Psikofarma »

Eylül 26, 2016 – 11:07 pm | 18.153 Kez Görüntülendi

Epilepsi Nedir? Epilepsi İlaçları Nelerdir?

Epilepsi nedir?

Epilepsi normal nörolojik işlevleri bozan tekrarlayıcı nöbetlerin …

Read the full story »
Antidepresan İlaçlar

Antidepresan İlaçlar »»» Depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlardır. kimyasal yapılarına ya da etki düzeneklerine göre sınıflandırılırlar.

Antimanik İlaçlar

Antimanik İlaçlar »»» Zihin Dengeleyiciler Depakene Depakote sprinkles Lamictal (lamatrogine) Lithium (lithium carbonate) Eskalith Lithobid

Antipsikotik İlaçlar

Antipsikotik İlaçlar»»» Şizofrenideki düşünce bozukluğu, hallüsinasyonlar ve delüzyonlar gibi gürültülü psikoz belirtilerini giderir ve nüksü önlerler

Anksiyolitik İlaçlar

Anksiyolitik Sedatif Hipnotik ilaçlar »»» anksiyete tedavisinde kullanılan ilaçlardır. Diğer bir deyişle kaygı ve korku gidericiler olarak da adlandırılırlar

Antiepileptik İlaçlar

Antiepileptik ilaçlar »»» Epilepsinin yanı sıra epileptik olmayan nöbetlerin tedavisinde de kullanılılan ilaçlar Fenitoin Karbamazepin Barbitüratlar

Home » antidepresan, antidepresanlar, Antiepileptik İlaçlar, ilaç, ilaçlar

EPİTOİN 250mg/5ml

Submitted by on Temmuz 18, 2009 – 10:51 am | 5.291 Kez Görüntülendi

Enjeksiyonluk

FORMÜLÜ:
Beher 5 ml’lik ampul; etkin madde olarak 250 mg , koruyucu madde olarak 2.073g Propilen glikol ve yardımcı maddeler olarak da 2mg
sodyum hidroksit, 0.521 mi alkol (%96) ve yeterli miktarda enjeksiyonluk su içerir.

FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER
Farmakodinamik özellikler
antikonvülsan etkiye sahip hidantoin türevi bir antiepileptiktir. , kinidin ya da prokainamide benzer antiaritmik özellikler de gösterir. Primer etki bölgesi konvülsiyon aktivitesinin yayılmasının inhibe edildiği motor kortekstir. , nöronlardan sodyum çıkışını artırarak, aşın uyarılma ya da ve membran sodyum gradientini azaltabilecek çevresel değişikliklerin neden olduğu hipereksitabiliteye karşı eşiği stabilize eder. Buna sinapslarda post-tetanik potansiyalizasyonun azalması da dahildir. Post-tetanik potansiyalizasyonun kaybı korteksteki konvülsiyon odaklannın komşu korteks alanlarını etkilemesini engeller. , () konvülsiyonlann tonik safhasından sorumlu beyin sapındakl merkezlerin makslmal akrJvlteslnl azaltır.
Farmakokinetlk özellikleri
Absorbsiyonu:
Fenitoin gastrointestinal sistemden tamamen absorbe olur. İM yolla uygulandığında, absorbsiyon düzensiz olabilir; bu durum, ilacın pH dakl değişim sebebiyle enjeksiyon bölgesinde krlstalize olmasından kaynaklanabilir. Fenitoinin farmakoklnetik özellikleri, belirgin olarak suda çözüneblliriiğinin sınırlı oluşundan ve doza bağımlı eliminasyonundan etkilenir. Terapötik plazma konsantrasyonu genellikle 7,5 – 20 mcg/ml dır ve kullanılan miktar tayini metoduna bağlıdır.
Bazı hastalarda, plazma konsantrasyonları bu aralıkta tutulduğu zaman konvülsiyon kontrolü sağlanamaz, dolayısıyla klinik cevaplar plazma konsatrasyonundan daha anlamlıdır.
Genel olarak, yetişkinlerde 300 mg günlük oral dozla terapötik plazma konsantrasyonları tedaviden yaklaşık 1 hafta sonra elde edilir.
50mg/dakikayı geçmeyecek 1-1.5g Tık fenitoin sodyum IV uygulamasından sonra terapötik plazma konsantrasyonlarına 1 -2 saat içerisinde ulaşılabilir
Dağılım:
Fenitoin emildikten sonra vücutta serbestçe dağılır ve hızla maksimum dağılım hacmine erişir. Serumda fenitoin proteinlere hızla ve geri dönüşlü olarak bağlanır. Böbrek fonksiyonları normal olan hastalarda fenitoin yaklaşık %95 oranında proteinlere bağlanır. Bu oran yenidoğanlarda, hipoalbümlnemili hastalarda ve üremili hastalarda daha düşüktür. Renal ve/veya hepatik hastalığı olan hastalardakl plazma in vitro çalışmalan fenltoinin oldukça az proteinlere bağlandığını göstermiştir. Alışılmış miktar tayini metotları toplam fenitoin konsantrasyonunu ölçtüğü İçin, bu ölçümler protein bağlama özellikleri normalden farklı olan hastalarda {ör.renal ve/veya hepatik hastalığı olanlar) yanıltıcı olabilir ve normalden düşük fenitoin konsantrasyonlarında fenitoin zehirlenmesi meydana gelebilir.
Intravenöz uygulamadan sonra fenitoin hızla dokulara yayılır. Serbest fenitoin bütün trans-selülersıvılaradağılır. BOS, safra, tükrük, meni, gastrointestinal sıvı ve anne sütündeki fenitoin konsantrasyonu kandaki serbest fenitoin düzeyiyle aynıdır.
Fenitoinin eşit dozlarını takiben toplam plazma fenitoin konsantrasyonu kroniküremik hastalarda üremikolmayan hastalara göre daha düşüktür Metabolizma:
Fenitoin karaciğerde oksidasyonla inaktif metabolitine (5-(p-hidroksifenil)-5 fenilhidantoin (HPPH)) metabolize olur. Fenitoini metabolize eden enzim sistemi ilacın terapötik aralıktaki konsantrasyonlanyla doygunluğa ulaşır; bu nedenle dozajdaki küçük artışlar plazma fenitoin konsantrasyonlarında esaslı artışlar oluşturabilir kararlı durum plazma konsantrasyonu, dozajdaki %10 veya daha fazla artışlarda muhtemelen ikiye ve üçe katlanabilir ve beklenmeyen toksisiteye neden olabilir. Eliminasyon:
Oral uygulamayı takiben, yarılanma ömrü her hastada faklı olup ve 7 – 42 saat aralığındayken, ortalama plazma fenitoin yarı ömrü 22 saattir. IV uygulamayı takiben insanlardaki fenitoin plazma yarı ömrü 10-15saat aralığındadır.
Başlıca inaktif metaboliti olan HPPH enterohepatik sirkülasyondan geçerve glumerularfiltrasyon ve tübüler sekrasyonla glukuronid şeklinde idrarla atılır. İlacın yaklaşık %60-75 lik günlük dozu bu formda atılır. Diğer mlnormetabolltleraynca İdrarla atılır. Terapötik dozlardafenltolnlnyaklaşık%1’l değişmeden İdrarla atılır; tokslk dozlarda alınan dozun %10 una kadan böbreklerden değişmeden atılır.

ENDİKASYONLARI
Fenitoin, tonik-klonik (grand mal) tipte konvülsiyonlarda, status epileptjkusun kontrol altına alınmasında ve nöroşirurji ve/veya sırasında ya da sonrasında konvülsiyonlann önlenmesi ve tedavisinde endıkedir. Fenitoin ayrıca migren, trigeminal nevralji ve belirli psikozların tedavisinde de kullanılmıştır. Ayrıca kardiyak aritmiler, dijital entoksikasyon ve sonrası olayların tedavisinde de kullanılmıştır.

KONTRENDİKASYONLARI
Fenitoine ya da diğer hidantoinlere ve müstahzann bileşiminde bulunan yardımcı maddelerden herhangi birine aşın duyarlılığı olan hastalarda kontrendikedir. Ventriküler otomatisite üzerindeki etkisi nedeniyle fenitoin sinüs bradikardisi, sino-atriyal bloğu, ikinci ve üçüncü derece A-V bloğu ve Adams-Stokes sendromu olan hastalarda kontrendikedir.

