ifade eder.

Yaşam boyu yaygınlığının %17-19, bir yıllık yaygınlığının ise %1-9 arasında olduğu bildirilen “Majör Depresif Bozukluk” (MDB) (Angst 1992); sık görülen, atakları uzun süren, süreğenleşme, depreşme ve yineleme oranları yüksek, şiddetli fiziksel ve psikososyal yeti yitimine neden olan yıkıcı bir bozukluktur. Depresyonun neden olduğu yeti yitimi, sosyal ve mesleki alanlarda olabilir ve kişinin aile düzeni ile ekonomik durumuna olumsuz etkiler yapabilir. Depresyon, birey kadar çevresi ve bakımını üstlenenler üzerinde de olumsuz etkiler yaratır (Davis ve Glassman 1989). İntihar girişimi sonucu ölüm oranı %15 olan ve intihar sonucu ölümlerin yaklaşık %50’sinden sorumlu olan MDB’nin toplumsal maliyeti oldukça yüksektir(Angst 1992).

Hastalık esnasında kişide ruhsal açıdan, , , ve , görülür. Fiziksel etkileri ruhsal semptomlara bağlı olarak, aşırı kilo kaybı, , kusma, aşırı terlemedir. İlaçla tedavi edilmeden, kendiliğinden geçme olasılığı düşük bir hastalık olduğu gibi olumsuz dış etkenler hastalığı tetikler ve nöbetlerin artmasına yol açar.

Tedavi süreci hastanın iyileşme isteğiyle doğru orantılı olarak gelişme kaydederek ilerler. İlaç tedavisi sırasında, ilacın dozuna bağlı olmaksızın ara ara nöbetler ve/veya ataklar yaşanabilen bir hastalıktır.(3)

Depresyon Zihin Haritası

Depresyon mm.svg
By Nevit Dilmen – Own draw, CC BY-SA 3.0, Link

Bu yazı internetteki çeşitli kaynaklardan yararlanılarak hazırlanmış derleme bir çalışmadır.

Kaynaklar:

1- Aydemir, Ö. (2011). Major depresif bozuklukta tedavi hedefleri ve tedavinin izlenmesi. Klinik Psikofarmakoloji Bülteni, 21, 1-9.

2- Karamustafalıoğlu, O., & Yumrukçal, H. (2011). Depresyon ve Anksiyete Bozuklukları. Şişli Eftal Hastanesi Tıp Bülteni, 45, 65-74.

3- https://tr.wikipedia.org/wiki/Maj%C3%B6r_depresif_bozukluk

Bir önceki yazımız olan Sertralin başlıklı makalemizde Antidepresan, As-Sertral 100 Mg 14 Fılm Tablet ve As-Sertral 100 Mg 28 Film Tablet hakkında bilgiler verilmektedir.

No Comment »

