Psikofarma »

Eylül 26, 2016 – 11:07 pm | 18.508 Kez Görüntülendi

Epilepsi Nedir? Epilepsi İlaçları Nelerdir?

Epilepsi nedir?

Epilepsi normal nörolojik işlevleri bozan tekrarlayıcı nöbetlerin …

Read the full story »
Antidepresan İlaçlar

Antidepresan İlaçlar »»» Depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlardır. kimyasal yapılarına ya da etki düzeneklerine göre sınıflandırılırlar.

Antimanik İlaçlar

Antimanik İlaçlar »»» Zihin Dengeleyiciler Depakene Depakote sprinkles Lamictal (lamatrogine) Lithium (lithium carbonate) Eskalith Lithobid

Antipsikotik İlaçlar

Antipsikotik İlaçlar»»» Şizofrenideki düşünce bozukluğu, hallüsinasyonlar ve delüzyonlar gibi gürültülü psikoz belirtilerini giderir ve nüksü önlerler

Anksiyolitik İlaçlar

Anksiyolitik Sedatif Hipnotik ilaçlar »»» anksiyete tedavisinde kullanılan ilaçlardır. Diğer bir deyişle kaygı ve korku gidericiler olarak da adlandırılırlar

Antiepileptik İlaçlar

Antiepileptik ilaçlar »»» Epilepsinin yanı sıra epileptik olmayan nöbetlerin tedavisinde de kullanılılan ilaçlar Fenitoin Karbamazepin Barbitüratlar

Home » ilaç, ilaçlar, Psikofarmakolojik Yazılar

Katekolaminler

Submitted by on Haziran 1, 2016 – 7:52 pm | 1.580 Kez Görüntülendi

Bunlar , , , , , ve etilnoradrenalindir. Dopamin prekürsörü olan da bu gruba katılır. Etkileri stereospesifiktir; birçoğunun L şeklinin periferik yapılar üzerindeki etkinliği, D şekillerininkinden çok daha fazladır. Dopamin ve dopamin benzerleri ufak dozlarda adrenerjik reseptörleri değil, dopaminerjik reseptörleri etkilemeleri nedeniyle diğerlerinden faklıdır; doz yükseltildiğinde diğer gibi adrenerjik reseptörleri de etkilerler.

Adrenalin, noradrenalin ve izoproterenol katekolaminlerin ve genelde sempatomimetik ilaçların prototip ilaçlarıdır. Şöyle ki noradrenalin alfa-mimetik etkinlik gösteren, izoproterenol beta-mimetik etkinlik gösteren ve adrenalin hem alfa-mimetik ve hem de beta-mimetik etki kalıbı gösteren ilaçların prototipidir.

Noradrenalin ve adrenalin α-adrenerjik reseptörleri güçlü bir şekilde etkilerler; Bu iki madde, α1ve α2,-adrnerjik reseptörler arasında ayırım yapmaksızın her iki alt-tipi de aşağı yukarı eşit derecede aktive ederler. İzoproterenol β-reseptörleri (hem β1ve hem β2 -alt-tipini) en güçlü şekilde etkileyen katekolamindir. Adrenalin β1-reseptörler üzerinde, izoproterenol’a oranla daha düşük, fakat noradrenalin’kine eşit veya biraz daha fazla etkinlik gösterir. β2 -reseptörler üzerinde ise adrenalin’in etkinliği noradrenalin’kine göre bir hayli fazladır. β3 reseptörler üzerinde ise bunun tersi geçerlidir. İzoproterenol’un α -reseptörler üzerindeki etkinliği yok denecek kadar zayıftır.

ADRENALİN

Vücutta adrenal medullada sentez edilir ve oradan salgılanarak hormon görevi yapar. Adrenerjik sinir uçlarındaki (presinaptik) β2 reseptörlerini aktive ederek noradrenalin salıverilmesini artırır ve böylece, hormonal etkisi yanında indirekt sinirsel etki de oluşturabilir, Adrenerjik sinir uçlarında bulunmaz.

İlaç olarak sentez suretiyle üretilir ve suda çözünen hidroklorür veya asid tartrat tuzu kullanılır. Işıkta bozunduğu için ampulleri ve diğer solüsyonları ışıktan korunmalıdır. Katekolaminler içinde en fazla kullanılan ve çok çeşitli etkileri olan bir ilaçtır. Bu etkiler aşağıda ayrıntılı bir şekilde ve diğer iki katekolamin (noradrenalin ve izoproterenol) ile karşılaştırmalı olarak belirtilmiştir.

