Psikofarma »

Eylül 26, 2016 – 11:07 pm | 13.610 Kez Görüntülendi

Epilepsi Nedir? Epilepsi İlaçları Nelerdir?

Epilepsi nedir?

Epilepsi normal nörolojik işlevleri bozan tekrarlayıcı nöbetlerin …

Read the full story »
Antidepresan İlaçlar

Antidepresan İlaçlar »»» Depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlardır. kimyasal yapılarına ya da etki düzeneklerine göre sınıflandırılırlar.

Antimanik İlaçlar

Antimanik İlaçlar »»» Zihin Dengeleyiciler Depakene Depakote sprinkles Lamictal (lamatrogine) Lithium (lithium carbonate) Eskalith Lithobid

Antipsikotik İlaçlar

Antipsikotik İlaçlar»»» Şizofrenideki düşünce bozukluğu, hallüsinasyonlar ve delüzyonlar gibi gürültülü psikoz belirtilerini giderir ve nüksü önlerler

Anksiyolitik İlaçlar

Anksiyolitik Sedatif Hipnotik ilaçlar »»» anksiyete tedavisinde kullanılan ilaçlardır. Diğer bir deyişle kaygı ve korku gidericiler olarak da adlandırılırlar

Antiepileptik İlaçlar

Antiepileptik ilaçlar »»» Epilepsinin yanı sıra epileptik olmayan nöbetlerin tedavisinde de kullanılılan ilaçlar Fenitoin Karbamazepin Barbitüratlar

Home » antidepresan, Etken ( Etkin ) Maddeler, ilaç, ilaçlar, Psikofarmakolojik Yazılar