UYARILAR/ÖNLEMLER
Uyarılar
Yetişkinlerde Intravenöz uygulama dakikada 50 mg’ın üstüne çıkmamalıdır. İlaç yenidoğanlarda dakikada 1-3 mg/kg’ı aşmayacak hızla uygulanmalıdır. Atriyal ve ventriküler depresyon ve ventriküler fibrilasyonla birlikte şiddetli kardiyotoksik reaksiyonlar ve ölümler bildirilmiştir. Ağır komplikasyonlar en sık yaşlılarda ya da ciddi hastalık tablosunda olanlarda görülür.
Fenitoin hlpotanslyonlu ve ağır miyokard yetersizliği olan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. genellikle intravenöz yolla uygulandığında ortaya çıkar.
Çoğunlukla kullanılan dozlar ve uygulama yöntemleriyle terapötik aralıkta serum fenitoin düzeyleri kolayca sağlanamayacağından, intramüsküler yol status epileptikus tedavisinde tavsiye edilmez.
Fenitoinin akut hepatotoksisite ve nadir de olsa akut karaciğer yetmezliği yapabileceği bildirilmiştir. Bu olaylar ateş, deri döküntüsü ve lenfadenopati ile karakterize aşırı duyarlılık reaksiyonları ile ilişkilendirilmiş olup, genellikle tedavinin ilk 2 ayı içinde ortaya çıkar. Sık görülen diğer belirtiler sanlık, hepatomegali, serum transaminaz düzeylerinde yükselme, lökositoz ve eozinofılidir. Akut fenitoin hepatotoksisitesinde klinik seyir kısa sürede iyileşmeden ölüme kadar uzanır. Akut hepatotoksisitesi olan hastalarda fenitoin derhal kesilmeli ve bir daha uygulanmamalıdır.
Fenitoin ile benign lenf düğümü hiperplazisi, psödolenfoma, lenfoma ve Hodgkin hastalığı dahil lenfadenopati (lokal ya da yaygın) ile giden hastalıklar ile ilişkisi olduğunu düşündüren bazı vakalar bildirilmiştir. Bir neden ve sonuç ilişkisi saptanmış olmasa da, lenfadenopati meydana gelmesi bu durumun başka lenf düğümü patolojisi tiplerinden ayırt edilmesi gerektiğini gösterir. Lenf düğümü tutulumu Serum hastalığını andıran belirtiler ve semptomlar (öm; ateş, döküntü, karaciğer tutulumu) ile birlikte veya bunlar olmadan ortaya çıkabilir. Bütün lenfadenopati vakalarında uzun bir süre gözlem yaparak takip gerekir ve konvülsiyonlann alternatif antikonvülsan ile kontrol altına alınabilmesi için gereken her şey yapılmalıdır.
Kronik alkol kullanımı serum düzeylerini düşürebilirken, akut alkol kullanımı fenitoinin serum düzeylerini yükseltebilir.
Fenitoin ile porfiride alevlenme arasında bir bağlantı kuran izole vaka raporları göz önünde tutulursa, bu hastalarda fenitoin uygulanırken dikkat edilmelidir. Önlemler Genel
Fenitoinin biyotransformasyonu başlıca karaciğerde olur. Karaciğer işlevi bozulmuş hastalar, yaşlı hastalar ya da ciddi hastalık tablosundakilerde erken toksisite belirtileri ortaya çıkabilir.
Fenitoin verilmiş olan bireylerin küçük bir bölümünün ilacı yavaş metabolize ettiği gösterilmiştir. Yavaş metabolizma enzim etkinliğinin sınırlı oluşuna ve indüksiyon eksikliğine bağlı olabilir ve genetik faktörlerle belirlendiği anlaşılmaktadır.
Deride döküntü meydana gelirse fenitoin kesilmelidir. Döküntü eksfolyatif, purpura ya da büllöz tarzda ya da Lupus eritematöz, Stevens-Johnson sendromu ya da toksik epidermal nekroliz kuşkusu varsa bu ilaca devam edilmemeli ve başka bir tedavi düşünülmelidir (Bkz. Yan Etkiler/Advers Etkiler). Döküntü daha hafif tipteyse (kızamık ya da kızıl gibi) döküntü tümüyle kaybolduktan sonra tedaviye geri dönülebilir. Tedaviye tekrar başladıktan sonra döküntü yeniden ortaya çıkarsa bir daha fenitoin tedavisi uygulanması kontrendikedir.
Literatür raporları fenitoinin, kraniyal radyasyon ve kortikosteroidlerin aşamalı olarak azaltılması şeklinde bir kombine uygulamanın eritema mültiforme ve/veya Stevens-Johnson sendromu ve/veya toksik epidermal nekroliz gelişmesiyle bağlantılı olabileceğini düşündürmektedir.
Yukarıdaki durumların herhangi birinin görüldüğü hastalarda yapısal olarak benzer bileşikler (öm; barbitüratJar, süksinimidler, oksazolidindionlarve başka benzer bileşikler) kullanılıyorsa dikkat edilmelidir.
Makrositoz ve megaloblastik anemi meydana gelmiş olsa da, bu durumlar genellikle folik asit tedavisine yanıt verir. Fenitoin tedavisine folik asit eklenirse konvülsiyon kontrolü azalabilir.
İlacın Insülln salınımı üzerindeki Inhlbltör etkisine bağlı hlpergllseml bildirilmiştir. Ayrıca fenitoin diyabetli hastalarda serum glukoz düzeylerini de artırabilir. Fenitoin hipoglisemi ya da başka metabolik nedenlere bağlı konvülsiyonlarda endike değildir. Gerektiği üzere uygun tanı amaçlı girişimler yapılmalıdır. Fenitoin (petat mal) konvülsiyonlarda etkili değildir. Tonik-klonik (grand mal) ve () tipte konvülsiyon varsa kombine ilaç tedavisi gerekir. Serum fenitoin düzeyleri optimal aralığın üstünde kalırsa delirium, psikoz veya ensefalopati olarak adlandırılan konfüzyon tabloları ya da ender olarak geri dönüşsüz serebellum işlev bozukluğu meydana gelebilir. Bu nedenle, ilk akut toksisite belirtisinde serum ilaç düzeyinin belirlenmesi tavsiye edilir. Serum düzeyleri çok yüksekse fenitoin tedavisinde dozun azaltılması gerekir; semptomlar devam ederse fenitoin tedavisinin kesilmesi tavsiye edilir. Osteomalazi fenitoin tedavisi ile ilişkilidir ve vitamin D nin metabolize edilmesini fenitoinin engellediği düşünülmektedir. Hasta Bilgisi
Hastalar hekimlerine danışmadan başka ilaçlar ya da alkollü içecekler almamaları konusunda uyarılmalıdır. Hastalara deride döküntü meydana gelirse hekimlerine bildirmeleri söylenmelidir. Laboratuvar testleri
Optimal doz ayarlaması yapabilmek için fenitoinin serum düzeylerinin belirlenmesi gerekebilir.

