Psikofarma »

Eylül 26, 2016 – 11:07 pm | 13.797 Kez Görüntülendi

Epilepsi Nedir? Epilepsi İlaçları Nelerdir?

Epilepsi nedir?

Epilepsi normal nörolojik işlevleri bozan tekrarlayıcı nöbetlerin …

Read the full story »
Antidepresan İlaçlar

Antidepresan İlaçlar »»» Depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlardır. kimyasal yapılarına ya da etki düzeneklerine göre sınıflandırılırlar.

Antimanik İlaçlar

Antimanik İlaçlar »»» Zihin Dengeleyiciler Depakene Depakote sprinkles Lamictal (lamatrogine) Lithium (lithium carbonate) Eskalith Lithobid

Antipsikotik İlaçlar

Antipsikotik İlaçlar»»» Şizofrenideki düşünce bozukluğu, hallüsinasyonlar ve delüzyonlar gibi gürültülü psikoz belirtilerini giderir ve nüksü önlerler

Anksiyolitik İlaçlar

Anksiyolitik Sedatif Hipnotik ilaçlar »»» anksiyete tedavisinde kullanılan ilaçlardır. Diğer bir deyişle kaygı ve korku gidericiler olarak da adlandırılırlar

Antiepileptik İlaçlar

Antiepileptik ilaçlar »»» Epilepsinin yanı sıra epileptik olmayan nöbetlerin tedavisinde de kullanılılan ilaçlar Fenitoin Karbamazepin Barbitüratlar

Home » antidepresan, antidepresan tedavisi, antidepresanlar, Antipsikotik İlaçlar, ilaç, ilaçlar

ABİZOL TABLET 5 mg

Submitted by on Eylül 7, 2011 – 12:25 pm | 12.447 Kez Görüntülendi

ABİZOL TABLET 5 mg
FORMÜL
Her bir , etkin madde olarak 5 mg , yardımcı madde olarak 78.95 mg mannitol ve boyar madde olarak FD&C Blue 2 () içermektedir.
FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER
Farmakodinamik özellikler
Aripiprazol’ün yüksek afinite gösterdiği reseptörler dopamin D2 ve D3, serotonin 5-HT1A ve 5-HT2A olup orta düzeyde afnite gösterdikleri ise dopamin D4, serotonin 5-HT2C ve 5-HT7, alfa1 -adrenerjik ve histamin H1 reseptörleridir. Ayrıca serotonin geri alım bölgesine de orta düzeyde afinitesi vardır. Kolinerjik muskarinik reseptörlere ise kayda değer bir afinite göstermez. Aripiprazol, dopamin D2 ve serotonin 5-HT1A reseptörleri üzerinde parsiyel agonist etkiye sahip olup serotonin 5-HT2a reseptörü üzerinde ise antagonist etki gösterir. etkili olan diğer gibi aripiprazol’ün etki mekanizması da henüz tam anlamıyla bilinmemektedir. Bununla birlikte aripiprazol’ün sahip olduğu etkinliğin dopamin D2 ve serotonin 5-HT1A reseptörleri üzerindeki parsiyel agonist etki ile serotonin 5-HT2A reseptörü üzerindeki antagonist etkisinin bileşiminden oluştuğu ileri sürülmektedir. D2, 5-HT1A, 5-HT2A haricindeki reseptörlere olan etkileri ise aripiprazol’ün diğer klinik etkilerini açıklayabilir; örn: oluşturduğu , aripiprazol’ün alfa1-adrenerjik reseptörler üzerindeki antagonist etkinliğiyle açıklanabilir.
Farmakokinetik özellikler
Etkinin önemli bir bölümü muhtemelen değişmemiş aripiprazol tarafından sağlanmakta olup D2, reseptörlerine değişmemiş ilaca benzer afinite gösteren adlı majör metabolit ise etkinliğe bir miktar katkı sağlamaktadır ve anılan metabolitin plazmadaki mevcudiyeti değişmemiş ilacın %40’ı düzeyindedir. Aripiprazol ve ’ün eliminasyon yarı ömürlerinin ortalaması sırasıyla 75 ve 94 saat civarındadır. Etkinliğe katkıda bulunan her iki bileşenin kararlı durum plazma değerlerine 14 gün içinde ulaşılmaktadır. Tek doz kullanımına ilişkin farmakokinetik değerlerinden aripiprazol’ün birikimi hakkında öngörüde bulunmak mümkündür. Kararlı durumdaki aripiprazol’ün farmakokinetik değerleri alınan doz ile orantılıdır. Aripiprazol’ün eliminasyonu esasen karaciğerde gerçekleşmekte ve CYP2D6 ile CYP3A4 adlı iki farklı izoenzim tarafından metabolize edilmektedir.
Emilim
Aripiprazol 3-5 saat içinde plazmadaki doruk konsantrasyonuna ulaşacak kadar iyi emilmekte olup tablet formunda alındığında mutlak oral biyoyararlanımı %87’dir. Yemekler ile birlikte ya da aç karnına alınabilmektedir. Yüksek yağ içeren standart bir öğün sonrası alınan 15 mg aripiprazol içeren tablet formu ile yapılan ölçümlerde aripiprazol ya da dehidro-aripiprazol’ün Cmaks ya da plazma konsantrasyon-zaman eğrisi altındaki alan (EAA) değerlerinde değişim oluşmadığı; ancak, Tmaks değerinde aripiprazol için 3, dehidro-aripiprazol için ise 12 saat gecikme olduğu saptanmıştır.
Dağılım
Aripiprazol’ün damar içi uygulama sonrası kararlı durum dağılım hacmi yüksektir (404 L ya da 4.9 L/kg) ve bu değer damar dışına dağılımının yaygın olduğunu göstermektedir. Tedavi dozlarıyla elde edilen konsantrasyon değerlerinde aripiprazol ve ana metaboliti, başta albumin olmak üzere, serum proteinlerine %99’u aşan oranda bağlanmaktadır. 14 gün süreyle 0.5 ila 30 mg/gün dozlarında aripiprazol kullanan sağlıklı gönüllülerde ilacın doza bağımlı bir şekilde D2 -reseptörlerini işgal ettiği saptanmış olup bu durum aripiprazol’ün insanlarda beyin dokusuna geçebildiğini göstermektedir.
Metabolizma
Aripiprazol esasen 3 farklı biyotransformasyon yolağında metabolize edilmektedir: , ve . Yapılmış in vitro çalışmalara göre, aripiprazol’ün dehidrojenasyon ve hidroksilasyonundan CYP3A4 ile CYP2D6 adlı izoenzimler sorumludur ve işlemi CYP3A4 tarafından katalize edilmektedir Sistemik dolaşımdaki aripiprazol konsantrasyonu dehidro-aripiprazol’den fazladır. Kararlı durumdaki aktif metabolit dehidro-aripiprazol’ün plazma konsantrasyonları, aripiprazol’e ait EAA değerinin %40’ı düzeyindedir.
Atılım
Oral yoldan tek doz 14C ile işaretlenmiş aripiprazol kullanımı sonrasında uygulanan radyoaktif maddenin yaklaşık %25’i idrarda, %55’i ise dışkıda saptanmıştır İdrar ile atılan değişmemiş aripiprazol miktarı alınan dozun %1’inden azdır; dışkıda saptanan değişmemiş aripiprazol’ün miktarı ise oral dozun yaklaşık %18’i düzeyindedir.
Özel Durumlarda Farmakokinetik Özellikler
Genellikle, yetişkin hastalarda, Abizol Tablet dozunun, hastanın yaşına, cinsiyetine, ırkına, sigara içip içmediğine, karaciğer ve böbrek işlevlerinin durumuna göre ayarlanması gerekmez.
Yaşlılarda farmakokinetik özellikler
15 mg tek doz halinde verilen aripiprazol ile yapılmış tek doz farmakokinetik çalışmalarında, 65 yaş ve üstü hastalarda tespit edilen aripiprazol klerensi daha genç hastalara oranla (18-64 yaşlı) %20 daha azdır.
Şizofrenili hastalarda yapılan popülasyon farmakokinetik analizlerinde, önemli yaş etkisi saptanmamıştır. Ayrıca çoklu doz uygulamasının ardından; yaşlı hastalarda tespit edilen aripiprazol farmakokinetiği, sağlıklı genç hastalara benzer durumdadır. Yaşlı hastalarda dozaj ayarlaması önerilmemektedir.
ENDİKASYONLAR
Abizol Tablet yetişkin ve ergenlerde (13-17 yaş) şizofreni tedavisinde ( ve idame tedavisi sırasında klinik düzelmenin devamlılığında) endikedir. Abizol Tablet yetişkinlerde Bipolar I Bozuklukla ilişkili akut manik epizodların tedavisinde ve son epizodu manik ya da karma olan bipolar I hastalarında stabilitenin sağlanması ve reküransın önlenmesinde endikedir.
Abizol Tablet majör depresif epizodların tedavisinde, en az 1 antidepresan tedavisine yetersiz yanıt alınan hastalarda ilave tedavi olarak endikedir.
KONTRENDİKASYONLAR
Abizol Tablet, içeriğindeki bileşenlerden herhangi birine karşı aşırı duyarlılığı olan hastalarda kontrendikedir.
UYARILAR / ÖNLEMLER
Diğer yeni nesil (atipik) antipsikotik ilaçlarda olduğu gibi bu ilaç da demansı olan yaşlı hastaların psikozlarında kullanıldığında, serebrovasküler olaylar, enfeksiyon, kalp yetmezliği ile ani ölüm vb. nedenlerle ölüm riskinde artışa neden olma olasılığı taşımaktadır.