Lityum & Lityum Tedavisi

Submitted by on Temmuz 6, 2009 – 3:03 am | 81.633 Kez Görüntülendi

LİTYUM
Lityum (Eskalith, Lithonate, Lithotabs, Cibalith-S) bipolar-I bozukluğun kısa dönem ve profilaktik tedavisinde en sık kullanılan ilaçtır. Lityum %70-80 hastada bipolar I bozukluğun kısa dönem tedavisi ve profilaksisinde kulanılmaktadır. Manik ve depresif hecmelerin her ikisinde yalnızca Lityum tedavisine yanıt vermektedir.
Terapötik konsantrasyonunda Lityum tedavisine yanıt alınması en az 3 hafta gerektirmesine rağmen neredeyse manik hastaların %80’i Lityum tedavisine yanıt vermektedir.
FDA tarafından onaylanmamasına rağmen Lityum Bipolar I Bozukluğun depresyonunda etkilidir.
Lityum ile koruma tedavisi Bipolar I hastalarda manik ve depresif hecmelerin sıklığını, şiddetini ve süresini belirgin şekilde azaltmaktadır. Bipolar I bozukluğun depresyon ve manik hecmesinin 2. hecmesinden sonra Lityum koruma tedavisi başlanmalıdır. Adolesanlada, aile öyküsünde bipolar I hastalık bulunanlarda, yüksek özkıyım riski olanlarda, ilk atağı manik hecme olanlarda, kötü destek faktörü olanlarda, ilk hecmeye neden olabilecek presipitan faktörü olmayanlarda, 30 yaş ve üstü hastalarda, ilk hecmesi hızlı başlayanalrda ve erkek hastalarda birincil hecmeden sonra Lityum tedavisi başlanmalıdır.
Eğer tek başına lityum tedavisi yetersiz kalırsa kilinisyen (Tegretol) veya (Depakene) ile destek tedaviyi düşünmelidir.
Şizoaktif bozukluğun (bipolar tip) tedavisinde Lityumun kesinlikle yeri vardır. Majör depresif hecmede Lityumun primer endikasyonu hasta tek başına tedaviye yanıt vermediğinde tedaviye eklenmesi şeklindedir. Birçok çalışma tedaviye yanıt vermeyen hastaların %50’sinin Lityuma yanıt verdiğini belirtmektedir.
Şizofrenik hastalarda antipsikotik tedaviye Lityum eklendiğinde bulguların 1/5 – 1/2’si azalmaktadır. Bazı şizofrenik hastaların aralıklı saldırgan patlamalarını da Lityum tedavisi ile azaltılabilir.
Lityum şizofrenik hastalarda, hapishane mahkûmlarında, mental retarde hastalarda, saldırgan patlamaların tedavisinde kullanılır. Kafa travması ve epilepsiye bağlı saldırganlıklarda lityumun başarısı düşüktür. Saldırganlığın tedavisinde kullanılan diğer antikovülzanlar, beta-adrenerjik reseptör antagonistleri ve antipsikotiklerdir.
Lityum tedavisinin en yaygın yan etkileri gastrik rahatsızlık, kilo alımı, tremor, yorgunluk ve hafif bilişsel işlevlerde bozukluktur. Kilo alımı lityumun karbonhidrat mekanizması üstünde az bilinen etkisi sonucu oluşmaktadır. Kilo alımı lityumun neden olduğu ödem sonucu da olabilir.
Lityum tedavisi alan hastalarda şiddetli tremor geliştiği zaman, lityum zehirlenmesi olasılığı düşünülmelidir.
Lityum kullanımı disfori, spontanite yokluğu, reaksiyon zamanının uzaması ve hafızanın bozulmasına neden olabilir.
Lityumun böbrekteki en yaygın yan etkileri sekonder polidipsi ile birlikte poliüridir. Poliüri antidiüretik hormonun etkilerinin lityum tarafından antagonize edilmesi ile oluşur, böylece böbrekteki distal tubüllerden sıvı emilimi düşer. Lityumun çok nadir görülen ancak en ciddi yan etkisi , ve renal yetmezliğe neden olabilmesidir.
Lityum tiroid işlevlerinin dolaşımdaki tiroid hormonlarının konsantrasyonlarını etkileyerek benign ve geçici bir şekilde azaltarak etkiler. Guatr (%5), benign reversibl exoftalmus ve hipotiroidizm ( hastaların %7-9’u) lityum tedavisinde görülebilir. Eğer hipotiroidizm gelişirse Levotiroxine (Synthroid) tedavisine başlanmalıdır. Lityum tedavisi altındaki kişilerde TSH düzeyleri her 6 yada 12 ayda bir bakılmalıdır.
Lityumun kardiyak etkileri, hipokaleminin EKG (elektrokardiogram) deki etkilerine benzer ve intraselüler potasyumun lityum iyonu ile yer değiştirmesine bağlıdır. EKG deki en yaygın değişiklik T dalgasının düzleşmesi veya tersine dönmesidir. Değişiklikler benigndir ve lityum vücuttan atıldıktan sonra ortadan kalkar. Lityumun sinus nodundaki pacemakeri baskılaması nedeniyle lityum tedavisi bayılma episodları ile sonuçlanan, sinus disritmine neden olur. Bu nedenle hasta sinus sendromu olan kişilerde lityum tedavisi uygulanmamalıdır.
Lityum tedavisinde doza bağlımlı olarak çeşitli deri yan etkileri görülmektedir. En sık görülen etkileri akneiform, foliküler ve makülopapüler döküntüler, pretibial ülserasyonlar ve psöriazisin kötüleşmesidir.
Lityum zehirlenmesinin erken belirti ve bulguları tremor, disartri ve ataksi iken geç belirtileri bilinç bozukluğu, muskuler fasikülasyonlar, myoklonus, nöbetler ve komadır. Lityum düzeyi ne kadar yüksek ve bu yükseklik ne kadar uzun sürerse bulguların kötülüğü o kadar yüksektir. Lityum zehirlenmesi kalıcı nöronal hasar ve ölüme neden olabileceği için acil müdahale gerektiren bir durumdur. Tedavide lityumun kesilmesi ve dehidratasyonun önlenmesi esastır. Ciddi durumlarda lityumun vücuttan atılması için hemodializ etkili olabilir.
Lityum yaşlılar için güvenilir ve etkili bir ilaçtır. Gebe kadınlar; Erken çalışmalar ilk trimesterde lityuma maruz kalmış yenidoğan bebeklerin %10’unun majör konjenital anomaliler gösterdiğini belirtmişlerdir. En sık malfarmasyon kardiyak sistemde olmakta ve triküspid kapağın Ebstein anomalisiydi. Doğumdan hemen önce lityum kesilmelidir ve doğumdan sonra postpartum mizaç bozuklukları riski oluşmaya başladığı süre içinde ve annenin bebeği emzirme isteği doğrultusunda tekrar başlanmalıdır. Emziren annelere lityum verilmemelidir. Bebeklerde lityum toksisite belirtileri, letarji, siyanoz, anormal reflexler ve bazende hepatomegalidir.
Hafif parkinsonizm ataksi ve disartri ( bu son iki bulgu genellikle lityum intoksikasyonun belirtileridir) gibi nadir nörolojik yan etkilerde olabilir.
Lityum alan hastalarda EKT uygulaması gerektiğinde, iki tedavinin bir arada kullanılmasıyla oluşabilecek delirium riskini azaltmak amacıyla, EKT başlamadan 2 gün önce lityum kesilmelidir.
