Psikofarma »

Eylül 26, 2016 – 11:07 pm | 15.447 Kez Görüntülendi

Epilepsi Nedir? Epilepsi İlaçları Nelerdir?

Epilepsi nedir?

Epilepsi normal nörolojik işlevleri bozan tekrarlayıcı nöbetlerin …

Read the full story »
Antidepresan İlaçlar

Antidepresan İlaçlar »»» Depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlardır. kimyasal yapılarına ya da etki düzeneklerine göre sınıflandırılırlar.

Antimanik İlaçlar

Antimanik İlaçlar »»» Zihin Dengeleyiciler Depakene Depakote sprinkles Lamictal (lamatrogine) Lithium (lithium carbonate) Eskalith Lithobid

Antipsikotik İlaçlar

Antipsikotik İlaçlar»»» Şizofrenideki düşünce bozukluğu, hallüsinasyonlar ve delüzyonlar gibi gürültülü psikoz belirtilerini giderir ve nüksü önlerler

Anksiyolitik İlaçlar

Anksiyolitik Sedatif Hipnotik ilaçlar »»» anksiyete tedavisinde kullanılan ilaçlardır. Diğer bir deyişle kaygı ve korku gidericiler olarak da adlandırılırlar

Antiepileptik İlaçlar

Antiepileptik ilaçlar »»» Epilepsinin yanı sıra epileptik olmayan nöbetlerin tedavisinde de kullanılılan ilaçlar Fenitoin Karbamazepin Barbitüratlar