Aripiprazol dahil, tüm antipsikotik ilaçların kullanımı ile bağlantılı olduğu bildirilmiş ölümcül bulgular kompleksidir. Pazarlama öncesi döneme ait tüm dünyadaki klinik aripiprazol veritabanında iki adet muhtemel NMS olgusu mevcuttur. Nöroleptik malign sendromun klinik belirtileri şunlardır: aşırı yüksek ateş, , ve otonomik bozukluk bulguları (nabız ya da kan basıncında düzensizlik, taşikardi, terleme ve kalp ritminde bozulma). Bunlara ilave olarak kreatinin fosfokinaz artışı, miyoglobinüri (rabdomiyoliz) ve akut böbrek yetmezliği gibi işaretler de bulunabilir.
Bu sendromun bulunduğu hastalarda tanı koymak oldukça zordur. Hastaya tanı koymadan önce olguda hem ya da sistemik enfeksiyon gibi ciddi bir hastalığın, hem de tedavi edilmemiş ekstrapiramidal işaret ve semptomların elenmesi önemlidir. Ayırıcı tanıda atlanmaması gereken diğer olasılıklar arasında antikolinerjik ilaçtan zehirlenme, güneş çarpması, ilaç ateşi ile santral sinir sistemi kökenli patolojiler sayılabilir.
NMS olgularının tedavisinde yapılması gerekenler:
• antipsikotik ilaçların yanı sıra hastanın mevcut tedavisi için gerekli olmayan diğer ilaçlar da acilen sonlandırılır;
• yoğun semptomatik tedavi ve tıbbi gözlem sağlanır;
• hastadaki özgün tedavi gerektiren diğer tıbbi problemler sağaltılır. Komplikasyonsuz NMS olgularının özgün farmakolojik tedavileri hakkında genel bir anlaşma sağlanmamıştır.
NMS tanısı almış ve daha sonra düzelmiş bir hastaya tekrar antipsikotik ilaç tedavisi başlamak gerektiğinde durum değerlendirmesi dikkatle yapılmalıdır. Nöroleptik malign sendromun aynı olguda tekrar oluştuğu bildirildiğinden bu hastalar dikkatle gözlenmelidir.