Lityum tek değerli bir iyondur, karbonat tuzu şeklinde hızlı etkili ve yavaş salınımlı ağızdan verilebilen preparatları vardır. Plazma konsantrasyonları; akut mani tedavisi için 0,6 – 1,2 Eq/L’dir. Yüksek lityum düzeyleri yüksek toksite riski taşıdığı için genellikle 1,5 mEq/L üstü lityum düzeylerini aşmamak gerekmektedir.
Fazla sodyum alımı (örneğin dietteki ani değişiklikler) lityum düzeyini düşürebilir. Tersine çok düşük sodyum (örneğin fad dietler) da lityum düzeyini toksik düzeylere arttırabilir. (1)
Lityum preparatları nelerdir?
Lityum karbonat ilacı, mani ve iki uçlu mizaç bozukluğu tedavisi için 1950’lerden önce üretilmiştir. Güçlü mizaç düzenleyici etkiye sahiptir ve güvenli bir şekilde kullanılabilir. Yatıştırıcı değildir. Yükselme ya da alçalma şeklindeki mizaç aşırılığını önler. Lityumun asıl faydası, bir atağı önlemede ve bir atak başladıktan sonra tedavi etmede görülür. Lityum, düzenli olarak alındığında manik ve depresif ataklar daha az sıklıkta ve daha az şiddette görülür. Tekrarlayıcı manik-depresif (iki uçlu) bireyler ve tekrarlayıcı depresyon (tek uçlu) hastalığın bazı formları, sıklıkla lityum ile tedavi edilebilmektedir. Düzenli ve uygun dozda alındığında, yatıştırıcı ya da zihinsel fonksiyonlar üzerinde başka etkileri yoktur.
İlk kez lityum kullanmaya başlamadan önce hangi tıbbi testleri yapmak gereklidir?
Tıbbi bir değerlendirme hastalığın hikayesi, fizik muayene, kan ve idrarın basit laboratuar incelemelerini içerir. Lityum tuzu, böbrekler yoluyla neredeyse tamamen vücuttan atıldığı için, lityum tedavisi başlamadan önce ve başladıktan sonra da düzenli aralıklarla böbrek fonksiyon testleri yapılmalıdır. Tiroid fonksiyon testleri de tavsiye edilir. Çünkü lityum, nadiren hipertrofi (zararsız ve tedavi edilebilir tiroid bezi büyümesi) ya da tiroid fonksiyonlarında orta derecede düşmeye (hipotiroidizm) neden olabilir. Tiroid hormonlarının kan seviyelerinin ölçüldüğü kan testleri, genellikle düzenli aralıklarla yapılır.
Bu nedenle uzun süreli lityum tedavisi sırasında, aşırı idrara çıkma ya da benzeri idrar ile ilgili yakınmalar olduğunda rutin aralıklarla yapılmakta olan böbrek fonksiyon testlerinin tekrarlanmasında fayda vardır. Aynı şekilde Lityum tedavisi sürdürülmekteyken kişide günlük rutin işlere harcanan zamanda artma, genel hareketlerde yavaşlama, yorgunluk, halsizlik hissi vb. gibi yakınmalar eklendiğinde hemen klinisyene başvurulmalıdır. Bu tür yakınmalar bir depresyon atağının başlangıç belirtileri olabileceği gibi, Lityumun tiroid bezi üzerindeki etkisi nedeniyle olan tiroid hormon azlığına, yani hipotiroidizm denilen geçici rahatsızlığa bağlı da olabilir. Bu durumda tiroid fonksiyon testlerinin tekrarlanması uygun olacaktır.
Lityum dozu nasıl saptanır?
Kanda lityum seviyesini ölçen basit, ucuz testler vardır. Öyle ki, her hasta için doğru doz tam olarak saptanabilir. Başlangıçta, lityum seviyesi her birkaç günde bir kontrol edilir (en son akşam dozundan yaklaşık 12 saat sonra kan örneği alınır). Uygun kan lityum seviyesine ulaşıldığında, lityum seviyeleri aylık olarak ya da daha az sıklıkla ölçülür. Kan testi yapılacak günlerde test sonrasına kadar lityum alınmaz. Yani en son akşam alınmış olan Lityum ilacından 12 saat sonrası, sabah aç karnına ve yeni Lityum ilacını almadan kan verilmeli, sonrasında yemek yenip önerilen sabah Lityum ilacı alınmalıdır.
Ne kadar süre lityum kullanmak gerekir?
Bir kişinin atak sonlandıktan sonra uzun süre tedavi altında kalıp kalmayacağı, bazı bireysel faktörlere bağlıdır. Bu kararın verilmesi doktor, hasta ve aile arasında ilişki kurulmasını ve tartışılmasını gerektirir. Bazı bireyler, uzun dönem lityum tedavisine ihtiyaç duymaz. Eğer orta derecede hastalığı için tedavi gören birisi ya da birkaç yıl içinde tekrarlanma olasılığı olmayan birisi ise, uzamış kullanımıyla gelen potansiyel risklere ve masrafa maruz kalacaksa gerekli değildir. Ne yazık ki, bu daha uygun gruba girebilecek kişileri güvenli bir şekilde tahmin etmek nadiren mümkün olabilmektedir.
Bazı bireyler, duygudurum hastalığının tek atağını geçirebilirler. Tek mani ya da hipomani atağını takiben ne kadar süre lityum kullanılacağı, dikkatli bir bireysel kararı gerektiri. Genellikle bu karar hastada önceki hastalığının şiddeti, süresi ve hastalığın tekrarlama modeline dayandırılır. Eğer atak hafifse ya da tekrarlama aralığı genişse, uzun dönem tedavisi gerekli olmayabilir. Genellikle en iyisi, akut bir mani atağının iyileşmesini takiben en azından birkaç ay tedavinin devam ettirilmesidir; (özellikle de hastanede yatmayı gerektirecek kadar şiddetli geçmişse). Bazı bireyler hayatlarının bir döneminde tek bir mani ya da depresyon atağı geçirip, ömür boyu bir daha başka atak geçirnmeyebilmektedir. Bu durum gözönüne alınarak, ilk atak sonrası hemen Lityum koruyucu tedavisi başlatılması gerekmeyebilir. Ancak 2. bir atak olduktan sonra belirli süre Lityum sürdürüm ve koruyucu (profilaksi) tedavisi önerilir. Daha şiddetli hastalığı olanlar ve daha sık atak geçirenler, muhtemelen sürekli lityum kullanmak zorunda olacaklardır. Burada hastanın Lityum tedavisine verdiği yanıt önemlidir ve bu, Lityum tedavisinin süresini de belirleyebilir. Bazı görüşlere göre, Lityum tedavisi başlandıktan sonra en az 3 yıl süreyle hiç atak geçirmeyenlerde tedavi sonlandırılabilir. Bazılarına göre de en az 5 yıl süreyle aralıksız Lityum tedavisi önerilmektedir. Fakat lityum tedavisinin yararı, süresi, sonlandırılıp sonlandırılmayacağı, sonuçta tamamen bireysel farklılıklar gösterdiğinden, hastaya ve hastayı takip eden doktor ile uyumuna bağlıdır. Bazı hastalarda ömür boyu Lityum vb. mizaç düzenleyici ilaçların kullanılması kesinlikle şart olmaktadır.
Lityum preparatları nelerdir?
