Psikofarma »

Eylül 26, 2016 – 11:07 pm | 16.320 Kez Görüntülendi

Epilepsi Nedir? Epilepsi İlaçları Nelerdir?

Epilepsi nedir?

Epilepsi normal nörolojik işlevleri bozan tekrarlayıcı nöbetlerin …

Read the full story »
Antidepresan İlaçlar

Antidepresan İlaçlar »»» Depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlardır. kimyasal yapılarına ya da etki düzeneklerine göre sınıflandırılırlar.

Antimanik İlaçlar

Antimanik İlaçlar »»» Zihin Dengeleyiciler Depakene Depakote sprinkles Lamictal (lamatrogine) Lithium (lithium carbonate) Eskalith Lithobid

Antipsikotik İlaçlar

Antipsikotik İlaçlar»»» Şizofrenideki düşünce bozukluğu, hallüsinasyonlar ve delüzyonlar gibi gürültülü psikoz belirtilerini giderir ve nüksü önlerler

Anksiyolitik İlaçlar

Anksiyolitik Sedatif Hipnotik ilaçlar »»» anksiyete tedavisinde kullanılan ilaçlardır. Diğer bir deyişle kaygı ve korku gidericiler olarak da adlandırılırlar

Antiepileptik İlaçlar

Antiepileptik ilaçlar »»» Epilepsinin yanı sıra epileptik olmayan nöbetlerin tedavisinde de kullanılılan ilaçlar Fenitoin Karbamazepin Barbitüratlar

Home » ilaç, ilaçlar, Psikofarmakolojik Yazılar

Çocuk ve Ergenlerde Duygudurum Bozuklukları

Submitted by on Mart 24, 2010 – 2:38 pm | 5.540 Kez Görüntülendi

Çocuk ve Ergenlerde

Çoğu araştırmacı çocuk ve ergenlerde duygudurum bozukluk tanısının en sık atlanan tanılardan biri olduğunu düşünmektedirler. Buna birkaç faktör sebep olmaktadır:

(1)   Çocuklar ne hissettiklerini çoğu zaman ifade etme yetisine sahip değildir.

(2)   Duygudurum bozukluk belirtileri çocuklarda yetişkinlerden farklıdır.

(3)   Duygudurum bozukluklarına sıklıkla diğer psikiyatrik bozukluklar eşlik ederek ve onları maskeler.

(4)   Çoğu hekim ve bipolar bozukluğun yetişkin hastalığı olduğu kanaatindedirler.

Sürpriz olmayarak, 1980’lerde çocukluk duygudurum bozuklukları, psikiyatrik tanı grubu kategorisine dahil edildi.

Çocuk ve Ergenlerde Duygudurum Bozukluklarının prevalansı nasıldır?

  • Çocukların %7-14’ü 15 yaşından önce bir epizodu yaşayacaklardır.
  • Erişkin Bipolar bozuklukluların %20-30’u ilk ataklarını 20 yaşından önce bildirmektedir.
  • 100.000 ergenin, 2000-3000’i duygudurum bozukluklarına sahip olacak ve bunlardan 10’’ suisid girişiminde bulunacaktır.

DEPRESYON

Depresyonun ergenlik öncesinde de gelişebileceğine dair kanıtlar vardır. Son epidemiyolojik çalışmalar yetişkinlerin büyük kısmının depresyonlarının, ergenlik ve erken erişkinlik döneminde başladığını göstermiştir.

Çocukluk Duygudurum Bozukluklarının gelişimi için yüksek risk faktörlerini belirlemeye yönelik çalışmalar ile, araştırmacılar depresyonun başlangıcı ve gidişi konusunda daha fazla bilgi edinileceği konusunda umutludur. Myrna M. Weissman Ph.D (Columbia University); depresif ebeveyne sahip çocukların normal ebeveyne sahip çocuklara oranla artmış prevlansta depresyon gösterdiklerini bulmuştur. Ayrıca özgün olarak depresif ebeveynlerin çocuklarında major depresyonun daha erken yaşlarda başladığını bulmuştur (Her iki cinsiyet içinde) (12.7 yaşa oranla 16.8Yaş). Araştırmacı ayrıca ergenlikte başlayan depresyonlarda cinsiyetler arasında farklılıklar gözlemlemiş. 10 yaştan önce, depresyon oranını düşük bulmuş, cinsiyet oranı eşitmiş, buna karşın 16 yaşına kadar kızlarda depresyon oranında belirgin artış gözlenmiş (aynı yaş grubu erkeklere oranla).