Home » ilaç, ilaçlar, Psikofarmakolojik Yazılar, Video

Beyniniz bir kap kimyasal çorbadan daha fazlasıdır

Submitted by on Şubat 13, 2015 – 3:40 pm | 689 Kez Görüntülendi

0:11
Yakın ailesinde ya da arkadaşlarının arasında herhangi bir çeşit akıl hastalığından muzdarip birileri varsa elini kaldırsın. Evet. Ben de öyle düşünmüştüm. Sürpriz olmadı.
0:23
Ve eğer meyve sinekleri üzerine yapılan temel bir araştırmanın insanlarda akıl hastalıklarını anlamakla uzaktan veya yakından ilgili olduğunu düşünüyorsanız elinizi kaldırın. Evet. Ben de öyle düşünmüştüm. Yine hiç şaşırmadım. Burada tam da bana göre bir iş olduğunu görebiliyorum.
0:39
Bu sabah Dr. Insel’den duyduğumuz gibi, şizofreni, depresyon ve otizm gibi insanlar üzerinde çok yıpratıcı sonuçlar yaratır. Biz bunların tedavisi ve temel mekanizmalarının anlaşılması hakkında, bedensel hastalıklardan çok daha az bilgiye sahibiz. Bir düşünün: 2013’te, milenyumun ikinci 10 yılında, eğer bir kanser teşhisi ile ilgili endişeleriniz varsa doktorunuza gidersiniz, kemik taramaları biyopsiler ve kan testleri yaptırırsınız. 2013’te, eğer depresyon ile ilgili endişeleriniz varsa doktorunuza gidiyorsunuz ve ne alıyorsunuz? Bir anket. Şimdi, bunun nedeninin bir parçası sahip olduğumuz basitleştirilmiş ve giderek demode olan psikiyatrik bozuklukların biyolojik temelidir. Biz onlara — ki bunda popüler basının payı da var — sanki beyin , ve norepinefrinden oluşan bir kimyasal çorbaymış da bu hastalıklar da bu çorbadaki kimyasal dengesizliklermiş gibi yaklaşmaya meyilliyiz. Bu görüş şu gerçek tarafından şartlandırılmıştır: Prozac gibi, bu rahatsızlıkları tedavi için verilen beyin kimyasını değiştirecek şekilde hareket eder, sanki beyin kimyasal bir çorbaymış gibi. Ama cevap bu olamaz, çünkü bu aslında o kadar da iyi çalışmıyor. Birçok insan pek de hoş olmayan yan etkilerinden dolayı artık bu ilaçları almıyor ya da almaktan vazgeçiyor. Bu ilaçların çok fazla yan etkisi var, çünkü karmaşık bir psikiyatrik bozukluğun tedavisi için bunları kullanmak arabanızın motor yağını motor bloğunun tamamının üzerine yağ dökerek değiştirmeye benzer. Evet bir kısmı doğru yere ulaşacaktır, ancak büyük bir kısmı yarardan çok zarar verecektir.
2:26
Şimdi, bu sabah Dr.Insel’in de bahsettiği yükselen bir görüş var, psikiyatrik bozukluklar aslında ruh hali, duygu ve duygulanım ile ilgili sinir ağlarında görülen bozukluklardır. Bilgi işlem açışından düşündüğümüzde, hemen beyni bir bilgisayara benzetiriz. Bu problem değil. Ancak, bu bilgisayar benzetmesi duygular konusunda da aynı ölçüde geçerli olabilir.
2:51
Sadece biz bunu böyle görmeye pek alışkın değiliz. Ancak kimyasal dengesizlik hipotezinin çok yaygın olmasından dolayı psikiyatrik hastalıkların devresel temeli hakkında çok daha az bilgiye sahibiz. Bu demek değil ki kimyasallar psikiyatrik bozukluklarda hiçbir öneme sahip değil. Sadece, beyin yalnızca kimyasallardan oluşan bir çorba değil. Bunun yerine, kimyasallar beyindeki bilgi akışını değiştirmek için oldukça karmaşık bölgelerde salınırlar ve karmaşık sinapsları etkilerler. Eğer psikiyatrik hastalıkların biyolojik temellerini anlamayı gerçekten istiyorsak, kimyasalların etki gösterdiği beyindeki bu bölgelerin tam olarak nerelerde bulunduklarını tespit etmeliyiz. Aksi takdirde zihinsel mekanizmalarımızın her yerine yağ dökmeye devam edecek ve bunun sonuçlarına katlanacağız.
3:40