Lityumun çeşitli preparatları (ilaç olarak kullanılabilir biçimleri) piyasada bulunur. En basiti, 300 mg’lık lityum karbonat tablet ya da kapsülleridir. Türkiye’de bulunmayan yavaş salınan şekli ve lityum sitratlı sıvı formları da bazen kullanılan diğer Lityum preparatlarıdır. Fakat bu son sözünü ettiğimiz iki form henüz ülkemizde kullanım alanına girmemiştir. Lityum içeren ilacın seçimi, bireysel tercih ve bütçeye dayandırılır. Bazen tabletler hoş olmayan lezzete sahip olabileceğinden kapsüller tercih edilir. Ülkemizde en fazla Lityum karbonat tuzu içeren kapsül formları kullanılmaktadır.
Lityum için bireysel gereksinimler oldukça değişkendir. Bazı hastalar, sıkıntıya girmeksizin lityum karbonatın 900 mg ya da 1200 mg’ı tek dozda alırken, diğerleri bu toplam miktarı gün içinde 150 mg’dan 300 mg’a kadar küçük dozlara bölünmüş olarak alırlar.
Lityumun yan etkileri nelerdir? Bu yan etkiler nasıl önlenebilir?
Lityum sakinleştirici değildir ve yan etkileri nadirdir. Bağımlılık yapmaz. Uygun dozlarda güvenlidir. Buna rağmen, aşırı miktarda alındığında zehirlenmeye ve tehlikeli yan etkilere neden olabilir.
Genel olarak çoğu yan etki zararsızdır ve kolaylıkla ortadan kaldırılabilir. Tedaviyi durdurmak nadiren gereklidir.
Hem Lityumun kişiye tedavi edici etkinliğini belirlemek hem de zehirli doza ulaşıp ulaşmadığını kontrol edebilmek amacıyla, daha önce de sözü edildiği gibi, belirli aralıklarla lityum kan düzeyine bakılmalıdır. Etkin Lityum kan düzeni 0.6-1.2 mEq/Lit. olarak kabul edilmekte olup, bu aralıktan daha düşük kan düzeyi, Lityum tedavisinin yeterli etki göstermediğini belirtirken, 1,2 mEq/Lit.’den yüksek kan düzeyi ise yan etki riski ve zehirlenme tablosunun ortaya çıkabileceği konusunda hekimi, hastayı ve ailesini uyarır.
Aşağıdaki erken dönem yan etkiler sıktır ve genellikle birkaç günde hafifler:
– Gastro-intestinal (Mide-barsak=sindirim sistemi) belirtiler: , , , (Bu gibi yan etkiler ilacın dozunun ve veriliş zamanının ayarlanmasıyla hafifletilebilir),
– El titremesi: İstirahat sırasında ellerde ince titreme (herhangi bir zamanda görülebilmesine rağmen, genellikle tedavinin erken dönemlerinde başlar; değişken olabilir; zaman içinde devam edebilir/etmeyebilir),
– Susama ve sık idrar yapma (Sıklıkla böbreklerden Lityum atılımına ek su atılımının da artmasına bağlı doğal etki),
– Yorgunluk, şaşkınlık hissi, kas zayıflığı (Lityumun nörolojik geçici yan ekileri).
Geç dönemde görülen yan etkiler şunlardır:
– El titremesi (Tedavinin 1. haftasından sonra da sürekli titremenin devam ettiği hastalar, tedavilerini kesintiye uğratmadan yani, Lityum tedavisinin kendiliklerinden kesmeden, durumu rahatlatma yolu aramalıdır). Doktorla görüşerek etkili daha düşük doz denenmesi faydalı olabilir; eğer bu mümkün değilse, düşük doz propranolol (Dideral) eklenmesi sıklıkla faydalı olur.
– Şiddetli susama ve sık idrar yapma (Bu belirtiler birkaç hafta beklemekle, lityum dozunu azaltmakla ya da doktor gözetimi altında tiazid diüretiği (idrar sökücü)’nin dikkatli kullanımıyla geri dönüşlü olabilir.
– İdrar kaçırma (bu, bazı kadınlarda görülebilir. Doktor tavsiyesi altında lityum dozunun azaltılması ya da antikolinerjik etkili başka bir ilacın eklenmesi genellikle yardımcı olur).
Lityum tedavinin bu yaygın yan etkileri belki de bu ilacı kullananların ancak %40’ında görülür. Belirtiler genellikle, tedavinin erken döneminde başlamasına rağmen, aylar hatta yıllar sonra bile görülebilir. Genelde büyük bir önem arzetmemesine karşın, yine de önceden söz edildiği gibi, kan lityum seviyesinde değişikliğe işaret edebileceği için derhal hekime bildirilmelidir.
Fazla miktarda lityum alımının tehlikeleri nelerdir?
Bir seferde aşırı doz alımı hariç tutulursa, lityum zehirlenmesi genellikle yavaş başlangıçlıdır. Lityum zehirlenmesinin başlangıç bulguları iştah kaybı, kusma ve ishal, halsizlik, güçsüzlük, konuşma bozukluğu, kas seyirmesi, şiddetli titremeyi içerir. Herşeye rağmen, dikkatli tıbbi denetlemeyle zehirlenme nadirdir; bu belirtilerin farkında olmak ve onları tanımak önemlidir. Şiddetli zehirlenme sara nöbetine (epileptik nöbet), şaşkınlığa (konfüzyon), komaya ve belki de ölüme neden olabilir. Açıkçası, günlük lityum alımı doktora danışılmadan arttırılmamalıdır. Herhangi bir yan etki olduğunda da mutlaka doktor ile irtibat kurulmalıdır.
Lityum başka ilaçlarla birlikte alınırsa neler olabilir?
Lityum alımı sırasında -özellikle uzun dönem kullanımında- bazen başka ilaçların da kullanımı gerekli olabilir. Bu ilaçlar, mizaç bozukluğu tedavisinde lityumu destekleyici olarak ya da ilgisiz başka bir tıbbi durumun tedavisi lityumla eş zamanlı olarak kullanılıyor olabilirler. Aşağıda bu tür ilaçlarla ilgili örnekler verilmiştir:
(idrar sökücüoler, tansiyon düşürücüler)
Lityumun vücuttan atılımı, sodyum tuzunun böbrekler yoluyla uzaklaştırılmasıyla bağlantılıdır. Çoğu diüretik (idrar sökücü) sodyum ve lityumun her ikisinin de atılım şeklini değiştirir. Dietle (yemeklerle) sodyum alımında azalma, kanda lityum seviyesinde tehlikeli artış potansiyeline sahiptir. Lityum tedavisi sırasında dietle aşırı sodyum (yemek tuzu) alımından kaçınılmalıdır. Düşük tuz dieti (az tuzlu yemek yeme) özellikle de diüretiklerle (idrar sökücü) birlikte olduğunda vücutta zehirlenmeye işaret eden lityum birikimine neden olabilir. Çoğu diüretik vücuttan sodyumu uzaklaştırır ve lityum birikimine neden olabilir. Bu ilaçlar, doktorlar tarafından sık reçete edildiği için, hastalar ve doktorların bu karşılıklı etkileşimin farkında olmaları önemlidir. Diretik ilaç kullanıldığında, lityum kullanımının sonlandırılması gerekmez; fakat lityum dozu, tedavi edici ama aynı zamanda da güvenli sınırlarda olacak şekilde azaltılmalıdır. Sonuç olarak Lityum tedavisi altında olan bir hasta başka bir sebeple, örneğin yüksek tansiyon sebebiyle, psikiyatri dışında başka branştan bir hekime başvurduğunda,o hekime Lityum tedavisi altında olduğunu mutlaka belirtmeli ve aynı zamanda o hekimin yazdığı reçeteyi de mutlaka Lityum tedavisini öneren ve kontrolunu sürdüren ruh ruh hekimine de göstermelidir. Bu durumda her iki hekimin birbirleriyle bilgi alışverişi, hastanın ilaca bağlı yan etkiye maruz kalma riskini ortadan kaldıracaktır.