Farmakokinetik Özellikleri: Adrenalin ağız yolundan kullanılmaz. Barsak çeperinde ve karaciğerde bulunan katekol-0-metil transferaz (KOMT), monoamin oksidaz (MAO) ve konjüge edici enzimler tarafından çabuk inaktive edilir. Noradrenalin. dopamin ve daha az derecede olmak üzere izoproterenol de bu özelliğe sahiptir. İzoproterenol MAO’nun substratı değildir, sadece KOMT tarafından inaktive edilir. Katekolaminler genelde vücutta çabuk inaktive edilen ilaçlardır.

Farmakolojik etkileri

Damarlar: Damar düz kaslarında α-adrenerjik reseptörlerin (gerek α1-ve gerekse α2-alt-tiplerinin) aktivasyonu diğer düz kaslı yapıların çoğunda olduğu gibi kasılmaya neden olur; bunun sonucu damarlar büzülür. Aynı hücrelerdeki β2-adrenerjik reseptörlerin aktivasyonu ise gevşemeye yol açar; bunun sonucu vazodilatasyon oluşur. Ancak birçok damar yatağında α etki egemendir. Katekolaminlerin etkisine en duyarlı olan damar segmenti arteriyoller ve prekapiler sfinkterlerdir.

Adrenalin, damar yatağında α-veya β2- reseptörlerin egemen olmasına göre bazı damar yataklarında vazokonstriksiyon, diğer bazılarında ise vazodilatasyon yapar. Böbrek damar yatağı adrenalin ve noradrenalin’in büzücü etkisine karşı oldukça duyarlıdır. Renin salgılanmasını artırır; bu etki jukstaglomerüler aparattaki hücrelerin β-reseptörlerinin aktivasyonuna bağlıdır.

Özellikle çizgili kasların damar yataklarında bol bulunan β2-reseptörler adrenalin’in etkisine çok duyarlıdırlar . Diğer damar yataklarını etkilemeyecek kadar ufak dozda i.v. verilen adrenalin çizgili kaslarda vazodilatasyon yapar ve sistemik kan basıncını düşürür. Koroner, serebral ve mezenterik damar yataklarında kan akımını artırır. Serebral damarların düz kaslarında α-adrenerjik reseptörler seyrektir: bu nedenle katekolaminler beyinde ancak zayıf bir vazokonstriksiyon yaparlar. Adrenalin yüksek dozda verildiğinde vazokonstriktör etkisi daha da egemen duruma geçer ve noradrenalin gibi damar yataklarının çoğunda vazokonstriksiyon oluşturur.

Noradrenalin, bütün damar yataklarında (koronerler hariç) vazokonstriktör etki yapar ve kan akımını azaltır. Venüllerin büzülmesi sonucu venöz dönüşü artırır. Koroner damar yatağında vazodilatayon yapması myokardın kasılmasını güçlendirmesi ve metabolizmasını hızlandırması sonucu oluşan vazodilatör metabolitlere (örneğin adenozin ve laktik aside) bağlı indirekt bir etkidir. Koroner damarlarda α-reseptörler, β-reseptörlere oranla az bulunur.

Izoproterenol, bütün damar yataklarında güçlü bir vazodilatasyon yapar; kan basıncını düşürmesine rağmen, kalp debisini belirgin şeklide artırması ve damar rezistansını düşürmesi nedeniyle bütün damar yataklarında kan akımını artırır.

Adrenalin ve diğer alfa-adrenoseptör agonisti ilaçlar damar endotel hücrelerinden nitrik oksid (NO, endotel-kaynaklı gevşetici faktör) salgılanmasını artırırlar: bu olay sözkonusu ilaçların vazokonstriktör etkilerini kısmen frenleyebilir. NO salıverilmesi α-adrenoseptörler aracılığı ile olmaktadır.

Kalp: Katekolaminler myokard ve iletim sistemi hücrelerindeki β1-reseptörleri aktive etmek suretiyle kalp hücrelerini stimüle ederler. Bu etkinin gücüne göre şu şekilde sıralanabilirler: izoproterenol > adrenalin > noradrenalin.

Myokardın kasılma hızını ve gücünü artırırlar. Adrenalin ve izoproterenol kalp debisini belirgin şekilde artırır. Noradrenalin, bradikardi yapması nedeniyle kalp debisinde belirgin bir değişme yapmaz, bazen hafif bir azalma oluşturabilir.