GEBELİKTE VE EMZİRME DÖNEMİNDE KULLANIM
Gebelik kategorisi D
Doğacak bebeklerde konjenital malformasyonlar ve koagülasyon defektieri oluşabileceğinden hamilelik sırasında kullanılmamalıdır. Fenitoin sodyumun hamilelikte kullanımı
ile ilgili bir emniyet bulgusu yoktur. Fenitoin, hamilelik ya da emzirme sırasında sadece tetus veya bebek için muhtemel risklerin anneye olan potansiyel faydalara karşı
dikkatle değerlendirilmesinden sonra kullanılabilir.
Fenitoin ve başka antikonvülsan ilaçlar kullanan kadınların çocuklannda yarık dudak/damak ve kalp marformasyonları gibi konjenital malformasyonların insidansında artış bildirilmesine ek olarak, fetal hidantoin sendromu da bildirilmiştir. Bu sendromda fenitoin, barbrtürat, alkol ya da trimetadion kullanan annelerin çocuklarında prenatal büyüme geriliği, mikrosefalı ve mental gerilik görülür. Ancak, bu özelliklerin tümü birbiriyle İlişkilidir ve sıklıkla başka nedenlere bağlı Intrauterln büyüme gerlllğlyle bağlantılıdır.
Anneleri gebelik boyunca fenitoin kullanmış olan çocuklarda nöroblastom dahil izole malignite vakaları bildirilmiştir.Fenitoinin emilimi ya da metabolizmasının değişmesi
nedeniyle hastaların büyük bir bölümünde gebelik sırasında konvülsiyon sıklığında artış görülür. Epilepsili gebe bir hastanın tedavisinde gereken doz ayarlamasına yol
gösterebilmesi için serum fenitoin düzeylerinin periyodik olarak ölçülmesi özellikle önem taşır. Ancak, muhtemelen doğumdan sonra orijinal doza yeniden dönülmesi
gerekecektir.
ve/veya fenitoin verilen epilepsili annelerin doğurduğu bebeklerde ilk 24 saat içinde yeni doğan tipi pıhtılaşma defektieri bildirilmiştir. Vitamin KYıın bu defekti
önlediği ya da düzelttiği gösterilmiştir ve doğumdan önce anneye ve doğumdan sonra yenidoğana verilmesi tavsiye edilir.
EmzironlerdB Kullanım
Fenitoinin düşük konsantrasyonlarda anne sütüne geçtiği anlaşıldığından bu ilacı kullanan kadınların bebeklerini emzirmesi tavsiye edilmez.
ARAÇ VE MAKİNE KULLANIMI ÜZERİNE ETKİLERİ
Etkisi bilinmemektedir.