Beyin kimyasının sinir ağları üzerindeki etkileri üzerindeki bilgisizliğimizin önüne geçmek için, biyologlar olarak “model organizmalar” tabirini kullandığımız meyve sineği ve laboratuvar faresi gibi hayvanların üzerinde güçlü genetik teknikler uygulayarak, bu sabah dinlediğiniz Allan Jones’un konuşmasında bahsi geçen spesifik sinir sınıflarını moleküler olarak saptamak ve yerlerini tespit etmek için çalışmalar yapmak yardımcı olacaktır. Şayet bunu yapabilirsek, etkin bir şekilde spesifik nöronları aktifleştirebilir veya bu nöronların faaliyetlerini yok edebilir veya engelleyebiliriz. Eğer belli bir nöron türünü engeller ve bir davranışa ket vurulduğunu bulgularsak, bu nöronların bu davranış için gerekli olduğu bulgusuna ulaşabiliriz. Diğer yandan eğer bir grup nöronu etkinleştirir ve bunun bir davranışı tetiklediğini gözlemlersek, bu nöronların bu davranışla ilintili olduğu sonucuna varırız. Bu yolla, böyle bir test uygulayarak, önemli sinir ağlarında bulunan spesifik nöronlar ile belli davranışlar arasında neden sonuç ilişkilerini kurabiliriz, her ne kadar bunu insanlar üzerinde yapmak şu anda imkansız olmasa da, son derece zordur.
4:54
Ancak harika bir model organizma olan meyve sineği gibi bir canlı; zira küçük bir beyne sahip olması, karmaşık ve sofistike davranışlar sergileyebilmesi çabuk üremesi ve maliyetinin ucuz olması gibi özelliklere sahip böyle bir canlı, nasıl olur da bize duygu benzeri durumlarla ilgili bir şey öğretebilir? Bu organizmaların duyguya benzer hâlleri var mı, yoksa sadece küçük dijital robotlar mı?
5:21
Charles Darwin böceklerin duygulara sahip olduğuna ve bunları davranışlarıyla ifade ettiklerine inanıyordu, kendisinin 1872’de insan ve hayvanlarda duyguların ifadesi üzerine yazdığı incelemede belirttiği üzere. Ayrıca kıymetli meslektaşım Seymour Benzer de buna inanıyordu. Seymour, 60’lı yıllarda CalTech’de genler ve davranışlar arasındaki ilişkileri araştırmak için meyve sineğini ilk defa model organizma olarak kullanan kişidir. 1980’lerin sonuna doğru Seymour beni CalTech’de işe aldı. Orada olduğu süre boyunca benim gurum oldu ve Seymour bana hem sinekleri sevmeyi hem de bilimle oynamayı öğretti.
5:59
Bu soruyu nasıl sorabiliriz? Sineklerin duygu benzeri haller gösterdiklerine inanmak dışında, bu kanının gerçekten doğru olup olmadığını nasıl anlayabiliriz? Şimdi, insanlarda duygusal durumları, ilerleyen konuşmalarda açıklanacağı üzere mimiklerden anlarız. Ancak meyve sineklerinde bu gözlemi yapmak pek kolay değil. (Kahkaha) Bu tıpkı Mars’a iniş yaptıktan sonra, uzay gemisinin penceresinden etrafınızı kuşatan bütün yeşil adamlara bakıp, “Bu yaratıkların duygularının olup olmadığını nasıl anlarım?” sorusunu sormaya benziyor. Ne yapabiliriz? Bu pek kolay değil.
6:41
Başlamak için öncelikle tahrik olma gibi duygu benzeri hallerin genel karakteristiklerini veya özellikleri ele alıp, sineklerde bu özellikleri gösterebilecek davranışlardan herhangi birini tespit edip edemeyeceğimize bakarız. Bu özellikler arasında önemli olduğunu varsaydığım üç tanesi devamlılık, şiddetin derecelenmesi ve değerliktir. Devamlılık duygunun uzun süre devam etmesi özelliğidir. Hepimiz biliyoruz ki bir uyaran bir duyguyu tetikler ve uyaranın kesilmesinden sonra da duygu devam eder. Şiddetin derecelenmesi de anlaşılacağı üzere Bir duygunun şiddetinin az veya çok olmasıdır. Eğer biraz mutsuzsanız, ağzınızın köşeleri aşağı iner ve burnunuzu çekersiniz, eğer çok mutsuzsanız, gözyaşları akıtmaya başlar ve ağlayabilirsiniz. Değerlik bir duygunun iyi veya kötü, pozitif veya negatif olmasıdır. Bu yüzden biz de sinekleri piknik masasında sizi taciz eden meşhur eşek arılarının sergilediği türden bir davranış sergilemeleri için kışkırtmaya karar verdik, Siz de yaşamışsınızdır, ne kadar şiddetli bir şekilde elinizi sallayarak uzaklaştırmaya çalışsanız da hamburgerinize geri konarlar, ve her seferinde daha da kızgınlaşırlar. Bunun için biz de puff-o-mat adını verdiğimiz bir cihaz yaptık. Bu cihaz