Kalp atış hızı adrenalin ve özellikle izoproterenol tarafından artırılır. Bu etki sinüs düğümünün stimülasyonuna bağlıdır. Noradrenalin de sinüs düğümünü uyarır: fakat bu etkisi biraz zayıftır; bu kan basıncını yükseltmesi nedeniyle baroreseptörleri uyarır ve refleks olarak vagal tonusu artırarak kalp atış hızında azalma yapar. Noradrenalin’in yaptığı bradikardi insanda atropin verilmesinden sonra ortadan kalkar. İzoproterenol’un kalbi hızlandırmasında, direkt etkisi yanında kan basıncını düşürmesi nedeniyle ortaya çıkan refleks etkisi de rol oynar. Noradrenalin pozitif kronotrop ve pozitif inotrop etkilerini kalpteki β1-reseptörleri aktive ederek yapar; adrenalin ve izoproterenol’un aynı tür etkilerinde β1-reseptörlerle birlikte β2-reseptörler de rol oynarlar.

Katekolaminlerin kalple ilgili bir diğer etkileri, aritmi oluşturmalarıdır. Purkinje lifleri ve diğer yerlerde bulunan latent odaklarda diyastolik depolarizasyonu hızlandırmaları ektopik atışlara neden olabilir. Halojenli hidrokarbon türü genel anesteziklerle (halotan gibi) anestezi sırasında veya myokard infarktusu gibi iskemik durumlarda myokard hücreleri katekolaminlerin aritmi yapıcı etkilerine duyarlıdırlar. Bu durumlarda katekolamin injeksiyonu ventriküler kaynaklı ekstrasistole, taşikardiye ve hatta fıbrilasyona neden olabilir. Katekolaminlerin aritmi yapıcı etkileri beta-reseptör blokörleri ile tamamiyle önlenebilir.

Katekolaminler A-V iletim hızını artırırlar. Kalbin verimini azaltırlar. Bunda kalbin oksijen tüketimini artırmaları rol oynar.

Kan basıncı: Üç katekolamin’in insanda kan basıncı üzerindeki farklı etkileri, bunları deneysel olarak i.v. infüzyonla eşit dozda (4-20 μg/dak) vermek suretiyle karşılaştırabilir. i) Adrenalin diyastolik kan basıncını düşürür. Bunda TPR’yi azaltması rol oynar. Kalp debisinde yaptığı belirgin artma nedeniyle sistolik kan basıncını yükseltir. Ufak dozlarda, adrenalin ortalama kan basıncında belirgin bir değişme yapmaz; fakat propranol veya benzeri bir beta-blokör ilaç almakta olan hastalarda yükselme yapar. Mutad dozda, i.m. veya s.k. injekte edildiğinde ortalama kan basmcını genellikle artırır; beta-blokör ilaç alanlarda bu etki potansiyalize edilir. Adrenalin nabız basıncında artma yapar. ii) Noradrenalin TPR’yi artırması nedeniyle hem diyastolik ve hem de sistolik kan basıncını yükseltir. Böylece ortalama kan basıncını da yükseltir, nabız basıncını artırır, iii) izoproterenol bütün damar yataklarında vazodilatasyon yaptığı için diyastolik kan basıncını belirgin derecede düşürür. Fakat kalp debisinde genellikle önemli ölçüde artma yapması nedeniyle sistolik basınç hafif yükselir; çünkü debi artması sistolik basınca yansıyan bir parametredir. Ortalama kan basıncını düşürür. Postüral hipotansiyona neden olur. Bu ilacın hipotansif etkisi beta-blokör ilaçlar tarafından antagonize edilir.

Düz kaslı damar-dışı yapılar: Adrenalin ve izoproterenol damarlardan başka, diğer düz kaslı yapıları da genellikle gevşetir: bu etkinin β2-reseptörlerin aktivasyonuna bağlı olduğu saptanmıştır. Adı geçen ilaçlar bronş düz kaslarını gevşetirler; hava yollarının rezistansını düşürürler. Bronşlar spazm halinde ise (bronşiyal astmada olduğu gibi) bronkodilatör etki belirginleşir. İnsan bronş epitel hücrelerinde β-reseptör dansitesinin yüksek olduğu bulunmuştur.

Uterus: düz kaslarındaki etkileri, hayvan türüne ve hormonal duruma göre değişir. İnsanda gebeliğin sonuna doğru ve doğum sırasında uterus adrenalin ve izoproterenol’a gevşeme ile cevap verir; bu, β2-reseptörlerin aktivasyonuna bağlıdır.