YAN ETKİLER/ADVERS ETKİLER
Bu İlacın intravenöz kullanımıyla bağlantılı en önemli toksislte belirtileri kardiyovasküler kollaps ve/veya merkezi sinir sistemi depresyonudur, ilaç Intravenöz yolla hızla
uygulandığında hipotansiyon meydana gelir. Uygulama hızı çok önemlidir, erişkinlerde dakikada 50 mg’ı ve yenldoğanlarda dakikada 1-3 mg/kg’ı geçmemelidir. Bu hızla
toksisite minimum düzeyde olacaktır.
Kardiyovasküler Sistem: Periarteritisnodosa. Atrlyal ve ventriküler aritmiler ve ventriküler fibrilasyon ile ciddi kardiyotoksik reaksiyonlar ve ölümler bildirilmiştir. Ağır
kompllkasyonlar en sık yaşlı ya da ciddi hastalık tablosu olanlarda görülür.
Merkezi Sinir Sistemi: Fenitoin tedavisinde en sık karşılaşılan belirtiler bu sistemle ilgilidir ve genellikle dozla ilişkilidir. Bunlardan bazılan nistagmus, ataksi, konuşmada
güçlük, koordinasyon azalması ve mental konfûzyondur.
Baş dönmesi, uykusuzluk, geçici sinirlilik, motor seğirmeler ve baş ağrısı de gözlemlenmiştir. Ayrıca seyrek de olsa, fenotiazin ve diğer nöroleptik İlaçların neden oldukları köre, dlstoni, tremor ve asterikse benzer, fenitoine bağlı diskinezl bildirilmiştir.
Uzun süreli fenitoin tedavisi uygulanan hastalarda baskın duyusal periferik polinöropati gözlemlenmiştir.
Hemopoetlk Sistem: Fenitoin uygulanmasına bağlı zaman zaman bazıları ölümcül olabilen hemopoetlk kompllkasyonlar bildirilmiştir. Bunlardan bazılan trombosltopenl,
lökopeni, granülosltopenl, agranülositoz ve kemik iliği baskılanması ile beraber ya da tek başına seyreden pansltopenldlr. Makrosltoz ve megaloblastik anemi meydana
geldiğinde, bu durumlar genellikle follk asit tedavisine yanıt verir (Bkz Uyanlar/Önlemler). Benign lenf düğümü hiperplazisi, psödolenfbma, lenfoma ve Hodgkin hastalığı gibi lenfadenopati bildirilmiştir (Bkz Uyarılar/Önlemler).
Bağ doku Sistemi: Yüz hatlannda kabalaşma, dudaklarda büyüme, diş eti hiperplazisi, hipertrikoz ve Peyronie hastalığı.
Enjeksiyon Bölgesi: Lokal Iritasyon, enflamasyon ve hassasiyet görülebilir. Subkütan ve perivasküler uygulanım sonrası nekroz ve soyulma görülebileceğinden, bu uygulama yollan tercih edilmemelidir. Intravenöz tenitolnin damar dışına çıkmasıyla ya da çıkış olmadan lokal iritasyon, inflamasyon, duyarlılık, nekroz ve deride dökülme bildirilmiştir.
Gastrointestinal Sistem: Bulantı, kusma, kabızlık, toksik hepatit ve karaciğer hasan (Bkz. Uyarılar/Önlemler).
Deri ile ilgili sistem: Skarlitinifbrm veya morbiliform döküntüleri de içeren ve bazen ateşin eşlik ettiği dermatolojik belirtiler olabilir. En sık morbiliform döküntü (kızamık benzeri) görülür, diğer tip dermatitler daha seyrek görülür, ölüme yol açabilecek daha ciddi diğer formlar büllü, eksfolyatif ya da purpuralı dermatit, Lupus eritematöz, Stevens-Johnson sendromu ve toksik epidermal nekrolizdir (Bkz Uyarılar/Önlemler).
İmmünolojik reaksiyonlar: Aşın duyarlılık sendromu (artraljiler, eozinofili, ateş, karaciğer işlev bozukluğu, lenfadenopati ya da döküntü gibi semptomlar içerir, ancak bunlarla sınırlı değildir), sistemik lupus eritematöz, periarteritis nodosa ve immün globülin anormallikleri meydana gelebilir. Hala seyrek de olsa, birkaç bireysel vaka bildirimi siyahlarda deride döküntü ve hepatotoksisite dahil aşın duyarlılık reaksiyonlannın insidansının, artmış olabileceğini düşündürmektedir.
BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ.