Lityum bazen, özellikle de akut mani tedavisinin başlangıç fazında, major trankilizanlar diye bilinen Melleril (Tiyoridazin), Largactil (Klorpromazin), Norodol (Haloperidol) vb. ilaçlarla ya da uzun etkili depo nöroleptikler diye adlandırılan , gibi ilaçlarla ya da -, , gibi benzeri ilaçlar- ile birlikte kullanılır. Bu her iki sınıf ilaç, binlerce hastada, yıllardır güvenli bir şekilde birlikte kullanılmıştır.
Bu tür ilaçlar, zaten sıklıkla sadece Lityum tedavisini öneren ruh hekimi tarafından reçete edildiğinden, güvenle kullanılabilir. Fakat yine de, başka bir branş hekimi ya da eş dost önerisi olduğunda, mutlaka ruh hekimine danışılmalıdır.
Hangi durumlarda lityum kullanılmaz?
Lityum, gelişmekte olan fötüse (cenin=ana rahmindeki bebek) zararlı olabilir. Erken gebelik süresince (gebeliğin ilk 3 ayı içinde), lityum alımından kaçınmak için her türlü çaba sarfedilmelidir. Çocuk sahibi olmayı planlayan ya da lityum kullanırken hamile kalan kadınlar bunu doktorlarına derhal söylemeliler ki, lityum kullanımı sonlandırılabilsin. Benzer şekilde, bir anne eğer lityum kullanıyorsa, bebeğini emzirmemelidir. Eğer doktor hamilelik süresince lityumun sonlandırılmasını güvenli bulmadığını söylerse doz, mümkün olan en küçük fakat tedavi edici seviyeyi sağlayan miktara indirilmelidir. Tabii ki bu doz düzenlemesi sadece kendisini takip eden ruh hekiminin, kadın doğum uzmanı ya da çocuk hastalıkları uzmanı ile ortak kararını gerektirir. Hasta kendiliğinden ilaç dozunda değişiklik yapmamalıdır. Gebelik boyunca ve doğumda lityum seviyesi, sık aralarla kontrol edilmelidir.
Annenin kan lityum yoğunluğundaki geniş dalgalanmalarda en iyi şekilde, tekrarlanan küçük dozların kullanımıyla ve sık kan kontrolleriyle kaçınılır.
Bazı hastalar yan etkileri ya da tıbbi kontrendikasyonlardan dolayı lityum alamayabilir. Bazıları için lityum etkisiz olabilir ya da yetersiz bir etki sağlayabilir. Bu bireyler için alternatifler vardır. Geçtiğimiz birkaç yıl da Japonya ve A.B.D.’de tamamlanan çalışmalar epilepsi tedavisi için üretilmiş 2 ilacın - (Tegretol, Temparol, Karbalex vb.) ve = Sodyum (Depakin, Convulex gibi) – akut mani içi etkili olabileceğini, belki bir anti-depresan özelliğe sahip olabileceklerini ve bir sonraki atağı önlemede kullanılabileceklerini gösteriyor. Sadece Karbamazepin kullanımına cevap vermeyen bazı hastalar, Lityum ve Karbamazepin’in birlikte kullanımına iyi cevap vermiştir. Benzer şekilde Lityum ve birlikte kullanımı ya da Lityum + Karbamazepin + şeklinde üçlü birliktelik de olabilmektedir. Diğer Lityuma alternatif tedaviler arasında Kalsiyum kanal blokerleri diye bilinen Vepapamil Hidroklorid (İsoptin, İsopamil, Veroptin vb.) beta blokerlerden Propranolol (Dideral) gibi bir takım ilaçlar da gerektiğinde aynı amaçla kullanılabilmektedir.
Fakat sözü edilen bu alternatif tedavilerin de, gebelikte ve emzirme döneminde kullanılması ile ilgili sakıncaların bulunduğu unutulmamalıdır. Ayrıca ağır böbrek yetmezliği olan hastalarda, Lityum kullanımından özellikle kaçınılmalıdır. (2)
Soru: Lithuril ilacı tehlikeli midir?
Lityum, duygudurum düzensizliklerinde kullanılır. Tedavi edici etkisini, beyinde bazı kimyasal maddelerin etkinliğini azaltarak gösterdiği bilinmektedir.
Lityum tedavisi, hastalanma sıklığınızı azaltacak ve hastalandığınızda daha kısa sürede iyileşmenizi sağlayacaktır. Lityumun hastalığınızı önleyici etkisi daha ön plandadır. Bu nedenle ilacınızı hastalığın tekrarlanmasından korunmak için kullandığınızı unutmayınız. İlacı birkaç yıl veya daha uzun süre kullanmanız gerekebilir. Uzun süreli kullanımda ilacın etkinliği azalmaz ve bağımlılık ya da alışkanlık gelişmez.
Kullandığınız lityum dozu ayarlandıktan sonra, yılda üç veya dört kes kan incelemesi yaptırmanız gerekecektir. Bu kan incelemeleri ile, kan lityum miktarının istenen düzeyde olup olmadığı, ayrıca böbrekler ve trioid bezinin düzenli çalışıp çalışmadıkları kontrol edilecektir.
Yan Etkiler
Lityum kullanırken, dikkat dağınıklığı ve genel bir yavaşlama hali hissedebilirsiniz. Ağzınızın tadı değişebilir ve midenizde dolgunluk hissi veya bulantı olabilir. Midenizle ilgili yan etkiler, ilacınızı yemeklerden hemen sonra alırsanız hafifler. Lityum hamileliği özellikle ilk üç ayında kullanılırsa bebeğe ciddi zararlar verebilir. Lityum anne sütüne geçer. Bu nedenlerle hamile kadınlar, emziren anneler, özel durumlar dışında lityum kullanmamalıdırlar.