Antipsikotik ilaç kullanan hastalarda oluşabilen ve geri dönüşümsüz olma özelliği bulunan, kendisini istemsiz vücut hareketleri ile belli eden bir sendromdur. Yaşlılarda ve de özellikle yaşlı kadınlarda daha sık rastlanan birsendrom olmakla birlikte, antipsikotik tedaviye başlarken hangi hastanın daha yatkın olduğunu kestirmek mümkün değildir. Tardif diskinezi oluşturma potansiyeli açısından antipsikotik ilaçlar arasında herhangi bir farklılık olup olmadığı da bilinmemektedir. Hastanın tedavi süresinin uzamasına ve kullandığı toplam ilaç miktarının artışına bağlı olarak hastada tardif diskinezi oluşma riskinde ve hastalığın geri dönüşümsüz olma ihtimalinde yükselme olduğuna inanılmaktadır. Görülme sıklığı çok daha az olmakla birlikte, düşük dozda kullanıldığı sürece kısa tedavi dönemlerinden sonra dahi meydana gelebildiği bildirilmiştir.
Kanıtlanmış tardif diskinezi olgularının bilinen bir tedavisi mevcut olmamakla birlikte, antipsikotik tedavi bırakıldığında hastalar kısmen ya da tamamen düzelebilmektedir. Bununla birlikte, antipsikotik tedavinin bizzat kendisi sendroma ait işaret ve semptomları baskılamak suretiyle altta yatan oluşumu maskeleyebilmektedir. Anılan semptom baskılayıcı özelliğin, sendromun uzun süren seyri üzerinde bir etkisinin olup olmadığı bilinmemektedir. İlaç, bu değerlendirmelerin ışığında ve tardif diskinezi oluşumunu en aza indirecek bir tarzda reçete edilmelidir. Kronik antipsikotik tedavi, genel kural olarak, ancak böylesi bir tedaviyle yanıt alınabilecek kronik hastalarda ve etkinliği aynı ancak daha az yan etkili alternatif tedavilerin uygulanamadığı olgularda kullanılmalıdır. Kronik tedavinin gerekli olduğu hastalarda tatminkar klinik yanıtı sağlayabilecek en düşük doz ve en kısa süreli tedavi seçeneği araştırılmalıdır. Tedavi süresinin uzatılmasının gerekip gerekmediği belirli aralıklar ile tekrar değerlendirilmelidir.
Abizol Tablet kullanmakta olan bir hastada tardif diskinezinin işaret ve semptomları oluştuğunda ilaç bırakılmalıdır. Ancak, sendrom oluşan hastaların bazısında Abizol Tablet ile tedavinin sürdürülmesi ihtiyacı da söz konusu olabilmektedir.
Ortostatik Hipotansiyon
Aripiprazol, muhtemelen alfa1-adrenerjik reseptör antagonizması nedeniyle, ortostatik hipotansiyon oluşturabilmektedir. Plasebo kontrollü çalışmalarda ortostatik hipotansiyon ve buna bağlı olayların görülme sıklığı aşağıdaki gibidir: ortostatik hipotansiyon (plasebo %1, aripiprazol %1.9); ortostatik (plasebo %1, aripiprazol %0.9); senkop (plasebo %1, aripiprazol %0.6). Sırt üstü yatar pozisyondayken oturma pozisyonuna geçen kişilerdeki sistolik kan basıncında en azından 30 mmHg düzeyindeki bir azalma şeklinde tanımlanan belirgin ortostatik değişimin aripiprazol kullananlardaki görülme sıklığının plasebo kullananlardan istatistiksel açıdan bir farkı bulunmadığı bildirilmiştir (aripiprazol grubunda %14, plasebo grubunda ise %12).
Miyokard enfarktüsü veya iskemik kalp hastalığı geçirmiş, kalp yetmezliği veya ileti bozukluğu gibi kalp-damar hastalığı bulunanlarda, beyin damarlarından rahatsızlığı olan ve dehidrasyon, hipovolemi, antihipertansif ilaçlarla tedavi gibi hipotansiyon gelişimini kolaylaştırabilecek özellikleri bulunan hastalarda aripiprazol dikkatle kullanılmalıdır.
( =Nöbet)
Kısa dönemli, plasebo kontrollü çalışmalarda aripiprazol kullanan hastaların %0.1’inde (1/926) bilinç kaybı (= nöbet) oluştuğu bildirilmiştir Diğer antipsikotik ilaçlar gibi aripiprazol de, evvelce nöbet geçirdiğini ifade eden ve nöbet eşiğini düşürücü (örn. Alzheimer tipi demans) durumları bulunan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Nöbet eşiğini düşürücü durumlara 65 yaşın üzerindeki kişilerde daha sık rastlanabilmektedir. Parkinson hastalarında da dikkatli olunmalıdır.
Bilişsel ve Motor Fonksiyonlarda Bozukluk Riski
Kısa dönemli, plasebo kontrollü çalışmalarda hastalardaki oranının aripiprazol kullananlarda %11, plasebo grubunda ise %8 olduğu bildirilmiştir; aripiprazol kullanan hastalardaki sebebiyle ilacı bırakma oranı ise %0.1 (1/926) düzeyindedir. Plasebo ile kıyaslandığında bilinç bulanıklığındaki görece artış her ne kadar orta düzeyde olsa da; hastaların yargılama, düşünce ve motor yeblenndeki bozulma riski, diğer gibi, aripiprazol kullanımı için de söz konusudur.
Vücut Sıcaklığının Ayarlanması
Kesin kanıtlanmamış olmakla birlikte, antipsikotik ilaçların insanlarda vücut sıcaklığı artışlarını dengeleme bozukluğu yapabildiği bildirilmiştir Yorucu antrenman, aşırı sıcak ortamda bulunma, antikolinerjik ilaç kullanımı veya sıvı kaybı gibi vücut sıcaklığının artışına katkı yapabilecek etmenlerin söz konusu olduğu hastalarda aripiprazol reçete ederken uygun öneriler hatırlatılmalıdır.

Antipsikotik ilaç kullanımına bağlı yemek borusunda dismotilite oluşabildiği ve hastalarda aspirasyon gelişebildiği bildirilmiştir. Aspirasyon pnömonisi yaşlılarda ve de özellikle ileri evredeki Alzheimer tipi demanslı hastalarda sık rastlanan bir morbidite ve mortalite nedenidir. Aripiprazol ve diğer antipsikotik ilaçlar, aspirasyon pnömonisi açısından riskli olan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır.