Mide-barsak kanalında: Çeper düz kaslarında gevşeme yaparlar. α-reseptörler düz kasta değil, fakat Auerbach pleksusundaki kolinerjik nöronların düz kaslarla kavşak yapan ucunda bulunurlar; bu reseptörlerin aktivasyonu sonucu asetilkolin salıverilmesi azalır ve düz kas gevşer. Β2-reseptörler düz kas hücresinde bulunurlar. Katekolaminler, mesanenin detrusor kasını gevşetirler, trigon ve sfinkter kaslarını büzerler.

Adrenalin iriste radyal düz kaslarda da alfa-reseptörler aracılığı ile kasılma yapar ve midriyazis’e neden olur. Bu amaçla adrenalin, fenilefrin ve benzeri alfa-mimetik ilaçlar, oftalmik solüsyon şeklinde göze uygulanabilirler; bunların yaptığı midriyazis parasempatolitik ilaçların yaptığından daha fazla olur ve birlikte akomodasyon felci olmaz.

Dalak kapsülü ve trabeküllerindeki düz kasları da alfa-reseptörler aracılığı ile kasar. İnsanda bu kaslar fazla gelişmemiştir ve kasılmaları dalak hacminde önemli bir değişme yapmaz.

Pilomotor düz kasların kasılması sonucu ciltte hindi derisi görünümü oluşabilir; bu da alfa-mimetik bir etki türüdür.

Adrenalin’in yukarıda sayılan damar-dışı düz kaslar üzerindeki gevşetici veya kasıcı etkilerinin (bronkodilatör ve midriyatik etkiler hariç) tedavi yönünden pek önemi yoktur; çünkü bu etkiler kısa sürelidirler ve önemli kardiyovasküler yan tesirlerle birlikte oluşurlar.

Dış salgı bezleri: Katekolaminler submaksiler ve sublingual tükrük bezlerinin mukus salgılayan hücrelerini uyarırlar; yapışkan ve koyu salya salgılanmasına neden olurlar. Adrenalin ve noradrenalin gibi vazokonstriktör katekolaminler tükrük bezlerinden geçen kan akımını azalttıkları için seröz salya salgılanmasını azaltırlar, bundan dolayı ağızda kuruluk ve ayrıca, koyu salya salgısı nedeniyle, yapışkanlık oluştururlar.

Ter bezlerinin büyük bir bölümünü oluşturan ekrin ter bezleri üzerinde etkisi yoktur. Koltuk atlarında ve pubis ile perine bölgesinde bulunan ve oradaki kıl folikülleri içine açılan apokrin ter bezleri adrenalin ve noradrenalin verildiğinde içeriklerini boşaltırlar. Bu etki pilomotor düz kasların büzülmesine bağlıdır.

Metabolik etkiler: Adrenalin karaciğerde glikojenin glukoza yıkımını (glikojenolizi) artırır; hiperglisemi oluşturur. İnsan karaciğerinde glikojenolizden sorumlu olan β2-reseptörlerdir ve bu etkiye adenilil siklaz-sAMP sistemi aracılık eder. Adrenalin çizgili kas hücrelerinde de glikojenoliz’i artırır; fakat orada bu olay sonucu glikojenden, glukoz 6-fosfat oluşur ve bu made glikoliz sonucu laktik aside dönüşür. Sonuçta plazmada laktik asid düzeyi yükselir. Bu etki β2-ve β3-adrenoseptörlerin aktivasyonuna bağlıdır.

Adrenalin yağ dokusu hücrelerini etkileyerek, lipolizi artırır. Trigliseridlerin serbest yağ asidi ve gliserola hidrolizini hızlandırır. Kanda serbest yağ asidi düzeyi yükselir. Yağ dokusu hücrelerindeki bu etkiler, hücre membranındaki β2-ve β3-reseptörlerin aktive edilmesi sonucu adenilil siklaz-sAMP sistemi üzerinden, hormona-duyarlı trigliserid lipaz enziminin stimüle edilmesine bağlıdır.

Noradrenalin’de yukarda sayılan metabolik etkiler belirgin değildir. İzoproterenol ise metabolik etkiler bakımından adrenalin kadar güçlüdür.