Lityumun diğer yan etkileri; titreme, sık susama, sık idrara çıkma ve ishaldir. Bu yan etkiler sizi rahatsız edecek düzeyde olursa hemen hekiminize bildiriniz. Lityumun nadiren, böbrekler, tiroid bezi ve deri üzerine yan etkileri olabilir.
Diğer ilaçlarla ve alkolle etkileşim
Bazı ilaçlar, lityumla geçimsizdir. Herhangi bir nedenle başvurduğunuz hekimlere lityum kullandığınızı mutlaka söyleyiniz. Ruh hekiminize danışmandan kesinlikle idrar söktürücü ilaçlar veya ağrı kesici ilaç kullanmayınız. Lityumla birlikte alkol kullanmak sakıncalı olabilir. (3)
Bipolar Bozuklukların Tedavisi
Büyük bir birliğin parçalan olduğu halde aralarına çizilen sınırla ikiye ayrılan Kuzey Carolina ve Güney Carolina gibi modern psikiyatri de uni-polar ve bipolar hastalıklar arasında bir sınır çizmiş ve bunların daha büyük bir grup olan duygudurum bozukluklarının bir parçası olduğu konusunda anlaşmaya varmıştır. Depresyon ve bipolar 1 bozukluğunun (tam açılımıyla manik-depresyon) en azından daha büyük bir bütünün birbiriyle ilişkili par­çaları olarak kabul edildikleri inancından söz ettikten sonra, depresyon tedavisiyle ilgili bu kadar şiddetli tartışmaların yanında manik-depresif hastalığın tedavisine yönelik bu kadar az anlaşmazlık olması çok tuhaftır.
Bu durum sanki Kuzey Carolina’da sonbaharın sonlarında kuvvetli rüzgârlarla birlikte yağmur yağarken sınırın öbür yanında, Güney Carolina’da hafif esintili, güneşli bir ilkbahar günü yaşanmasına benzemektedir. Hiç kimse bipolar I ve II hastalarını tek başına psikoterapi ya da doğal alternatiflerle tedaviyi savunmaz. Bipolar hastalıkların hafif türlerinde bile ortaya çıkan görüş birliği bu hastalıkların duygudurum düzenleyicilerle tedavi edilmesi gerektiğidir.
Bipolar gökyüzünde son zamanlarda birkaç bulut olduğu doğrudur. Lityum bipolar bozuklukta standart ilaç olarak kullanılmıştır. Bipolar I ve II hastalarının hangilerinin eskiden beri kabul edilen lityum tedavisini ve hangisinin başlangıçta valproat (lityumdan sonra manide kullanımı onaylanmış tek ilaç) ya da diğer kullanması gerektiğiyle ilgili bazı tartışmalar olmuştur. Aynı zamanda depresif atak içindeki bipolar hastanın tedavisinde hangi ilaçların en iyi olduğuyla ilgili de bazı tartışmalar olmuştur. Yine de bipolar hastalığın tedavisiyle ilgili oldukça tutarlı bir anlaşma bulunmaktadır.
BİPOLAR HASTALIĞIN TEDAVİSİNDE TİPİK OLARAK KULLANILAN İLAÇLAR
Lityum
Yukarıda söz edildiği gibi, lityum uzun yıllardır standart tedavi olmuştur. 1817’de bulunan lityum bir elementtir (kimyasal anlamda daha basit bileşiklere bölünemeyen basit bir madde). Sodyum (sofra tuzunda bulunur) ve potasyumla aynı kimyasal aile içinde yer alır. Danimarkalı hekimler bu maddeyi daha 1800’lerin sonlarında duygudurum bozuklukların tedavisinde kullanmıştır ancak bu çalışmalar gözardı edilmiştir. Avusturyalı bir psikiyatrist olan John Cade’in bu maddenin kobaylardaki sakinleştirici etkisini bulması 1940’lara denk gelir. Güvenli olup olmadığını denemek için kendisi birkaç doz denedikten sonra bunu on tane manik hastaya uygulamış ve hepsi dramatik olarak iyileşmiştir.
Lityum, potansiyel toksik etkisinin abartılması nedeniyle Amerika Birleşik Devletleri’nde 1970’lere kadar kullanım onayı alamamıştır. Ancak, lityum, kan düzeyi ölçüldüğü ve belli bir düzeyin altında tutulduğu sürece güvenlidir.
Hastanede yatan ağır hastalara genellikle günlük 900-1200 mg dozlarında başlanır. Doz, tedavi edici kan düzeyine ulaşılana kadar kademeli olarak arttırılır, bu 7-10 gün alır. Bu düzey her bir litre kan için genellikle 0.8-1.2 liekiavalarıdır (bir gramın binde biri).
Hasta yanıt vermeye başladıktan sonra doz olasılıkla azaltılmalıdır. Aslında manik hastalar yüksek dozlarda lityum alsalar bile sadece ılımlı kan düzeyleri elde edilir. Mani hafiflemeye başladığında kan düzeyleri yükselerek toksik düzeylere ulaşabilir.
Hastalığı daha hafif düzeyde olan ayaktan hastalarda uygun kan düzeyleri genellikle, iki ya da üç kerede verilen, günlük 900-1800 mg lityum dozları ile elde edilir. Bazı hekimler günlük dozun hepsinin gece alınmasını söyler. Bu, hasta için kullanışlı olduğu kadar böbrek işlevleriyle ilgili sorunlan da azaltabilir.
Lityum, bipolar hastalarda depresyon ataklarının ortaya çıkmasını engellemek ve intihar riskini azaltmak için de kullanılır.
Lityum genellikle 300 mg’lık kapsüller şeklinde reçete edilir.1 Kontrollü salınan bir şekli de vardır, bu dozlar arasında lityum kan düzeyindeki oynamaları en aza indirir. Bu bazı bireylerdeki yan etkileri azaltır. Ayrıca, lityumun hepsini gece almayanlarda daha az sıklıkla ilaç alımına izin verir.