İntihar girişimi riski psikotik hastalıkların doğasında olan bir durumdur ve yüksek riskli olan hastalar yakın denetim altında tutulmalıdır. İyi hasta bakımı kuralları ile uyumlu bir şekilde ve doz aşımı riskini azaltmak amacıyla; Abizol Tablet reçeteleri, tablet içeriği en az olacak şekilde hazırlanmalıdır.

ve Diabetes Mellitus

Aripiprazol ile tedavi edilen hastalarda çok seyrek hiperglisemi rapor edilmiştir.

Atipik antipsikotikler ile tedavi edilen hastalarda hiperglisemi ve diyabet bildirilmiş, bazı vakalarda hipergliseminin aşırı derecede olduğu ve ketoasidoz, hiperosmolar koma veya ölüm ile ilişkili olduğu rapor edilmiştir.

Şizofreni hastalarında arka plandaki diabetes mellitus riskinin yüksek olması ve genel popülasyondaki diabetes mellitus insidansının artmakta olması, atipik antipsikotik kullanımı ve glukoz anomalileri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesini güçleştirmektedir. Bundan dolayı atipik antipsikotik kullanımı ve hiperglisemi bağlantılı yan etkiler arasındaki ilişki tamamen anlaşılmamıştır.

Ancak epidemiyolojik çalışmalarda ki bunlarda aripiprazol dahil değildir, çalışmaya dahil edilen atipik antipsikotikler ile tedavi edilen hastalarda tedavide ortaya çıkan hiperglisemi bağlantılı yan etki riskinin arttığı gösterilmektedir. Bu çalışmaların yapıldığı sırada aripiprazol henüz kullanıma sunulmadığı için, aripiprazol’ün bu artan risk ile ilişkili olup olmadığı bilinmemektedir.

Atipik antipsikotiklerle tedavi edilen hastalarda hiperglisemi bağlantılı yan etki riski kesin olarak tahmin edilememektedir.

Diabetes mellitus teşhisi konmuş ve atipik antipsikotiklere başlamış olan hastalar glukoz kontrolünün kötüleşmesi ihtimaline karşı düzenli olarak izlenmelidir. Diabetes mellitus risk faktörleri olan (örn. obezite, ailede diyabet hikayesi) ve atipik antipsikotik tedavisine başlayan hastalara tedavinin başlangıcında ve periyodik olarak tedavi süresince açlık kan şekeri testi yapılmalıdır. Atipik antipsikotiklerle tedavi edilen her hasta, aşırı susuzluk hissi, poliüri, polifaji ve zayıflk dahil hiperglisemi semptomları bakımından gözlenmelidir. Atipik antipsikotik tedavisi sırasında hiperglisemi semptomları geliştiren hastalara açlık kan şekeri testi uygulanmalıdır. Bazı vakalarda, atipik antipsikotik kesilince hiperglisemi ortadan kaybolmuştur; ancak, bazı hastalarda şüphelenilen ilacın kesilmesine rağmen anti-diyabetik tedaviye devam edilmesi gerekmiştir.

Çocuklarda kullanım

Aripiprazol’ün 13 yaşın altındaki hastalarda güvenilirliği ve etkinliği kanıtlanmamıştır.

Yaşlılarda kullanım

Yaşın, 15 mg’lık tek bir aripiprazol dozunun farmakokinetiği üzerine bir etkisi olmamıştır.

Diğer merkezi sinir sistemi ilaçları için de olduğu gibi, bazı yaşlı bireylerin bu ilaca daha duyarlı olmayacağı söylenemez.

Gebelik ve laktasyonda kullanım

Gebelikte kullanım kategorisi C’dir. Gebe kadınlarda kontrollü çalışma yapılmamıştır. Bu kategorideki ilaçlar eğer hekim ilacın gebe kadına sağlayacağı yararın fetüs üzerindeki potansiyel riskini haklı göstereceğine inanıyorsa kullanılabilir.

Yapılan deneysel çalışmalarda süte geçtiği anlaşılmıştır. Aripiprazol’ün veya metabolitlerinin insanda süte geçip geçmediği bilinmemektedir. Aripiprazol alan kadınların bebeklerini emzirmeleri önerilmez.

Araç ve makine kullanımı üzerine etkileri

Hastalar, kendilerinde aripiprazol kullanımına bağlı olumsuz etki oluşmadığından kesin emin olmadıkları sürece, otomobil kullanmak da dahil olmak üzere tüm dikkat gerektiren etkinliklerden uzak durmaları konusunda uyarılmalıdırlar (bkz. Bilişsel ve Motor Fonksiyonlarda Bozukluk Riski).

10 g’dan az mannitol içermesi sebebiyle, mannitolden kaynaklanan herhangi bir olumsuz etki beklenmez.

YAN ETKİLER / ADVERS ETKİLER

Şizofren hastalarda yapılan kısa dönemli ve plasebo kontrollü çalışmalarda gözlenen advers bulgular

Aşağıdaki bulgular, 4 ya da 6 hafta boyunca, 2 ile 30 mg/gün arasındaki aripiprazol dozları kullanılarak yapılmış beş farklı çalışmada saptanmıştır.

Oluşan advers olay nedeniyle tedaviyi bırakan hastalar

Advers olay nedeniyle tedaviyi tamamlayamayan hastaların sıklığı açısından her iki grup arasında genel olarak bir fark olmadığı gibi [aripiprazol (%7), plasebo (%9)], tedavinin bırakılmasına sebep olan advers olaylar da birbirine benzer tipte olmuştur.

Bipolar manili hastalarda yapılan kısa dönemli ve plasebo kontrollü çalışmalarda gözlenen advers bulgular

Aşağıdaki bulgular, 3 hafta boyunca 15 ya da 30 mg/gün aripiprazol dozu kullanılarak yapılmış plasebo kontrollü bir çalışmada saptanmıştır.

Oluşan advers olay nedeniyle tedaviyi bırakan hastalar

Advers olay nedeniyle tedaviyi tamamlayamayan hastaların sıklığı açısından her iki grup arasında genel olarak bir fark olmadığı gibi [aripiprazol (%11), plasebo (%9)], tedavinin bırakılmasına sebep olan advers olaylar da birbirine benzer tipte olmuştur.