İLAÇ ETKİLEŞİMLERİ VE DİĞER ETKİLEŞİMLER
Serum fenitoin düzeylerini artıran ya da azaltan ya da fenitoinin etkileyebileceği pek çok ilaç vardır. Serum fenitoin konsantrasyonlannın belirlenmesi özellikle olası ilaç
etkileşimlerinden şüphelenildiğinde önem taşır. En sık meydana gelen ilaç etkileşimleri aşağıda belirtilmiştir.
Fenitoinin serum düzeylerini artırabilecek ilaçlardan bazılan:
Akut alkol kullanımı, amiodaron, kloramfenikol, klordiazepoksit, diazepam, dikumarol, disulfiram, östrojenler, etoksüksimid , H2-antagonistJeri, halotan, izoniazid, metilfenidat, fenotiazinler, fenilbütazon, salisilatlar, süksinimidler, sulfonamidler, tolbutamid, trazodon Fenortoinin serum düzeylerini düşürebilecek ilaçlardan bazıları:
, kronik alkol kullanımı, rezerpin ve sükralfat. Molindon hidroklorür fenitoinin emilimini bozan kalsiyum iyonlannı içerir. Emilim sorunlannın önüne geçmek için, kalsiyumiçeren antiasit preparatlan dahil kalsiyum preparatlan ile fenitoinin alım zamanlar ve kalsiyum preparatlannın alım zamanları buna göre ayarlanmalıdır.
Fenitoinin serum düzeylerini artırabilen ya da azattabilen ilaçlardan bazılan:
Fenobarbltal, sodyum ve valprolk asit. Bunun gibi, fenitoinin karbamazepin, fenobarbltal, valprolk asit ve sodyum valproatın serum düzeyleri üzerindeki etkileri
önceden tahmin edilememektedir.
Gerçek bir ilaç etkileşimi olmasa da, trisiklik duyarlı hastalarda konvülsiyonları başlatabilir ve fenitoin dozunun ayarlanması gerekebilir.
Kandaki düzeyleri ve/veya etkileri fenitoin tarafından değiştirebilecek İlaçlardan bazılan: Kortikosteroidler, kumarin grubu antikoagülanlar, dijitoksin, doksisiklin, östrojenler, furosemid, oral kontraseptifler, kinidin, rifampin, teofilin ve vitamin D’dir.
İlaç Enteral Beslenme/Beslenme Preparatlan Etkileşimi : Literatürde bildirilen vakalar enteral beslenme preparatlan ve/veya benzeri beslenme takviyeleri verilen
hastalarda fenitoinin plazma düzeylerinin beklenenden daha düşük olduğunu düşündürmektedir. Bu nedenle fenitoinin enteral beslenme preparatlanyla birlikte
uygulanmaması önerilir. Bu hastalarda serumdaki fenitoin düzeyinin daha sık izlenmesi gerekebilir.
Ilaç-Laboratuvar Testi Etkileşimleri : Fenitoin serumdaki proteine bağlı iyot (PBİ) düzeylerinin azalmasına neden olabilir. Ayrıca deksametazon ya da metirapon testlerinde değerlerin normalden düşük çıkmasına da yol açabilir. Fenitoin serum glukoz, alkalen fosfataz ve gama glutamil transpeptidaz (GGT) düzeylerinin yükselmesine neden olabilir. Fenitoin kan kalsiyumu ve kan şekeri metabolizma testlerini etkileyebilir.
KULLANIM ŞEKLİ VE DOZU
Epitoin 250mg/5ml ampul yavaş intravenöz (IV) bolus olarak ya da IV infüzyon ile uygulanabilir.
Bolus Uygulama: Fenitoin bolus halinde, hızı erişkinlerde dakikada 50 mg’ı geçmeyecek şekilde yavaş, geniş lumenli bir iğne ya da intravenöz katater ile büyük bir vene enjekte edilmelidir. Her intravenöz fenitoin enjeksiyonundan önce, solüsyonun alkali olmasından kaynaklanan lokal venöz irritasyonu önlemek için, aynı iğne ya da kateter serum fizyolojik ile yıkanmalı ve ardından steril serum fizyolojik enjeksiyonu yapılmalıdır.
İnfüzyon Uygulama: İnfüzyon uygulaması için Epitoin 250mg/5mî ampul 50-100 mi normal serum fizyolojik içinde seyreltilmen, solüsyondaki nihai fenitoin konsantrasyonu 10 mg/miyi aşmamalıdır. Karışım hazırianır hazırlanmaz uygulamaya başlanmalı ve bir saat içinde tamamlanmalıdır (infüzyon kanşımı buzdolabına konmamalıdır). In-line filtre (0-22-0.50 mikron) kullanılmalıdır. Her intravenöz fenitoin enjeksiyonundan önce, solüsyonun alkali olmasından kaynaklanan lokal venöz irritasyonu önlemek için, aynı iğne ya da kateter serum fizyolojik ile yıkanmalı ve ardından steril serum fizyolojik enjeksiyonu yapılmalıdır.