laboratuvar masasındaki plastik tüplerde bulunan meyve sineklerine küçük ve ani hava akımları üfleyerek onları geri püskürttü. Eğer bu sineklere puff-o-mat ile seri bir şekilde hava akımları yollarsak hiperaktif davranmaya başladıklarını ve hava akımları kesildikten sonra bile bir süre şiddetle uçuşmaya devam ettiklerini ve sakinleşmelerinin zaman aldığını gördük. CalTech elektrik mühendisliği departmanındaki iş arkadaşım Pietro Perona tarafından geliştirilen özel lokomotor izleyici yazılımımızı kullanarak bu davranışın nicel ölçümünü yaptık. Nicel ölçümlerimizin sonucunda seri hava akımlarına maruz kalan sineklerin hiperaktiviteye benzer bir duruma girdiğini, bu durumun bir süre daha devamlılık gösterdiğini ve kademeli olduğunu gördük. Daha fazla veya daha şiddetli hava akımı görülen durumun daha uzun süre devam etmesini sağlıyor.
9:00
Bu durumun süresinin hangi etken tarafından kontrol edildiğini anlamak istedik. Bunun üzerine puff-o-mat ve otomatik izleme yazılımımızı kullanarak yüzlerce tür mutant meyve sineğini izleyerek bunların arasından hava akımlarına anormal tepki gösteren türlerin olup olmadığını test ettik. Bu meyve sineklerinin en güzel özelliklerinden biri. Sadece telefonu elinize alarak arayabileceğiniz depolardan farklı mutantlardan oluşan yüzlerce şişe sipariş ederek denemeleriniz boyunca onları izleyerek hangi genin mutasyondan etkilendiğini görebiliyorsunuz. İzlemelerimiz sırasında, bir mutantın diğerlerine kıyasla hava akımlarından sonra sakinleşmesinin çok daha uzun sürdüğünü gözlemledik, ve bu mutasyonda hangi genin etkilendiğini araştırdığımızda, bunun dopamine reseptör kodunu taşıyan gen olduğunu gördük. Gördüğünüz üzere — sinekler de tıpkı insanlar gibi dopamine sahip, ve dopamin reseptör molekülleri aracılığı ile beyinlerini ve sinapslarını etkiliyor, tıpkı sizde ve bende olduğu gibi. Dopamin beyindeki birçok önemli fonksiyonda rol oynar, bunların arasında dikkat, tahrik olma, ödüllendirme ve uyuşturucu kullanımı da dahil olmak üzere dopamin sistemi ile ilişkili Parkinson ve gibi birçok bulunmaktadır.
10:18
Genetikte yaklaşımlar biraz sezgilere aykırıdır. Bir şeyin normal fonksiyonunun ne olduğunu o etkeni ortadan kaldırdığımızda ne olmadığıyla, ve o etkeni ortadan kaldırdığımızda gördüğümüzün tersi üzerinden saptarız. Eğer dopamin reseptörünü çıkardığımız zaman sineklerin sakinleşmesi daha uzun sürüyorsa, bundan biz bu reseptörün ve dopaminin normal fonksiyonunun hava akımından sonra sineklerin daha hızlı sakinleşmesini sağladığı sonucuna varıyoruz. Bu insanlarda dopamin sistemi bozuklukları ile ilişkilendirilmiş ADHD’yi andırıyor. Kuşkusuz, eğer normal sineklerin dopamin seviyelerini onlara kokain vererek yükseltirsek tabi narkotikten uygun izinleri aldıktan sonra — Aman tanrım! — (Kahkaha) — Kokain kullanan sineklerin kuşkusuz diğer sineklerden daha hızlı sakinleştiklerini görürüz, ki bu da bize genellikle kokainin etki mekanizmasına benzeyen gibi ilaçlarla tedavi edilen ADHD’yi anımsatıyor, Böylelikle şakacı bir şekilde meyve sineklerini illet ederek başlayan bu deneylerin insanlardaki psikiyatrik hastalıklarla bağlantılı olabileceğini zamanla kavramaya başladım.
11:31
Peki bu benzetmeyi nereye kadar götürebiliriz? Birçoğunuzun bildiği üzere ADHD’li bireyler aynı zamanda öğrenme güçlüğü çekmektedirler. Peki bu dopamin reseptörü mutasyonuna sahip sineklerimiz için geçerli mi? Şaşırtıcı olabilir ama cevabımız, Evet. Seymour’un 1970’lerde gösterdiği gibi sinekler, muhabbet kuşları gibi öğrenme yeteneğine sahiptir. Bir sineği bir kokudan , burada maviyle gösterilmiştir, uzak durması için eğitebilirsiniz. Eğer bu kokuyu elektrik şokuyla birlikte şartlarsanız. Bundan sonra eğitilmiş sineklere şokla eşleştirilmiş koku olan tüple başka bir kokulu tüp arasında seçim yapma şansı verirseniz şokla eşleştirilmiş mavi kokulu tüpten uzak duracaktır. Şayet bu testi dopamin reseptörü mutasyonuna sahip sinekler üzerinde yaparsanız öğrenmezler. Öğrenme puanları sıfırdır. CalTech’de sınıfta kaldılar.