Adrenalin’in diğer bir metabolik etkisi vücutta oksijen tüketimini (bazal metabolizmayı) artırmasıdır. Buna kalorijenik etki denilir. Mutad dozlarda verilen adrenalin oksijen tüketiminde % 20-30 oranında bir artma yapar. Kalorijenik etki büyük bir olasılıkla yukardaki metabolik etkilerin (özellikle lipolizin artmasının) bir sonucudur.

SSS’ne etkileri: Adrenalin kan-beyin engelini geçmediği için SSS’ne giremez. Özellikle yapması nedeniyle, periferde baroreseptörlerle ilişkili aferent sinir uçlarını etkileyerek, retiküler aktifleyici sistemi uyarır (uyanç). İnsanda adrenalin veya İzoproterenol verilmesi , , ve oluşturur.

Adrenalin ve noradrenalin’in deney hayvanlarında beyin ventrikülleri içine injeksiyonu sedasyon, analjezi, kan basıncında düşme, bradikardi ve sempatik etkinlikte azalma yapabilir.

Diğer etkiler: Çizgili kasların arteri içine adrenalin veya noradrenalin injeksiyonu kasılma gücünü artırabilir ve yorgunluk sonucu kasılma amplitüdü düşmüşse, bu etki belirginleşir.

Göze lokal olarak adrenalin solüsyonu uygulanması gerek normal deneklerde ve gerekse açık-açılı glokomlu hastalarda göziçi basıncını düşürür.

Adrenalin ve noradrenalin gibi vazokonstriktör ilaçlar, plazma suyunun kapillerden ekstraselüler aralığa sızmasını artırarak dolaşan plazma hacmini azaltırlar (Hipovolemi). Öte yandan, anafılaktik şokta gelişen larenks ödemi, anjiyo-ödem ve bronş mukoza ödemi adrenalin tarafından ortadan kaldırılabilir.

Deney hayvanları ve insanlarda adrenalin ve noradrenalin’in uzun süren infüzyonu, karaciğer, böbrek, damarlar ve myokardda nekrotik odakların oluşmasına neden olur.

Adrenalin muhtemelen faktör V’i aktive etmek suretiyle kanın koagülasyonunu hızlandırır. Ayrıca trombositlerin agregasyon yeteneğini artırır. Mast hücrelerininden histamin salıverilmesini inhibe eder.

Kullanılışı

Adrenalin, aşağıdaki farmasötik şekillerde pazarlanmıştır: i) l ml’de 0.25 mg, 0.5 mg veya l mg adrenalin içeren ampuller ii) 0.5 mg ve 1 mg adrenalin içeren sırasıyla 0.5 ml ve 1 ml sıvı ile önceden-doldurulmuş injektörler (acil durumlarda hemen kullanmak için çıkarılmıştır, bazı ülkelerde böcek sokmalarında oto-injektör şeklinde de çıkarılmıştır iii) Mililitrede 100 μg adrenalin içeren 10 ml’lik, atılır injektör içindeki intrakardiyak injeksiyon solüsyonu, iv) % 0.5-1’lik göz damlası. Türkiye’de 1. ve 4. şekil dışındaki adrenalin preparatları bulunmaz. İnjeksiyonluk şekiller genellikle s.k. veya i.m. tercihen injekte edilir.

1.Akut alerjik reaksiyonlar: Bronkokonstriksiyonun eşlik ettiği akut alerjik reaksiyonun başta gelen ilacı i.m veya s.k. adrenalin injeksiyonudur. Böcek sokmasına aşırı-reaksiyon gösteren hastaların yanlarında adrenalin oto-injektörü bulundurmaları tavsiye edilir. Ciltaltma injeksiyonun böceğin soktuğu yere yakın yapılması, alerjenin absorpsiyonunu yavaşlattığından tavsiye edilir.

2.Anafilaktik şok ve yaşamı tehdit eden anjiyoödem: Şoka eşlik eden hipotansiyon, sadece adrenalinle düzelmeyebilir; hipovolemiyi gidermek için intravenöz sıvı tedavisi uygulanabilir. Ürtikeri tedavi etmek için birlikte bir antihistaminik injeksiyonu yapılabilir. İntravenöz glukokortikoid injeksiyonu; her ne kadar etkisi geç başlasa da hastanın durumunun diğer ilaçlarla tedaviye rağmen daha kötüleşebilmesi nedeniyle ve özellikle hipotansiyon düzeltilemedi ise tavsiye edilir.