Solüsyon ve ambalaj izin verdiği ölçüde, parenteral ilaç ürünleri uygulanmadan önce partiküllü madde olup olmadığı ve renginin bozulup bozulmadığı gözle kontrol edilmelidir.
Hem seyreltilmemiş formu hem de infüzyon karışımı bulanık ve çökeltili olmadığı sürece kullanılabilir.
Seyreltilen infüzyon karışımı (fenitoin artı normal serum fizyolojik) buzdolabına konmamalıdır. Seyreltilmemiş parenteral fenitoin buzdolabına konur ya da dondurulurca bir çökelti meydana gelebilir; solüsyon oda sıcaklığında tutulduktan sonra bu çökelti dağıtmalıdır bu durumda ürün kullanıma hala uygundur. Soluk sarı bir renk meydana gelebilir; ancak bunun solüsyonun etki gücü üzerinde bir etkisi yoktur.
Doz yetişkinlerde Intravenöz olarak dakikada 50 mg’ı ve yenldoğanlarda dakikada 1-3 mg/kg’ı aşmamalıdır. Bu İlacın tam terapötlk etkisi İle minimal toksik dozları
arasında göreceli dar bir sınır bulunur.
Status epileptikus tedavisinde, fenitoin Intramüsküler uygulandığında emlllml geciktiğinden, Intravenöz yol tercih edilmelidir.
Serbest asit formuyla ilaç içeriğinde sodyum tuzundakine göre yaklaşık %8’lik bir artış olduğundan, serbest asit ile formüle edilmiş bir üründen sodyum tuzuyla formüle
edilmiş bir ürüne geçilirken (ya da tam tersi) doz ayarlaması ve serum düzeyinin izlenmesi gerekebilir.
Status Epileptikus: Yetişkinlerde hızı dakikada 50 mg’ı geçmemek üzere (bu 70 kg’lık bir hastada yaklaşık 20 dakika sürecektir) 10-15 mg/kg’lık bir yükleme dozu
intravenöz yolla yavaş verilir. Yükleme dozunu her 6-8 saatte bir, oral ya da intravenöz yolla verilen 100 mg’lık idame dozu izlemelidir.
Yenidoğanlar ve çocuklarda fenitoinin amilimi oral uygulamadan sonra güvenilir olmaz. Intravenöz uygulanan 15-20 mg/kg’lık yükleme dozu çoğu durumda, genellikle kabul
edilen terapötik aralıkta (10-20 ug/ml) serum konsantrasyonları sağlar. İlaç hızı dakikada 1-3 mg/kg’ı geçmemek üzere yavaşça intravenöz yolla enjekte edilmelidir.
Elektrokardiyogram ve kan basıncının sürekli izlenmesi şarttır. Hasta solunum depresyonu belirtileri açısından gözlem altında tutulmalıdır. Status epileptikus tedavisinde fenitoin kullanırken ve daha sonra idame dozunun ayarlanması için serum fenitoin düzeylerinin belirlenmesi önerilir.
Fenitoinin yavaş uygulanması gerektiğinden, konvülsiyonların hızla kontrol altına alınabilmesi için konkomitan diazepam gibi bir intravenöz benzodiazepin ya da intravenöz kısa etkili barbitürat uygulanması gibi başka önlemler kullanılabilir.
Konvülziyonlar parenteral fenitoin uygulamasıyla bitmezse, başka antikonvülsanlar, intravenöz barbitüratlar, genel anestezikler ya da başka uygun önlemlerin kullanılması
düşünülmelidir. Doruk serum düzeylerinin sağlanması 24 saati bulabileceğinden, status epileptikus tedavisinde intramüsküler uygulama yapılmamalıdır.
Nöroşirurji: Profilaktik doz – ameliyat sırasında ve ameliyattan sonra devam etmek üzere yaklaşık 4 saatte bir intramüsküler 100-200 mg (2-4 mi) dır. önceden oral
uygulamayla stabilize edilmiş bir hastada intramüsküler uygulama gerektiğinde, terapötik serum düzeylerini sürdürmek için kompanse edici doz ayarlaması gerekir.