12:19
Demek ki bu sineklerin iki tür anormal davranışı ya da fenotipi var, genetikçiler arasında kullandığımız tabiriyle, aynı zamanda ADHD’de de görülen: ve öğrenme güçlüğü. Şayet varsa, bu iki fenotip arasındaki nedensel ilişki nedir? ADHD’de genel kanı hiperaktivitenin öğrenme güçlüğüne sebep olduğu yönündedir. Çocukların sürekli hareket halinde olmaları odaklanmalarını engellediği için öğrenemezler. Ancak bu durum aynı oranda öğrenme güçlüklerinin hiperaktiviteye sebep olduğu yönünde de yorumlanabilir. Çocuklar öğrenemedikleri için dikkatlerini dağıtacak başka şeyler arıyor olabilirler. Son bir olasılık olarak da öğrenme güçlükleri ve arasında hiçbir bağ olmaması, ama ikisinin de ADHD’nin altında yatan mekanizmadan kaynaklanması.
13:06
Herkes bunun insanlarda neden kaynaklandığını uzun bir zamandır merak ediyor, ancak sineklerde bunu oturup test edebiliriz. Bunu sineklerin zihninin derinliklerine dalıp, genetik aracılığıyla beyninin düğümlerini çözerek yapıyoruz. Dopamin reseptörü mutasyonuna sahip sineğimizi ve dopamin reseptörü geninin iyi bir kopyasını alıp genetik yollarla sineğin beynine dopamin reseptörünü geri koyuyoruz veya tedavi ediyoruz. Ancak her bir sinek için, bu geni sadece belli nöronlara koyuyoruz ve diğerlerine koymuyoruz, akabinde her sineği öğrenme yetenekleri ve hiperaktivite açısından test ettik.
13:43
Daha da önemlisi bu iki anormalliği birbirlerinden tamamen ayırabildiğimizi bulguladık. Eğer dopamin reseptörü geninin iyi bir kopyasını burada gördüğünüz eliptik yapıya, yani merkezi komplekse koyarsak, sineklerin hiperaktivitesi duruyor ancak öğrenme güçlükleri devam ediyor. Öte yandan, eğer reseptörü başka bir yapı olan mantar kitlesine geri koyarsak öğrenme güçlükleri ortadan kalkıyor ve sinekler öğrenebiliyor, ancak hiperaktivite devam ediyor. Buradan dopaminin bir çorba gibi sineğin beyninin her yerini kaplamadığını anlıyoruz. Aksine iki farklı sinir ağında iki ayrı fonksiyonu kontrol etmesi üzerine dopamin reseptörü mutasyonuna sahip sineklerin iki bozukluğa sahip olmasının sebebinin aynı reseptörün beynin iki farklı bölgesinde iki farklı fonksiyonu kontrol etmesi olduğunu anlıyoruz. Aynı şeyin ADHD’li insanlarda da geçerli olup olmadığını bilmiyoruz, ancak bu türden sonuçlar en azından bu olasılığı hesaba katmamızı gerektiriyor.
14:37
Bu sonuçlar beni ve çalışma arkadaşlarımı beynin bir kap kimyasal çorba olmadığı, ve kompleks psikiyatrik bozuklukların sadece çorbanın tadını değiştirerek tedavi etmeye çalışmanın bir hata olduğu konusunda ikna ediyor. Şu anda bilimsel birikimimizi ve yaratıcılığımızı kullanarak belli psikiyatrik bozukluklarda hasar gören beyindeki belli bölgeleri ve belli nöronları hedef alan yeni nesil tedavi yöntemleri geliştirmemiz gerekiyor Bunu yapabilirsek, bu zihinsel bozuklukları rahatsız edici herhangi bir yan etki olmadan tedavi edebiliriz, zihinsel motorlarımızın ihtiyacı olduğu yere yağı koyarak, tedavi edebiliriz. Çok teşekkür ederim.
Kaynak: http://www.ted.com/talks/david_anderson_your_brain_is_more_than_a_bag_of_chemicals?language=tr

Kullandığım Psikiyatrik İlaç(lar)

Şonuçlara Bak

Yükleniyor ... Yükleniyor ...

Bir önceki yazımız olan Antidepresan İlaçların Kesilmesi (Discontinuing Antidepressants) - Bilmeniz gerekenler başlıklı makalemizde alınganlık, amitriptilin) ve Amitriptyline hakkında bilgiler verilmektedir.