3.Kalp durması (kardiyak arrest): Bu durumda kardiyopülmoner resüsitasyon için uygulanacak birçok tedavi yaklaşımlarından biri, adrenalin’in i.v. ve cerrahi girişim sırasında olmuşsa endotrakeal uygulanmasıdır. İntrakardiyak adrenalin injeksiyonu son çare olarak düşünülmelidir.

4.Açık-açılı glokom: Adrenalin % 0.5’lik ve % l’lik oftalmik solüsyon şeklinde, açık-açılı glokom olgularında göziçi basıncının yükselmesini önlemek amacıyla uzun süre günde l veya 2 kez her seferinde bir damla göze damlatılabilir. Adrenalin bu olgularda midriyazis yapmasına rağmen göziçi basıncı düşürür. Adrenalin akomodasyon spazmı yapmaz; fakat midriyazis oluşturur.

5.Lokal anestezi ve diğer indikasyonlar: Adrenalin, 1: 80.000’den 1: 200.000’e kadar değişen konsantrasyonlarda lokal anestezik solüsyonlarına katılır (daha doğrusu bu solüsyonlar adrenalin katılmış olarak üretilir). Adrenalin, damarları büzerek lokal anesteziğin uygulandığı yerden absorpsiyonunu (“kaçmasını”) yavaşlatır, lokal anestezi süresini uzatır ve sistemik toksik etkileri azaltır. Ancak omurilik çevresine veya parmaklar ve penis gibi uç yerlere uygulanacak lokal anestezik solüsyonları, adrenalin veya başka bir vazokonstriktör katılmamış olmalıdır; aksi takdirde omurilikte tehlikeli iskemi ve uç yerlerde nekroz olabilir. Adrenalin hidroklorür’ün % 0.l’lik solüsyonu, burun ameliyatlarında veya bunun kanaması olgularında nazal dekonjestan olarak kullanılabilir.

Yan tesirleri Kontrindikasyonları ve Etkiyi Değiştiren Durumlar

Adrenalin , , , anksiyete, korku duygusu, , , , , ve neden olur. Ciltte solukluk ve soğuma yapar. Adrenalin’in en ciddi ve yaşamı tehdit edebilen yan tesirleri, kan basıncını yükseltmesi ve bazen ventrikül fibrilasyonuna kadar gidebilen kalp aritmileridir. Adrenalin, noradrenalin ve diğer vazonstriktör alfa-mimetik ilaçların uzun süre uygulanması sonucu, dolaşan plazma hacminde ve doku perfüzyonunda ciddi azalmalar olur

Adrenalin’in yaptığı aşırı kan basıncı yükselmesine karşı etkili iki antidot α-adrenerjik reseptör blokörleri (fentolamin gibi) ve nitratlardır. Bu durumda antidot olarak tek başına beta-adrenerjik reseptör blokörü ilaç kullanılmamalıdır: kan basıncının daha da yükselmesine neden olur. Tehlikeli aritmiler gibi beta-mimetik yan tesirler belirginse alfa-blokör bir ilaçla birlikte beta-blokör ilaç da kullanılabilir.

Adrenalinin başlıca kontrindikasyonlan şunlardır: ii) Koroner kalp hastalığı (angina pektoris ve myokard infarktusu). ii) Konjestif kalp yetmezliği iii) Hipertiroidizm ve hipertansiyon. Bu durumlarda kalp-damar sistemi adrenalin’in etkisine fazla duyarlıdır iv) Taşiaritmiler V) Halojenli hidrokarbon türevleri (halotan vb.) ile yapılan genel anestezi: Bu durumda adrenalin uygulandığında ventrikül fibrilasyonuna kadar giden tehlikeli aritmiler oluşabilir, vi) Gebelerde kullanıldığında adrenalin fötusun kalbinde fonksiyonel bozukluklar yapabilir.

Diabetes mellitus (diyabetik otonomik nöropati geliştiğinde), raşitizm ve familyal disotonomia gibi hastalık hallerinde de katekolaminlere karşı duyarlık artmış olabilir.

Aşağıdaki ilaçlarla tedavi sırasında katekolaminlere duyarlık artmıştır i) MAO inhibitörleri. ii) trisiklik anti-depresanlar ve kokain, iii) rezerpin. guanetidin ve benzeri adrenerjik nöron blokörleri ve iv) glukokortikoidler. Beta-adrenerjik reseptör blokörlerini alan hastalarda adrenalin ve noradrenalin gibi alfa-mimetik etkili sempatomimetik ilaçların hipertansif etkilerine karsı ve digoksin veya kinidin alan kalp hastalarında adrenalinin aritmi-yapıcı etkisine karşı duyarlık artmıştır.