Lityum tedavisi planlanan hastalarda hekim, tiroid, böbrek ve lityumun etkileyebileceği diğer vücut işlevleriyle ilgili temel değerleri elde edebilmek için, önce bir kan incelemesi ister. Bu ölçümler belli aralıklarla yinelenecek, bunların yanında lityum kan düzeyinize de bakılacak ve hekiminiz bunları değerlendirerek doz ayarlamasını yapacaktır. Lityum düzeyinin ölçümü son doz alındıktan 12 saat sonra yapılmalıdır. Lityumunuzu gece 22:30’da alıyorsanız o zaman sabah 10:30’da kan vermelisiniz.
Lityum kullanan tüm hastaların yüksek dozlarda B vitamin kompleksi alması iyi bir fikir olabilir, çünkü lityum bu vitaminlerin emilimini etkileyebilir.
Lityumun en sık görülen yan etkileri aşırı susama, idrar miktarında artış, ellerde hafif bir titreme ve kilo artışıdır. Bazı hastalar zihinsel yavaşlıktan, duygusal küntleşmeden, bellek sorunlarından ve motivasyon kaybından yakınırlar. Bu yan etkiler yaşlı kişilerde daha belirgin olabilir. Ancak pek çok hastada bu yan etkilerin ortaya çıkmadığı akılda tutulmalıdır. Böbrek ve tiroid işlevlerinde, düzenlemesi zor olmayan değişiklikler ortaya çıkabilir. Lityum düzeyleri ve böbrek işlevleri düzenli aralıklarla yapılan kan testleri ile izlendikleri sürece uzun vadeli sağlık riskine neden olmaz.
Lityumun kesilmesiyle ilgili riskler de gözönünde tutulmalıdır. Yüksek nüks olasılığı ve bununla ilişkili diğer sorunların yanında (özellikle ilacı aniden bırakırsanız) başka sorunlar da vardır. Bir psikiyatrik araştırmacı olan Robert Post, lityumu bırakan hastaların ilaca tekrar başlandığında tedaviye yanıt vermediklerini bulmuştur. Birkaç durumda, hastalar lityum kesildikten sonra hiçbir tedaviye yanıt vermemiştir.
Ağır fizik egzersizleri ya da kusma, ateş ve vücutta su kaybına neden olan hastalıklar lityumun kandaki yoğunluğunu arttırır, bazen bu toksik düzeylere ulaşır. Çok miktarda su içerseniz bu bir sorun olmayacaktır. Aynı zamanda yeteri kadar tuz aldığınızdan da emin olun. Tuz tabletleri almanıza gerek yoktur, fakat sodyum içeriği düşük bir diyet yapmanız önerilmez, çünkü bu lityum düzeyini arttırabilir.
Lityum alan tüm hastalar ve aileleri lityum zehirlenmesinin belirtilerinin farkında olmalıdır. Orta derecede toksik kan düzeylerinde hasta sarhoşmuş gibi görünebilir. Sürekli gülebilirler ya da uykulu bir halleri bulunabilir. Bunların yanında konuşmaları bozulabilir ve dengesiz yürüyebilirler. Şaşkın ve zihinleri karışık gibi bir halleri olabilir. Mideleri bulanabilir ve daha yüksek kan düzeylerinde kusabilirler. Bu durumda hemen hastanın hekimi aranmalıdır.
Manik atak geçtikten sonra böbrekleriniz sıklıkla daha yavaş bir hızla lityumu atmaya başlar. O zaman, ilacın kan düzeyinde aşırı bir artışı önlemek için dozu azaltmanız gerekebilir.
Böbrek sorununuz varsa ya da yakın zamanda kalp krizi geçirdiyseniz o zaman lityum kullanamazsınız.
Sık rastlanan ilaç etkileşimleri: Tüm ilaçlarda olduğu gibi lityumu reçeteli ya da reçetesiz satılan diğer ilaçlarla birlikte almadan önce hekiminiz ya da eczacınıza danışın. Tiyazid grubu diüretik (idrar söktürücü) kullanıyorsanız o zaman lityum alma konusunda özellikle dikkatli olunuz. Bu diüretikler vücudunuzun lityum atma yetisini azaltarak lityum kan düzeyinin tehlikeli seviyelere ulaşmasına neden olabilirler. Yüksek tansiyon ilaçları lityum dü­zeylerini yükseltebilir ve lityum da bu ilaçların yüksek tansiyon üzerinde olan etkilerini azaltabilir. Reçetesiz satılan ağrı kesici ilaçlar da (ibuprofen, naproksen) lityum düzeylerini arttırabilir. (4)
Bipolar Bozukluk ( hasta ve yakınlarına yönelik bilgiler )
Her insan, yaşamı boyunca olaylara karşı küçük iniş çıkışlar gösterir ve bu, insan hayatının doğal bir parçasıdır. Doğal olmayan ise, üzüntü, keder veya sevinç durumlarının aşırı ve sürekli olması, kişinin aile, sosyal ve iş yaşantısını önemli ölçüde bozmasıdır.
BİPOLAR (İKİ UÇLU) HASTALIK NEDİR ?
Manik-depresif hastalık olarak da bilinen, temelde duygusal yaşamı etkileyen düşünce, davranışları bozan bir hastalıktır. Hastalığın temel bir özelliği, nöbetler (dönemler) halinde gelen manik devrelerdir. Bu hastalık, muhtemelen sinir iletimini bozan bazı maddelerde ki değişikliklerle ilişkilidir.
MANİK NÖBET NASIL TANINIR?
Genelde manik nöbeti tanımak, hekimler için kolaydır. Manik hastalarda başlıca şu belirtiler gözlenir.
 Kendisini çok iyi hisseder, mutlu ve keyiflidir, gücünün yetmediği işleri yapmaya yeltenir. Olmadık yerlerde şarkı türkü söyleyip, oynayabilir. Bazen büyük güçleri olduğunu ve yeni icatlar yaptığını iddia edebilir. Bazen de kendisini evliya, peygamber veya çok yüksek biri gibi düşünebilir. Bencilliği artar, hafızası güçlenmiştir.