Duygudurum bozukluklarının temel özellikleri yetişkinlerle çocuklarda benzerdir, bununla birlikte çocuklar farklı semptomlar gösterir. Yetişkinlerden farklı olarak, çocuklar ne hissettiklerini sözel olarak ifade edemeyebilirler, problemlerini davranışlar yoluyla ifade edebilirler. Aşağıdaki davranışlar çocukluktaki duygudurum bozuklukları ile ilişkili olabilir:

  • Okul Öncesi Çocuklarda:

, , hemen hemen hasta görünüm nondeprese arkadaşlarıyla ilişkilerinde cansızlık. Gözü dolu veya irritabl olabilirler: sıklıkla ortamlarında olumsuzluklar oluşturur ve sıklıkla kendine zarar verici davranışlarda bulunabilirler.

  • Ortaokul çocukları ve Ergenler:

Yıkıcı davranışlar, olası akademik güçlükler ve arkadaş problemleri. Artmış ve , ve okul başarısında düşme. Anne baba sıklıkla çocuklarının hiçbir şeyden hoşnut olmadıklarını, kendilerinden ve etraftaki her şeyden nefret ettiklerini söylerler.

BİPOLAR BOZUKLUK

Çocuklarda Bipolar bozukluğun tanısı konusunda büyük bir belirsizlik vardır. Bunun sebebi çocuklarda bipolar bozukluğun görünümünün yetişkinlerden farklı olmasından kaynaklanıyor olabilir. Yetişkin bipolar semptomlu bireylerin geçmişlerine bakıldığında, sıklıkla puberte döneminde gösterdikleri, başlangıç ile hastalığın tam semptomlarının açığa çıkması arasında 5-10 yıllık oyalanma olduğunu belirtmektedir.

Yetişkin Bipolar bozukluktan farklı olarak, nadir olarak gösterirler. Daha çok en yaygın semptomları irritabilite, “” veya uzamış ve patlamalarıdır. Örneğin Gabrielle A. Carslon.M.D(University of New York-Stony Brook) 9 yaş altındaki bipolar çocukların daha irritabl, daha çok ağlayan ve daha çok ajite olduklarını bulmuştur (Daha büyük yaştaki bipolarlara oranla). Daha büyük çocuklar daha büyük olasılıkla, öfori ve grandiozite gibi “” gösterirler. İlaveten Çocukluk başlangıçlı bipolar bozukluğun gidişinin, erişkin forma oranla kronik olmaya ve devamlılığa meyillidir (erişkinde epizodik ve akut).

Çocuklukta sıklıkla diğer çocukluk psikiyatrik bozukluklarla karıştığından tanısı sıklıkla güçtür Karışan bozukluklar:

AYIRICI TANI

DEHB ve bipolar bozukluğun birbirine benzeyen bir çok özelliği vardır: , , ve aşırı hareketlilik. Bununla birlikte, bipolar bozukluk birkaç ayırt edici özelliklere sahiptir: , depresyon, agresyon, , mizaç dalgalanmaları, ve .

Davranım bozukluğunun semptomlarıyla da benzerlik gösterir örneğin: , , , .

Şizofrenide düşünceler daha bizardır.

Janet Wozniak, M.D (Harvard Medical School) mani ile DEHB semptomlarının birbirine benzerlik gösterdiklerini bulmuştur. Yaptığı çalışmada, kliniğe müracaat eden irritabl ve mikst mizaçlıların %16’sında mani bulmuştur. İlaveten mani kriterlerini karşılayan çocukların sıklıkla DEHB kriterlerini de karşıladıklarını bulmuştur (Manili çocuklarda DEHB oranı %98 iken, DEHB olan çocuklarda mani oranını yalnızca %20 bulmuştur).