Dipivefrin: Adrenalinin diester türevidir (dipivalilad-renalin). %0.1’lik solüsyonu kronik açık-açılı glokomun tedavisi için günde 2 kez göze damlatılarak kullanılır.

NORADRENALİN

Adrenalinin azot atomunda metil gurubu içermeyen türevidir. İlaç olarak, noradrenalin’in, bitartrat veya hidroklorür tuzundan hazırlanan injeksiyonluk solüsyonu kullanılır. Aritmi yapıcı etkisi, adrenalin ve izoproterenol’a göre zayıftır. Kardiyovasküler sistem dışında farmakolojik etkinliği fazla değildir. Β2 tipi adrenerjik reseptörler üzerindeki etkinliği adrenalininkine göre çok düşüktür. Metabolik etkileri ve SSS üzerindeki etkileri de adrenalininkilere oranla zayıftır. Adrenalin gibi ağız yolundan alındığında etkisizdir.

Vazokonstriktör etkisi nedeniyle akut hipotansiyon ve şok hallerinde i.v. infüzyon suretiyle kullanılır. Noradrenalin’in güçlü vazokonstriktör etkisi nedeniyle, solüsyonun ciltaltına kaçması ciltte nekroz, dökülme ve ülserasyona yol açar. Böyle bir durumda iğne çıkartılır ve o bölgede cilt altına infiltrasyon şeklinde injeksiyonluk fentolamin veya diğer bir α-adrenerjik reseptör blokörü ilaç solüsyonu, bunlar yoksa vazokonstriktör içermeyen prokain ya da başka bir lokal anestezik solüsyonu injekte edilir. İnfüzyonu ufak venler içine yapılmamalıdır.

İZOPROTERENOL (İZOPRENALİN)

β-adrenerjik reseptörleri etkileyen en güçlü sernpatomimetik ilaçtır. Belirgin vazodilatör ve brankodilatör etkisi vardır. Β1 ve β2-adrenerjik reseptörlerin her ikisini de aynı derecede güçlü aktive eder.

Kalp bloğunun ve ağır bradikardinin kısa süreli acil tedavisinde kullanılır Kalp debisini artırması ve ayrıca bütün damar yataklarında vazodilatasyon yapması ve kan akımını artırması nedeniyle i.v. infüzyon suretiyle şok tedavisinde kullanılabilir. Propranolol ve diğer beta-blokör ilaçların yaptığı akut zehirlenmelerde de aynı şekilde kullanılabilir.

DOPAMİN

En basit yapılı katekolamindir. İlaç olarak kısıtlı sayıdaki indikasyonlarda kullanılır. Periferde bazı damar yataklarında (renal, mezenterik, koroner ve intraserebral damar yatakları gibi) bulunan DA1 reseptörleri ve adrenerjik sinir uçlarında bulunan ve noradrenalin salıverilmesinde inhibisyona yol açan DA2 reseptörleri etkiler. Ayrıca, dozu artırılınca adrenoseptörleri de etkiler. Bu etkisi kısmen indirekttir (adrenerjik uçlardan noradrenalin salıverilmesine bağlı). β reseptörlerin esas olarak β1 tipi üzerinde etkilidir. Dopamin, noradrenalin gibi, sadece i.v. infüzyonla verilir.

Dopamin’in en önemli kullanılış yerleri akut myokard yetmezliği veya kalp cerrahisi sırasında ortaya çıkan kardiyojenik şokun ve ayrıca septik şokun tedavisidir. Bu durumda i.v. infüzyonla 2-5 u.g/kg/dak hızında uygulanır. Dijitale veya diüretiklere cevap vermeyen düşük debili konjestif kalp yetmezliğinin tedavisinde de kullanılır.

Yan tesirleri; En önemlisi kalpte oluşturduğu taşiaritmilerdir; genellikle, yüksek dozda kullanıldığında ortaya çıkar. Uzun süren infüzyonu ekstremitelerde gangren oluşturabilir. Dopamin solüsyonunun infüzyon yerinden doku içine kaçması, noradrenalin için belirtildiği şekilde, cilt nekrozuna neden olur.