Bipolar manili hastalarda yapılan kısa dönemli ve plasebo kontrollü çalışmalarda sık rastlanan advers bulgular

Kaza sonucu yaralanma: %6

Konstipasyon: %13

Akatizi: %15

Plasebo grubuna kıyasla aripiprazol kullananlarda daha sık rastlanan ve sıklığı %2’yi aşan advers olaylar şunlardır:

Tüm Vücut: Baş ağrısı, asteni, periferal ödem, kaza sonucu yaralanma;

Gastrointestinal hastalıkları: Bulantı, kusma, kabızlık, dispepsi;

Vasküler hastalıkları: Hipertansiyon;

Kas-iskelet bozukluklar, bağ doku ve kemik hastalıkları: Miyalji;

Sinir sistemi hastalıkları: , , baş dönmesi, uykuya eğilim, akatizi, , ajitasyon, anksiyete, ekstrapiramidal sendrom, tükürük salgısında artış;

Solunum, göğüs bozuklukları ve mediastinal hastalıkları: Rinit öksürük, farenjit;

Göz hastalıkları: Bulanık görme.

Advers olayların aripiprazol’ün dozu ile olan ilişkisi

Advers olaylar arasında doz-yanıt ilişkisi bulunan, yani görülme sıklığının en yüksek değerine ilacın 30 mg/gün dozunda ulaşan tek yan etki uykuya eğilim olmuştur (plasebo, %7.7; 15 mg, %8.7; 20 mg, %7.5; 30 mg, %15.3).

Ekstrapiramidal Semptomlar (= EPS)

Çalışmalarda aripiprazol ve plasebo gruplarında rastlanan EPS sıklığının birbirine eşit olduğu (%6) saptanmıştır.

Laboratuvar Testlerindeki Değişimler

Biyokimyasal, hematolojik ve idrar analizi gibi parametreler ile değerlendirilen hastalardan elde edilen ölçümler her iki grup arasında tıbbi açıdan önemli farklılık bulunmadığını ortaya çıkarmıştır. Benzer şekilde, aripiprazol ya da plasebo grubundaki tedaviyi bırakan hastaların laboratuvar parametreleri arasında da herhangi bir farklılık yoktur.

Vücut Ağırlığında Artış

Çalışmalara katılan hastaların vücut ağırlığındaki ortalama değişim değerleri arasında küçük farklılıklar saptanmıştır (aripiprazol, +0.7 kg; plasebo, -0.05 kg). Ayrıca, vücut ağırlığında %7 ve üzeri bir artışın kriter alındığı değerlendirmede de (aripiprazol, %8; plasebo, %3) farklılık söz konusudur.

Elektrokardiyogram (EKG) Değişiklikleri

EKG parametrelerinde potansiyel öneme sahip değişikliğin oluştuğu hastaların oranı açısından iki grup arasında farklılık bulunmamakla birlikte; 10 ile 30 mg/gün arasındaki aripiprazol dozlarının, QT aralığını hafifçe kısaltma eğiliminde olduğu saptanmıştır. Kalp atım hızında oluşan artışın aripiprazol kullananlardaki ortalaması 4 vuru/dk’dır; plasebo grubundaki artışın ortalaması ise 1 vuru/dk’dır.

Pazarlama öncesi dönemde gözlenen diğer advers olaylar

Aşağıdaki listede bulunanlar, >2 mg/gün dozunda aripiprazol kullanan, veritabanında kayıtlı 5592 hastanın bildirdiği tedavi kaynaklı diğer advers olaylardır Bu advers olaylar aripiprazol kullanımı sırasında meydana gelmiş olsalar bile, oluşumlarından yalnızca ilacın sorumlu tutulamayacağı da vurgulanmıştır.

Olaylar ilgili vücut sistemlerine göre sınıflandırılmışlardır; ayrıca, görülme sıklığı açısından da aşağıda tanımları bulunan terimlerin eşliğinde ve azalan sıklıkta sıralanmışlardır:

100 hastanın en az l’inde rastlanan olaylar yaygın; görülme sıklığı 1/100 ile 1/1000 arasında olanlar seyrek; görülme sıklığı 1/1000’den daha az olanlar ise çok seyrek olarak belirtilmiştir.

Tüm vücut

Yaygın: grip benzeri sendrom, , , boyun sertliği;

Seyrek: pelvik ağrı, intihar girişimi, yüzde ödem, bitkinlik, ışığa duyarlılık, kol sertliği, çene ağrısı, titreme, şişkinlik, çene sertliği, karın şişliği, göğüs kafesi katılığı, tat duyusunda değişim;

Çok seyrek: boğaz ağrısı, sırt bölgesi gerginliği, kafada ağırlık hissi, pamukçuk, boğaz katılığı, bacak sertliği, Mendelson sendromu, sıcak çarpması.

Kan ve lenf sistemi hastalıkları

Yaygın: , anemi;

Seyrek: hipokrom anemi, lökopeni, lökositoz, lenfadenopati, trombositopeni;

Çok seyrek: eozinofili, makrositer anemi.

Endokrin sistem hastalıkları

Seyrek: hipotiroidizm;

Çok seyrek: guatr, hipertiroidizm.

Metabolik ve beslenme hastalıkları

Yaygın: , ;

Seyrek: dehidrasyon, ödem, hiperkolesterolemi, hiperglisemi, hipokalemi, diabetes mellitus, SGPT (serum glutamik pirüvik transaminaz) artışı, hiperlipidemi, hipoglisemi, susuzluk hissi, BUN (kan üre azotu) artışı, hiponatremi, SGOT (serum glutamik okzaloasetik transaminaz) artışı, alkalin fosfataz artışı, demir eksikliği anemisi, bilirubinemi, kreatinin ve laktik dehidrogenaz artışı, şişmanlık;

Çok seyrek: hiperkalemi, gut, hipernatremi, siyanoz, hipoglisemik reaksiyon, hiperürisemi.