İntramüsküler yoldan uygulancaksa ilaç derin intramüsküler enjeksiyon ile verilmelidir. Bu düzeylerin sürdürülebilmesi için oral dozun %50 fazlası intramüsküler doz gereklidir.
Hasta oral uygulamaya geri dönünce, intramüsküler doku bölgelerinden salımın uzamasına bağlı olarak serum düzeylerinin aşın yükselmesini engellemek için bir hafta
boyunca uygulanan doz orijinal oral dozdan %50 düşük olmalıdır.
Hastanın bir haftadan daha uzun süre İM fenitoin kullanması gerekirse, gastrik entübasyon gibi alternatif yollar aranmalıdır. Bir haftadan kısa süreler için İM uygulamadan oral uygulamaya geri dönen hastaya, İM fenitoin verilen süre kadar bir süre orijinal oral dozun yansı verilmelidir. Düzeylerin subterapötik aralığa düşmesini engellemek için serum düzeyleri izlenmelidir. Olası ilaç etkileşimleri kuşkusu olduğunda serum ilaç düzeylerinin belirlenmesi özellikle yararlıdır.
Kardiyak aritmi: Vücut ağırlığının kg başına 3.5-5 mg, gerekirse bir daha tekrarlanır. Genellikle günlük toplam 700-1000 mg’lık doz yeterlidir. 20 mg/ml’lik plazma düzeylerinde yararlı bir reaksiyon görülmezse daha yüksek düzeyin herhangi bir etki sağlama ihtimali düşüktür. Dakikada 30-50 mg’lık yavaş uygulama tercih edilir.
DOZ AŞIMI
Pediyatrik hastalarda letel doz bilinmemektedir.
Yetişkinlerde letal dozun 2-5 gram olduğu düşünülmektedir.
İlk semptomlar nistagmus, ataksi ve dizartridir. Diğer belirtiler tremor, hiperrefleksi, uyuklama, sersemlik, letarji, konuşmada güçlük, bulanık görme, kusma ve bulantıdır. Hasta komaya girebilir, kan basıncı düşebilir, ölüm solunum ve dolaşımın baskılanmasına bağlıdır.
Toksisite meydana getirebilecek fenitoin serum düzeyleri açısından bireyler arasında belirgin farklılıklar vardır. Lateral bakışta oluşan nistagmus genellikle 20 mcg/ml’de ve
ataksi 30 mcg/ml’de, dizartri ve letarji serum konsantrasyonu 40 ug/ml’nin üstüne çıkınca ortaya çıkar, ancak toksisite bulgusu olmadan 50 ug/ml’ye kadar çıkıldığı
bildirilmiştir. Tam iyileşme olması için serum konsantrasyonunun 100 ug/ml’nin üstüne çıkacak şekilde terapötik dozun 25 katının alınması gerekir.
Tedavi: Bilinen bir antidot olmadığı için tedavi spesifik değildir.
Solunum ve dolaşım sistemlerinin yeterliliği dikkatle gözlemlenmen ve gereken destekleyici önlemler alınmalıdır. Fenitoin tümüyle plazma proteinlerine bağlanmadığı İçin hemodiyaliz düşünülebilir. Pediyatrik hastalarda ağır entoksikasyon tedavisinde tam kan değişimi uygulanmıştır.
Akut doz aşımında alkol gibi başka MSS baskılayıcılarının mevcut olması olasılığı akılda tutulmalıdır.
SAKLAMA KOŞULLARI: 25’C’in altında oda sıcaklığında saklanmalıdır. Işıktan korunmalıdır.
Çökelme ve bulanıklık varsa kullanılmamalıdır. Çökme olasılığı dolayısıyla, intravenöz infüzyon sıvılarına katılmamalıdır.
Çocuklann ulaşamayacakları yerlerde ve ambalajında saklayınız
TİCARİ TAKDİM ŞEKLİ VE AMBALAJ İÇERİĞİ
Karton kutu içinde beşlik plastik yivlere yerleştirilmiş, her biri 250 mg/ 5 mi fenitoin sodyum içeren 5 adet renksiz otopul cam ampul.
RUHSAT SAHİBİNİN İSİM VE ADRESİ: VEM İlaç Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Yeşilyurt Sokak – 3/2 Çankaya -Ankara
RUHSAT TARİH VE NUMARASI: 11.10.2007 212/83
ÜRETİM YERİNİN ADI VE ADRESİ: İDOL İlaç Dolum Sanayi ve Ticaret A.Ş. Davut paşa Cad. Cebe Alibey Sok. No: 20 34010 Topkapı -İstanbul
REÇETE İLE SATILIR

Bir önceki yazımız olan Epilepsi Tedavisinde Kullanılan Yeni Antiepileptik İlaçlar başlıklı makalemizde , Clobazam ve EPİLEPSİ hakkında bilgiler verilmektedir.