ÖZKIYIM

ABD’de tahminen 2000 genç suisid girişiminde bulunmaktadır. Suisid puberteden önce nadirdir, 15 yaş civarında pik yapmaktadır. İntihar girişim olan ergenlerin %90’ı bir psikiyatrik tanı almakta ve bu tanılar sıklıkla duygudurum bozuklukları ve/veya  alkol veya madde kötü kullanımıdır.

Erişkinlerdeki gibi kızlar daha sık girişimde bulunmaktadır (9/1 oranında), kızlar sıklıkla aşırı doz alma ve bilek kesme en sık kullandıkları yöntemler olmaktadır. Tamamlanmış suisidler erkeklerde daha sıktır, Erkekler genellikle silahla kendini vurma ve asıyı sık kullanmaktadır.

Suisid hakkında biolojik teoriler

Suisidal davranışı açıklamak için bir çok biyolojik teori ortaya çıkmıştır. En akla yatkın kanıtlar intihar girişimi yapan ve tamamlamışlarda hiposerotonerjik işlev bulguları olmuştur. Suisid kurbanlarının beyinlerinde, prefrontal kortekste postsinaptik 5-hidroksi-triptamin tip2 (5-HT2) artış bulunmuştur, bunun azalmış serotonin salınımına cevap olarak kompensatuvar oluştuğu ileri sürülmüştür. Postmortem beyinlerde en çarpıcı bulgular serotonin (5-HT) seviyelerinin düşük oluşu ve major metaboliti 5. HIAA’n’n düşük oluşudur. Bu bulgular beyin sapına lokalizeydi, kortekste yoktu. Ayrıcı noradrenerjik sistemde değişiklikler de gösterilmiş, fakat kolinerjik yollarda gösterilememiş.

ÖZKIYIM NASIL ÖNLENİR?

Halk içinde intiharın önlenemeyeceğine dair kanı vardır. Önlenebilir. QPR yardım edecek tekniklerden biridir.

Q:  Question (Sor)

P:  Persuade (İkna et)

R:  Refer (Yönlendir)

QPR, CPR veya Hemlich manevralarına çok benzer, kolay öğrenilebilir. CPR veya Hemlich manevraları gibi yaşamı kurtarabilir. Bu tekniği öğrenen çoğu kişi daha çok kişinin yaşamını kurtarmasına yardımcı olacaktır.

Araştırmacılar intihar girişimi olan kişilerin büyük kısmının ilk önce bazı sinyaller verdiğini göstermiştir. Biz bu konuda bir şeyler yapmamız gerektiğinde sıklıkla gönülsüz oluruz. Bazen ölüm düşüncesinin korkutuculuğu nedeniyle, kişinin intihar edebileceğini inkar ederiz İnkarla başa çıkmak en önemli basamaktır.

İntihar düşüncesi olan kişilerin gerçek dışı olmaları gerekmez. Problemlerinin tek bir çözümü olduğunu düşünürler. Bizim yapmak zorunda olduğumuz şey, onlara diğer çözümlerin olduğunun farkında olmalarını sağlamaktır.

QPR’ dan önce, tanımak zorunda olacağımız İntiharın uyarıcı belirtileri;

Direk Sözel İpuçları

·        “Kendimi öldürmeye karar verdim”

·        “Keşke ölseydim”

·        “

·        Bir şeyler değişmezse kendimi öldüreceğim”

Dolaysız veya kodlu sözel ipuçları

·        “yaşamaktan yoruldum”

·        “Yaşama devam etmek için sebep ne ki”

·        “Bensiz ailem daha iyi olacaktır”

·        “Ölsem kimin umurunda”

·        “Hiçbir yerde istenmiyorum”

·        “kimsenin bana ihtiyacı yok”

Davranışsal ipuçları

·        Vücudunu tıbbi bir kuruma bağışlama

·        Silah satın alma

·       

Durumsal İpuçları

·        Ani terk etme veya beklenmedik ayrılık

·        Yakın birinin ölümü (özellikle intihar ile)

·        Ölümcül bir hastalık tanısı alma

·        Büyük maddi (parasal) kayıp

Depresif bir kişideki beklenmedik mutluluk  suisid sinyali olabilir

tedavi edilmemiş depresyonun sık bir semptomudur. Depresyon kişinin enerjisini ve amaçlarını tükettiği için, bazen depresif kişi intihar planını işlerliğe sokacak gücü kendisinde bulamaz. Sonuçta kişi kalkınmaya başladığında kişi bu enerjiyi kendisinde bulup suisid planını gerçekleştirebilir, Bu nedenle intihar öncesi neşe dolu sessizlik olur. Bu görünüşteki ani değişiklik QPR’u uygulamak için uygun bir zamandır.