Sinir sistemi hastalıkları

Yaygın: depresyon, , tükürük salgısında artış, , intihar düşüncesi, , yürüyüş değişikliği, düşünce karmaşası, dişli çark belirtisi;

Seyrek: distoni, seğirme, odaklanma bozukluğu, parestezi, vazodilatasyon, hipestezi, kol ve bacakta tremor, iktidarsızlık, bradikinezi, libido artışı veya azalması, panik atak, apati, diskinezi, uyku ihtiyacında artış, vertigo, konuşma aksaklığı, tardif diskinezi, ataksi, hafıza bozukluğu, stupor, amnezi, serebrovasküler olay, hiperaktivite, depersonalizasyon, hipokinezi, huzursuz bacak sendromu, miyoklonus, disfori, nöropati, refleks artışı, düşünme hızında yavaşlama, hiperkinezi, hiperestezi, hipotoni, okülojirik kriz;

Çok seyrek: deliryum, öfori, yarık-dudak sendromu, akinezi, duygulanım küntlüğü, dikkat eksikliği, koordinasyon bozukluğu, serebral iskemi, refleks azalması, obsesif düşünce, intrakraniyal kanama.

Göz hastalıkları

Yaygın: ;

Seyrek: göz kuruluğu, göz ağrısı, katarakt, blefarit;

Çok seyrek: göz salgısı artışı, göz kırpma ihtiyacı artışı, ambliyopi, göz kanaması, fotofobi.

Kulak ve iç kulak hastalıkları

Yaygın: kulak ağrısı;

Seyrek: kulak çınlaması, orta kulak iltihabı;

Çok seyrek: dış kulak iltihabı, sağırlık.

Kardiyak hastalıkları

Yaygın: taşikardi, bradikardi;

Seyrek: çarpıntı, miyokard infarktüsü, QT aralığında uzama, kardiyak arrest, atriyal fibrilasyon, kalp yetmezliği, AV blok, miyokard iskemisi, angina pectoris, ekstrasistol;

Çok seyrek: kardiyomegali, atriyal flutter.

Vasküler hastalıkları

Yaygın: hipertansiyon, hipotansiyon;

Seyrek: hemoraji, flebit, derin ven trombozu;

Çok seyrek: vazovagal reaksiyon, tromboflebit.

Solunum, göğüs bozuklukları ve mediastinal hastalıkları

Yaygın: dispne, pnömoni;

Seyrek: astım, burun kanaması, hıçkırık, larenjit;

Çok seyrek: hemoptizi, aspirasyon pnömonisi, balgam artışı, burun kuruluğu, akciğer ödemi, akciğer embolisi, hipoksi, solunum yetmezliği, apne.

Gastrointestinal hastalıkları

Yaygın: anoreksi, bulantı, kusma;

Seyrek: iştah artışı, gastroenterit, yutma güçlüğü, flatulens, gastrit, diş çürükleri, jinjivit, hemoroit, gastroözofajiyal reflü, gastrointestinal kanama, periodontal apse, dilde ödem, dışkı kaçırma, kolit, rektal kanama, stomatit, ağızda ülser, kolesistit, fekal tıkaç, ağızda pamukçuk, kolelitiyazis, geğirme, bağırsak tıkanması, peptik ülser;

Çok seyrek: özofajit, dişeti kanaması, glosit, hematemez, melena, duodenum ülseri, dudak iltihabı, hepatit, hepatomegali, pankreatit, bağırsak perforasyonu.

Deri ve deri altı doku hastalıkları

Yaygın: deri kuruluğu, kaşıntı, terleme, deri ülseri;

Seyrek: akne, vezikülo-büllöz kızarıklık, egzama, saç dökülmesi, psöriyazis, sebore;

Çok seyrek: makülopapüler kızarıklık, eksfolyatif dermatit, ürtiker.

Kas-iskelet bozukluklar, bağ doku ve kemik hastalıkları

Yaygın: ;

Seyrek: artralji, kemik ağrısı, miyasteni, artrit, artroz, kas güçsüzlüğü, spazm, bursit;

Çok seyrek: rabdomiyoliz, tendon iltihabı, tenosinovit, romatoid artrit, miyopati.

Böbrek ve idrar hastalıkları

Yaygın: idrar kaçırma;

Seyrek: sistit, sık idrara çıkma, idrar retansiyonu, hematüri, dizüri böbrek yetmezliği, albuminüri, böbrek taşı, noktüri, poliüri, idrar tutamama;

Çok seyrek: idrar çıkışı sırasında oluşan yanma, glukozüri, ürolitiyazis.

Üreme sistemi ve meme bozuklukları

Seyrek: lökore, amenore, ejakülasyon bozukluğu, vajinal kanama, vajinal mantar enfeksiyonu, uterus kanaması, menoraji;

Çok seyrek: meme ağrısı, servisit, kadınlarda laktasyon, anorgazmi, jinekomasti, priapizm.

BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ.
İLAÇ ETKİLEŞMELERİ VE DİĞER ETKİLEŞMELER

Aripiprazol’ün santral sinir sistemi (SSS) üzerindeki mevcut etkileri nedeniyle diğer merkezi etkili ilaçlar ve alkol ile birlikte alımı sırasında dikkatli olunmalıdır. Sahip olduğu alfa1-adrenerjik reseptör antagonizma nedeniyle bazı antihipertansif ilaçların etkinliğini arttırabilir.

Diğer ilaçların aripiprazol üzerindeki etkileri

Aripiprazol’ü metabolize etmeyen enzimler şunlardır: CYPIAI. CYP1A2, , , CYP2C8, CYP2C9, , . Aripiprazol doğrudan glukuronidasyon işlemine de uğramaz. Bu durumda aripiprazol’ün anılan enzimlerin inhibitör ve indükleyicileri ile sigara gibi diğer etmenlerden etkilenmediği belirtilebilir.

Aripiprazol’ün metabolize edilmesinden sorumlu olan enzimler CYP3A4 ile CYP2D6’dır. CYP3A4’ü indükleyen (örn. ) ilaçlar, aripiprazol’ün klerensini arttırarak kandaki düzeyini azaltabilirler CYP3A4 (örn. ) veya CYP2D6’yı (örn. kinidin, fluoksetin, paroksetin) inhibe eden ilaçlar ise aripiprazol’ün eliminasyonunu inhibe ederek kan düzeyini arttırabilirler.