 Aşırı neşelidir, etrafını da güldürür, olmadık yerde açık-saçık şakalar yapabilir. Kolayca dostluk kurar, fakat bunlar yüzeysel dostluklardır.
 Taşkınlık, aşırı sinirlilik, özellikle karşı çıkılırsa saldırgan davranışlar gösterebilir.
 Çok fazla konuşur. Susturulma çabalarına karşı susmaz. Yüksek sesle konuşur.
 Dikkati dağınıktır. Konuşması kolayca çelinir.
 Düşünceleri hızlıdır, bir konudan alakasız bir diğerine atlar.
 Toplumsal yönden kötü sonuçlar doğuran işlere girebilir. Bazen tüm parasını dağıtabilir. Olmadık kişileri, resmi makamları telefonla arayabilir. Ülke sorunlarını çözme iddiaları olabilir.
 Uygunsuz cinsel davranışlar gösterebilir.
 Uykusu azalmıştır, günlerce bir-iki saatlik uykuyla idare edebilir, buna rağmen kendisini dinç hisseder.
Tüm bu belirtilerin hepsinin bir arada görülmesi gerekmez. Fakat birkaç tanesinin bir arada görülmesi ve bu belirtilerin bir haftadan uzun sürmesi hastalık teşhisi için yeterlidir.
UYARI:
Bu hastalık, kişi hayatını oldukça olumsuz etkiler. Tüm yaşantısını ve uyumunu bozar. Bu belirtiler, hastalık öncesi durumla uyumsuzdur. Aile fertleri ve hastanın çevresi bu duruma anlam veremez. Hastalık olduğunu düşünmedikleri için hastayla mücadele ederler. Oysa tüm bunlar, daha kötü sonuçlar doğurur. Bu durumda, vakit geçirmeden hastayı bir psikiyatri uzmanına götürmek gerekir. Hasta, hastalığını ve ilaç almayı kabul etmeyebilir. Bu durumda hasta nazikçe ikna edilmeye çalışılmalı eğer ikna olmazsa ve çevresine zarar verme eğilimi varsa ısrarla hekime götürülmelidir.
BİPOLAR HASTALIĞIN DEPRESYONLA NASIL BİR İLİŞKİSİ VARDIR?
Hayat boyu geçirilen tek bir manik nöbetle dahi BİPOLAR HASTALIK tanısı konur. Bazen de manik ataklara benzeyen fakat onun kadar ağır olmayan HİPOMANİ durumu görülebilir. Bazen de hastalarda, kendini sürekli üzgün hissetme, enerji azalması, yorgunluk isteksizlik, durgunluk, uykusuzluk, iştahsızlık, suçluluk gibi belirtilerle seyreden manik dönemin tam tersi; DEPRESYON ( ÇÖKÜNTÜ ) dönemleri olabilir.
BİPOLAR HASTALIK KİMLERDE/ NE SIKLIKTA GÖRÜLÜR ?
Her 100 kişiden 1 kişi, ömründe en az bir kez manik nöbet geçirir. 20-25 yaşları arasında en sıktır. Kadın ve erkeklerde aynı oranda rastlanır.
TEDAVİ:
Hastalığın ağır olduğu ilk dönemlerde, hastanın doktor gözetimine alınması ve hastaneye yatırılması şarttır. Bu dönemde, tüm sorumluluk doktora bırakılmalıdır. Hasta sakinleştirildikten sonra Bipolar Hastalığın asıl tedavisi olan LİTYUM’a başlanır. Ayrıca yatıştırıcı başka ilaçlar da verilir. Hastaların yaklaşık 1-2 hafta içinde belirtileri yatışır. Daha sonra ayaktan tedavi edilmek üzere, hasta taburcu edilir.
KORUYUCU TEDAVİ:
Genel de BİPOLAR HASTALIK tekrarlayıcı bir hastalıktır. Hasta düzelse bile, hastalığın tekrarlamasını önlemek için LİTYUM kullanılması sürdürülür. Hastalarda LİTYUM dışında KARBAMAZEPİN ve VALPROAT kullanılabilir.
LİTYUM TEDAVİSİNE NE KADAR DEVAM EDİLEBİLİR ?
Tekrarlayan nöbetler söz konusu ise, bu tedavi birkaç yıl, bazen yıllarca sürmelidir.
LİTYUM’UN YAN ETKİLERİ NELERDİR?
Lityum uyuşturucu bir ilaç değildir. Alışkanlık yapmaz. Sıklıkla; bulantı, kusma, ishal, çok su içme, sık idrara çıkma, ellerde titreme, guatr, kilo alma gibi tehlikeli olmayan yan etkiler görülebilir. Bu yan etkiler kontrol edilebilir.
UYARILAR :
Hastaneden taburcu edilen hastanın dikkat etmesi gereken durumlar vardır. Bunlar;
Hasta Lityum tedavisine devam etmeli. Doktordan habersiz ilacı kesmemeli, ya da dozu değiştirmemelidir.
Ani uyku değişikliklerinden sakınılmalıdır. Uykusuz kalmamaya dikkat etmelidir.
Doktor kontrollerini aksatmamalıdır.
Lityumun yan etkilerine karşı aşırı susuz kalmaktan ve az tuzlu yemekten kaçınmalıdır. Aşırı kusma, ishal gibi durumlarda da hekime başvurulmalıdır. Hekim uygun gördükçe, Lityum’un kan düzeyine baktırılabilir.
Alkolden uzak kalınmalıdır.
Hamilelerde kullanılmamalıdır.
Uzun süren uykusuzluk, sinirlilik, hızlı konuşma gibi belirtiler hastalığın tekrarlama işaretleri olabilir. Bu durumda hemen doktorunuza başvurunuz. (5)
Yararlanılan Kaynaklar:
1. http://www.dpsikiyatri.com
2. http://www.e-psikoloji.com
3. http://www.hastane.com.tr
4. http://zehirlenme.blogspot.com
5. http://cukurovatip.cu.edu.tr

Bir önceki yazımız olan Hangi Antidepresan Daha Etkili? başlıklı makalemizde Antidepresan, Antidepresanlar ve Çoklu Tedavi meta analizi hakkında bilgiler verilmektedir.