2 Pingbacks »

  • […] Major Depresif Bozukluk DSM V’ e göre depresif bozukluk alt grupları  Majör depresif bozukluk  Distimik bozukluk  Yıkıcı duygudurumu düzenleyememe bozukluğu  Premenstrüel disforik bozukluk  Madde / İlaç kaynaklı depresif bozukluk  Başka medikal duruma bağımlı depresif bozukluk  Diğer belirtilen depresif bozukluk  Tanımlanmamış depresif bozukluk Major Depresif Bozukluk Tanı Ölçütleri (DSM V) A-Belirtiler Ardışık iki hafta boyunca neredeyse her gün günün büyük kısmında ortaya çıkan aşağıdaki semptomlardan EN AZ beş tanesinin bulunması gerekir. Semptomlardan biri depresif ruh hali veya ilgi/istek kaybı olmalıdır.  Depresif ruh hali- üzüntü, çökkünlük, boşluk, çaresizlik hissi  İlgi ve zevk kaybı  Uykusuzluk veya aşırı uyuma  İştah kaybı ya da kilo değişikliği  Psikomotor retardasyon veya ajitasyon  Düşük enerji  Kötü konsantrasyon  Değersizlik veya suçluluk düşünceleri  Tekrarlayan ölüm veya intihar düşünceleri Buna ek olarak, bu belirtiler önemli sıkıntıya yol açabilir veya psikososyal fonksiyonlarda bozukluğa sebep olabilir ve bu belirtiler madde kullanımının ya da genel tıbbi bir durumun fizyolojik etkilerine bağlı değildir. Major depresif bozukluk gerek bireyde yol açtığı yeti yitimi gerekse toplumda çok yüksek mali yitimlere neden olmasıyla öne çıkmaktadır. Tek uçlu depresyon gelişmiş ülkelerde yetiyitimi oluşturan nedenler içinde ilk sırada gelmektedir ve tüm dünyada ise dördüncü sıradadır. Gelecekle ilgili tahminlerde ise major depresif bozukluğun 2020 yılında tüm dünyada en önemli ikinci yetiyitimi nedeni olacağı kabul edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2000 yılında yetiyitimiyle ayarlanmış yaşam yılların (disability-adjusted life years; DALY) hesaplandığı çalışmada depresyon %4.4 ile dördüncü sırada yer almaktadır ve ölümcül olmayan yetiyitimi nedenleri arasında %12 ile ilk sırayı almaktadır. Ülkemizde Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Müdürlüğü tarafından Başkent Üniversitesi’ne yaptırılan Ulusal Hastalık Yükü ve Maliyet-Etkililik Projesi kapsamında ise en fazla yeti yitimi yaratan hastalık olarak tek uçlu depresif hastalık saptanırken, yine üretken çağ olan 15-59 yaş aralığında tek uçlu depresif hastalık ilk sıradadır. Major depresif bozukluk yaşam kalitesinde yarattığı olumsuz etkiyle pek çok kronik tıbbi hastalığın önünde gelmektedir. Major Depresif Bozuklukta Tedavinin İzlenmesi Özellikle ilaç çalışmaları başta olmak üzere, gündelik uygulamada çok çeşitli ölçütler tedavinin seyrini izlemek için önerilmiştir: 1. Başlangıç puanına göre % değişim: Genellikle kullanılan ölçüt ölçek puanının başlangıç puanına göre %50 azalma göstermesidir. 2. Kesme puanı: Ölçek puanının belli bir puanın altına düşmesi ölçüt alınır. Kesme puanı ölçütü genellikle düzelme için kullanılmaktadır ve örneğin Hamilton Depresyonu Derecelendirme Ölçeğinde 7 ve altında puan almak düzelme ölçütü kabul edilmektedir. 3. Tanı ölçütlerinin artık karşılanmaması: Hastanın tedavi sonucunda artık depresyon ölçütlerini ve dolayısıyla tanısını artık karşılamaması bir düzelme ölçütü gibi kullanılmaktadır. 4. İşlevsellik değerlendirmesi: Hastanın hastalık öncesi işlevsellik düzeyi ölçüt alınarak, tedavi sonucunda işlevselliğindeki gelişme izlenir ve belirlenir. 5. Normalleşme: Hastanın tedavi sonucunda hastalık öncesindeki ile aynı normal yaşamına dönmesi ölçüt kabul edilir. 6. Klinik yargı: Hekim tarafından tedavi dönemi sonucunda hastanın düzeldiği kanaatine varılması ölçüt kabul edilir. 7. İstatistiksel değerlendirme: Hastanın puanının başlangıç puanına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşme göstermesi ölçüt olarak kabul edilir. Bu değerlendirmelerin hepsi belli düzeylerde yarar sağlayabilir ancak bazıları diğerlerine göre daha nesnel ve klinik olarak daha anlamlı sonuçlar sunmaktadır. Hastanın artık tanı ölçütlerini karşılamaması, işlevselliğinin gelişme göstermesi, hastanın-hekimin yargısına göre-normale dönmesi gibi ölçütlerle izlenmesi öznelliğin çok yüksek oranda karışabileceği stratejilerdir. Diğer yandan başlangıç puanına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşme görülmesi, başlangıç puanını birbirlerinden farklı olabildiği, heterojen hastalarla yapılan çalışmalarda yol gösterici olmayabilir. Kaldı ki, başlangıç puanı yüksek olan hastalarda izlemede puan anlamlı olarak düşse bile, yine de yüksek düzeyde olabilir. Bu nedenle yanıt ve düzelme kullanışlı ve nesnel özellikleriyle ön plana çıkan iki izleme ölçütüdür. Devamı… […]