Ketokonazol: 14 gün süreyle ve 200 mg/gün dozunda ketokonazol ile birlikte tek doz 15 mg aripiprazol kullanıIdığında aripiprazol ve metabolitinin EAA değerlerinde sırasıyla %63 ve %77’lik artışlar saptanmıştır. Ketokonazol ile birlikte kullanıldığında aripiprazol dozunun yarı yarıya azaltılması gerekir. Diğer güçlü CYP3A4 inhibitörleri (itrakonazol) için de aynı şekilde ayarlama yapılmalıdır; zayıf inhibitör olanlar (eritromisin, ) ile çalışma yapılmamıştır. CYP3A4 inhibitörü ilacın kullanımı sonlandığında aripiprazol’ün normal dozuna çıkılmalıdır.

Kinidin: 13 gün süreyle ve 166 mg/gün dozunda kinidin ile birlikte tek doz 10 mg aripiprazol kullanıldığında aripiprazol’ün EAA değeri %112 oranında artmıştır; ancak, metaboliti olan dehidro-aripiprazol’ün EAA değerinde %35’lik düşüş meydana gelmiştir. Kinidin ile birlikte kullanıldığında aripiprazol dozunun yarı yarıya azaltılması gerekir. Kinidin gibi CYP2D6 inhibitörü olan fluoksetin veya paroksetin ile birlikte kullanım durumunda da aripiprazol dozu aynı şekilde azaltılmalıdır

Karbamazepin: Güçlü bir CYP3A4 indükleyici ilaç olan karbamazepin (günde iki defa 200 mg/gün) ile 30 mg/gün aripiprazol birlikte kullanıldığında, aripiprazol ile aktif metaboliti olan dehidro-aripiprazol’ün EAA ve Cmaks değerlerinde yaklaşık %70’lik düşüş oluşmaktadır. Aripiprazol kullanan hastaların tedavisine karbamazepin eklendiğinde, aripiprazol dozu iki katına çıkarılmalıdır. Klinik değerlendirme sonrası dozu daha da arttırmak gerekebilmektedir. Karbamazepin kullanımı sonlandığında aripiprazol’ün normal dozuna inilmelidir.

, valproat ve farmakokinetiğinde klinik öneme sahip etkileri görülmemiştir.

Aripiprazol’ün diğer ilaçlar üzerine etkileri

Aripiprazol’ün, sitokrom P450 enzimleri tarafından metabolize edilen ilaçlar ile klinik öneme sahip etkileşim gösterme ihtimali söz konusu değildir. In vivo çalışmalarda 10-30 mg/gün dozunda aripiprazol kullanımı ile CYP2D6 (dekstrometorfan), CYP2C9 (varfarin), CYP2C19 (omeprazol, varfarin) ve CYP3A4 (dekstrometorfan) gibi enzimlerde (ve bu enzimler tarafından metabolize edilen ilaçlarda) etkilenme olmadığı gösterilmiştir. Ayrıca, CYP1A2 aracılıklı metabolizmanın da aripiprazol ve dehidro-aripiprazol’den etkilenmediği in vitro olarak gösterilmiştir.

Alkol: Sağlıklı gönüllülerde etanol ile birlikte aripiprazol veya plasebo verilerek yapılan kıyaslamalı bir çalışmada iki grubun kaba motor yetenek ve uyaran yanıtları arasında farklılık bulunmadığı saptanmıştır. Aripiprazol hastalarını da, psikoaktif ilaç tedavilerinin çoğunda olduğu gibi, alkolden sakınmaları konusunda uyarmak gerekir. Yüksek yağlı besinlerle alımı plazma doruk düzeylerine ulaşmasını geciktirir.

Sarı kantaron (St. John’s Wort), aripiprazol düzeyini düşürebilir.
KULLANIM ŞEKLİ VE DOZU

Abizol Tablet, ağız yolu ile yeterli miktarda (örneğin bir bardak) su ile alınır.

Yetişkinlerde

Şizofreni

Abizol Tablet’in önerilen başlangıç dozu öğünlerin zamanı dikkate alınmaksızın günde tek doz verilen 10 veya 15 mg/gün’dür. Abizol Tablet’in idame dozu günde 15 mg’dır. Sistematik değerlendirmelerde Abizol Tablet’in 10 ile 30 mg/gün doz aralığında etkin olduğu gösterilmiştir. Günlük maksimum doz 30 mg’ı aşmamalıdır.

Bipolar mani

Abizol Tablet, öğünlerin zamanı dikkate alınmaksızın günde tek doz olarak verilmelidir, başlangıç dozu genellikle günde 15 veya 30 mg’dır. Eğer gerekliyse, doz ayarlaması 24 saatten daha kısa sürede yapılmamalıdır. Antimanik etkinliği (3-12 hafta) 15-30 mg/gün doz aralığı için klinik çalışmalarla ispatlanmıştır. 30 mg’dan yüksek dozların güvenilirliği, klinik araştırmalarda henüz kanıtlanmamıştır.

Bipolar I Bozuklukta yeni mani epizodlarının önlenmesi

Aripiprazol kullanan hastalarda manik epizodların tekrarlanmasını engellemek için, tedaviye aynı dozla devam edilmelidir. Doz azaltılmasını da içeren günlük doz ayarlamalarında, klinik durum göz önünde bulundurulmalıdır.

Majör depresif epizodlarda

Abizol Tablet’in antidepresanlara ilave tedavi olarak önerilen başlangıç dozu öğünlerin zamanı dikkate alınmaksızın günde tek doz olarak 5 mg/gün’dür. Abizol Tablet antidepresanlarla kombine olarak uygulandığında 5 ila 15 mg/gün dozlarında etkilidir. Günlük doz ayarlaması en az 1 haftalık aralıklarla kademelendirilerek yapılmalıdır. Maksimum günlük doz 15 mg’ı aşmamalıdır. Tolerabilite nedeni ile gerektiğinde dozun 2 mg’a azaltımı göz önüne alınabilir.

Aripiprazol ilavesi ile devam eden tedavisinde hastanın düzenli olarak izlenmesi gerekmektedir.