Suisid niyetinde olan birisi var ise, Onu dizginleyin

Kişiler yaşama son vermesini önleyen vardır. Bu suisid düşüncesi olan kişilerin son direnç duvarlarıdır. Alkol bu duvarları yıkar. Birisinin intihar niyeti var ise,   onu dizginleyin.

İntiharı önlemenin ilk basamağı soru sormadır (Question)

İntihar düşüncesi olan kişiyle yalnız olun veya özel bir ortam oluşturun, ve sorular sorun. Kalabalık bir restoran bunu yapmak için en kötü yerdir. Kendi eviniz iyi bir yer olabilir. Kişinin sıkıntılarını bilmeye yönelik sorular sorun. Sorular şu tip olabilir; “ son zamanlarda mutsuz musun?” “” veya direkt olarak “yaşamını sonlandırmayı düşünüyor musun?”

Suisid ile ilişkili soru sormak intihar riskini artırmaz

Bu tip sorulara “evet” cevabı verme sıklıkla kişiyi rahatlatır. Onu kötüleştirmez, tersine daha iyi hissetmesini sağlar. Bunları sormanız bu konuda sorumluluk almanızı gerektirir.

Soru sorduktan sonra dinlemek zorundasınız.

Problemleri dinlemek, suisidle ölümü çözebilir

Dinlemek bir insanın diğerine verebileceği en büyük hediyedir. Öğüt vermek kolay, çabuk, ucuz ve yanlış bir yoldur. Dinlemek zaman alıcı, sabır gerektiren, cesaret gerektiren, fakat her zaman doğru bir yoldur. Dinlerken bütünüyle dikkatinizi verin ve müdahele etmeyin. Yargılamayın veya kınamayın. Dinlemek suisidle ölümü çözümleyebilir.

İkinci basamak yardım alması için bireyi ikna etmek

İkna etmeğin amacı, kişinin yardım almak için “evet” cevabı almaya yöneliktir. Aşağıdaki soruları sorun; “bir danışmana (psikayrist, rahip, hemşire v.s) benle birlikte gelir misin?”, “Sana yardım için bir randevu almama izin verir misin?..””Bana söz verir misin ….?”

Bazen kişi yardım almak konusunda aynı fikirde olur veya yardım alma fikrine direnç gösterebilir. O zaman “suisid yapmayacağına dair anlaşma” yapabilir, veya yardım alıncaya dek kendine zarar vermeyeceğine dair söz alabilirsiniz. Çünkü söz vermek yardımcı olacaktır.

Eğer kişiden söz alamazsanız, bir profesyonele mutlaka müracaat edin.

  • Kişiye suisidden başka daha iyi çözüm yolları olduğunu hatırlatın.
  • Suisidin çözümünden ziyade, problemlerin çözümü üzerine odaklaşın.
  • Kişinin acı çektiği gerçeğini kabullenin ve alternatifler önerin.
  • Hangi yolla olursa olsun hastaya umut aşılayın.

Bu arada hastanın suisidde kullanabileceği ateşli silahları, araba anahtarlarını, ve diğer aletleri ortadan kaldırın.

Son basamak  kanalize etmek

Yardım almak için kişilere müracaat edin. Birlikte gidin. Uygun profesyonel desteğini sağlayın. Bir yere müracaat ettiniz diye, sadakatsiz olacağınız konusunda endişelenmeyin, siz sadece yaşamını kurtarmaya çalışıyorsunuz.

Kaynak: http://www.gata.edu.tr/dahilibilimler/cocukruh/depresyon.htm

Bir önceki yazımız olan XX. Yüzyılın Sonunda Biyolojik İncelemeler başlıklı makalemizde alkolizmde, Alzheimer hastalığında ve Anoreksiya nervoza hakkında bilgiler verilmektedir.