Etkileşmeler Dopamin MAO tarafından inaktive edildiği için, MAO inhibitörü ilaçlarla etkileri potansiyalize edilir. Bu ilaçlarla tedavi edilmekte olan veya kısa bir süre önce tedavi görmüş olan hastalarda kullanılmamalıdır. Fenotiazinler ve butirofenonlar dopaminerjik reseptörleri bloke ederek dopamin’in böbrek ve diğer bazı damar yatakları üzerindeki vazodilatör etkisini azaltabilirler. β-reseptör blokörleri ise bu ilacın kalp debisi üzerindeki artırıcı etkisini ortadan kaldırırlar.

Levodopa: Dopamin prekürsörüdür; vücutta dekarboksillenerek dopamine dönüşür. Ağız yolundan etkilidir. Santral dopaminerjik agonist etkisi nedeniyle halen Parkinson hastalığı tedavisinde kullanılan önemli ilaçlardan biridir Dijitale yeterli cevap vermeyen konjestif kalp yetmezliğinin tedavisinde, ağızdan etkili dopamin-benzeri bir ilaç olarak denenmektedir.

Dopeksamin: Kalp kasını β2 adrenerjik reseptörleri aracılığı ile stimüle ederek kasılma gücünü artırır; ayrıca damarlarda β2 ve dopaminerjik reseptörleri aktive ederek vazodilatör etki yapar, renal kan akımını artırır. Kronik kalp yetmezliğinin ağırlaşması halinde geçici olarak inotropik ve vazodilatör destek vermek için i.v. infüzyonla uygulanır.

DOBUTAMİN

Sentetik bir katekolamindir. Kalpteki β1-adrenerjik reseptörleri selektif olarak etkileyerek pozitif inotrop etki yapar. Rasemik bir karışımdır. Levo izomerinin güçlü α1-reseptör agonisti etkinliği vardır.

Konjestif kalp yetmezliğinin ileri döneminde myokardda beta-reseptor dansitesi azaldığında, bu ilacın alfa-reseptörler üzerinden de inotrop etki yapabilmesi etkinliğini korumasını ve tolerans oluşmamasını sağlar. Damarlar üzerindeki alfa-mimetik etkisi, damar yataklarının çoğunda vazodilatör (β2) etkisi ile tamponlandığından, periferik damar rezistansını ve kan basıncını genellikle etkilemez. Kalp debisini artırmasında kalpteki pozitif inotrop etkisi yanında, venülleri büzerek venöz dönüşü artırması da rol oynar. Dobutamin, dopaminerjik reseptörleri etkilemez.

Dobutamin’in diğer bir yararlı özelliği, diğer katekolaminler gibi etkisinin kısa süreli olmasıdır; eliminasyon yarılanma ömrü 2.5 dakika kadardır. İntravenöz infüzyona son verilince etkisi kısa zamanda geçer.

Dobutamin kalp debisini artırması nedeniyle, konjestif kalp yetmezliğinin vazodilatörlerle yapılan tedavisi için kullanılır. Ayrıca myokard infarktusu sırasında gelişen konjestif akut kalp yetmezliğinin tedavisi için kullanılır; akut myokard infarktusunda infarktüs alanını genişletmez ve digoksinden daha güçlü pozitif inotrop etki oluşturur. Dijitale-rezistan ilerlemiş konjestif yetmezlik olgularında aylarca intermitent (aralıklı) uygulanarak denenmiş ve yararlı bulunmuştur. Ayrıca diğer nedenlere bağlı kardiyojenik şokun ve septik şokun tedavisinde yararlıdır.

Dobutamin sadece i.v. infüzyonla uygulanır. Doza bağımlı bir şekilde aşağıdaki yan tesirleri oluşturur: , başağrısı, palpitasyon, taşikardi, hipertansiyon, , .

Fenoldopam: Dopamin DA1 reseptörünün selektif agonistidir. Fenoldopam. böbrek damar yatağı ve dopaminerjik reseptör içeren diğer damar yataklarında belirgin vazodilatasyon yapar: hipotansiyona neden olar. Katekelaminler gibi ve aynı enzimler tarafından çabuk yıkılır. Konjestif kalp yetmezliğine karşı ve antihipertansif ilaç olarak denenmektedir.

Kaynak: http://tipedu.cumhuriyet.edu.tr/Donem3/KomiteIIISolunumDolasimSistemleri/Farmakoloji/ TijenTemiz/sempatomimetikilaclar.doc

Bir önceki yazımız olan FDA TARAFINDAN 2015 YILINDA ONAYLANAN PSİKİYATRİK İLAÇLAR başlıklı makalemizde akatizi, Alkermes ve Allergan hakkında bilgiler verilmektedir.