Çocuklarda

Ergenlerde (13-17 yaş) şizofreni

Önerilen doz öğünlerin zamanı dikkate alınmaksızın günde tek doz olarak 10 mg/gün’dür. Tedavi ilk 2 gün, 2 mg doz ile başlatılmalı ve sonraki 2 gün 5mg’a titre edilerek önerilen günlük doz 10 mg’a ulaşılmalıdır. Uygun olduğunda, birbirini takip eden doz artışları, günlük maksimum doz 30 mg’ı geçmeyecek şekilde, 5 mg’lık dozlarla uygulanmalıdır.

Abizol Tablet 10-30 mg/gün doz aralığında etkilidir. Günlük 10 mg’ı aşan dozlardaki etkinliği, ergenlerde çalışılmamıştır ancak bazı hastalar yüksek dozdan fayda görebilirler.

Özel popülasyonlar

Böbrek yetmezliği

Böbrek yetmezliği olan hastalarda doz ayarlamasına gerek yoktur.

Karaciğer yetmezliği

Haff-orta şiddette karaciğer bozukluğu olan hastalar için doz ayarlaması önerilmemektedir. Şiddetli karaciğer bozukluğu olan hastalarda mevcut veriler, tavsiyede bulunmak için yetersizdir. Bu hastalarda, dozlama dikkatli bir şekilde düzenlenmelidir. Buna ek olarak, 30 mg’lık maksimum günlük doz, şiddetli karaciğer bozukluğu olan hastalarda dikkatlice kullanılmalıdır.

Pediyatrik popülasyon

Aripiprazol’ün 13 yaşın altındaki çocuklarda güvenilirliği ve etkinliği belirlenmemiştir.

Geriyatrik popülasyon

65 yaş ve üzerindeki hastalarda aripiprazol’ün şizofreni, veya majör depresif epizodların tedavisindeki etkinliği belirlenmemiştir. Bu popülasyonun yüksek hassasiyetinden dolayı, klinik faktörler uygun olduğu zaman daha düşük başlangıç dozu düşünülmelidir.
Cinsiyet
Kadın – Erkek hastalarda farklı doz ayarlamasına gerek yoktur.
Sigara
Sigara içen hastalarda doz ayarlamasına gerek yoktur.
CYP2D6 veya CYP3A4 aracılığı ile metabolize edilen ilaçları kullanan hastalarda kullanımı
(bkz. İLAÇ ETKİLEŞMELERİ ve DİĞER ETKİLEŞMELER)
Güçlü CYP3A4 veya CYP2D6 inhibitörer ile eşzamanlı olarak aripiprazol alan hastalarda dozun ayarlanması
Bu durumda aripiprazol dozu alışılmış dozun yarısına indirilmelidir. CYP3A4 ve CYP2D6 inhibitörleri ile kombine tedaviye son verildiğinde, aripiprazol dozu tekrar eski seviyesine yükseltilmelidir.
Güçlü CYP3A4 indükleyicileri kullanan hastalarda dozun ayarlanması
Bu durumda aripiprazol dozu iki katına çıkarılmalıdır. Aripiprazol’ün ilave doz arttırımları ise klinik değerlendirme doğrultusunda yapılmalıdır. CYP3A4 indükleyicisi kombinasyon tedavisinden çıkarıldığında aripiprazol dozu azaltılmalıdır.
CYP3A4 ve CYP2D6 enzimlerini inhibe eden çok sayıda ilaçla eş zamanlı olarak tedavi gören hastalarda günlük dozun azaltılması göz önünde bulundurulmalıdır.

DOZ AŞIMI
Doz aşımının tedavisi hakkında spesifik bilgi mevcut değildir. Hastada elektrokardiyografk değerlendirme yapılmalı ve QT aralığında uzama tespit edilmesi halinde kalp monitörizasyonu başlatılmalıdır. Böyle bir kardiyak bulgusu olmayan hastalara destekleyici tedavi, solunum yolunun açık tutulması, oksijen ile ventilasyon ve diğer semptoma yönelik girişimler sağlanmalıdır. Hastalar iyileşinceye dek yakın tıbbi denetim ve gözlemleri sürdürülmelidir.

Aktif kömür: Doz aşımı olgularında aktif kömür, eğer erkenden uygulanabilirse, aripiprazol’ün emilimini kısmen önleyebilmektedir 50 g aktif kömür, 15 mg tek doz anpiprazol’den 1 saat sonra uygulandığında, aripiprazol’ün EAA ve Cmaks değerlerini ortalama %50 azaltmıştır.
Hemodiyaliz: Aripiprazol doz aşımı olgularında hemodiyaliz uygulamanın etkinliği hakkında henüz bilgi olmasa da aripiprazol’ün plazma proteinlerine yüksek oranda bağlanıyor olması bu girişimden pek fayda sağlanamayacağını düşündürmektedir.
SAKLAMA KOŞULLARI
25°C’nin altındaki oda sıcaklığında ve ışıktan koruyarak saklayınız. Çocukların göremeyeceği, erişemeyeceği yerlerde ve ambalajında saklayınız.

TİCARİ TAKDİM ŞEKLİ VE AMBALAJ İÇERİĞİ

Abizol 5 mg Tablet; 28 tabletlik blister ambalajlarda.
PİYASADA MEVCUT DİĞER FARMASÖTİK DOZAJ ŞEKİLLERİ
Abizol 10 mg Tablet; 28 tabletlik blister ambalajlarda.
Abizol 15 mg Tablet; 28 tabletlik blister ambalajlarda.
Abizol 20 mg Tablet; 28 tabletlik blister ambalajlarda.
Abizol 30 mg Tablet; 28 tabletlik blister ambalajlarda.
RUHSAT SAHİBİ İSİM VE ADRESİ
NOBEL İLAÇ SAN. ve TİC. A.Ş. İnkılap Mah. Akçakoca Sok. No:10 Ümraniye 34768 İSTANBUL
RUHSAT TARİHİ VE NUMARASI
15.02.2010 – 223/60
ÜRETİCİ
NOBELFARMA İLAÇ SAN. ve TİC. A.Ş. Sancaklar 81100 DÜZCE Prospektüs onay tarihi: 04.06.2010 Doktora danışmadan kullanmayınız. Reçete ile satılır.

Bir önceki yazımız olan SEREX 25-100-200-300 mg Film Tablet başlıklı makalemizde Antidepresan, Bipolar bozukluk ve depresif ataklar hakkında bilgiler verilmektedir.